Tarih: 24.01.2026 11:35

Erzurum’da Düzen Bozulmasın Diye Her Şey Bozuluyor

Facebook Twitter Linked-in

Erzurum'da en çok korunan şey düzen. Ama bu düzen adaletli olduğu için değil, alışıldık olduğu için korunuyor. Kimse "Bu düzen doğru mu?" diye sormuyor. Herkes "Bozulmasın" diye uğraşıyor. Oysa bozulmaması için uğraşılan bu düzen, şehri zaten uzun süredir bozmuş durumda.

Burada sorun tek tek insanlar değil. Sistem de değil sadece. Asıl sorun, herkesin bu düzenin parçası olduğunu inkâr etmesi. Kimse kendini sorunun içinde görmüyor. Herkes mağdur, herkes şikâyetçi, herkes memnuniyetsiz. Ama nedense herkes yerinde duruyor.

Bir yanlış yapılıyor. Görülüyor. Biliniyor. Konuşuluyor. Ama üstüne gidilmiyor. Çünkü üstüne gitmek risk demek. Risk ise Erzurum'da sevilmez. Burada akıllı insan, sesini çıkarmayan insandır. Cesur insan değil, "sorunsuz" insan makbuldür.

Bu yüzden bu şehirde liyakat konuşulur ama uygulanmaz. Adalet istenir ama talep edilmez. Şeffaflık denir ama sorgulanmaz. Herkes kelimeleri bilir ama kimse o kelimelerin arkasında durmaz. Kelimeler var, irade yoktur.

En tehlikeli olan da şudur: Bu durum artık rahatsız etmiyor. İnsanlar duruma öfkelenmiyor bile. Alışılmış. Normalleşmiş. "Burası Erzurum" denip geçiliyor. Sanki bu cümle her şeyi açıklıyormuş gibi. Oysa bu cümle, vazgeçmenin kibar hâlidir.

Bu şehirde yanlış yapanın en büyük güvencesi, doğru olanın yalnızlığıdır. Çünkü kimse yalnız kalmak istemez. Herkes bir gün işinin düşeceğini, kapı çalacağını, birine muhtaç olacağını düşünür. Bu düşünce, insanları sessizliğe mahkûm eder.

Gençler bu tabloyu net görüyor. O yüzden bağırmıyorlar, slogan atmıyorlar. Bavul topluyorlar. Çünkü burada kalıp mücadele etmenin ödüllendirilmediğini, aksine cezalandırıldığını düşünüyorlar. Bu sadece bir algı değil, yaşanmışlıkların sonucu.

Erzurum'da düzen bozulmasın diye her şey bozuluyor. Esnaf batıyor ama ses çıkarmıyor. Gençler gidiyor ama arkasından sadece baş sallanıyor. Haksızlıklar büyüyor ama "aman karışmayalım" deniyor. Herkes kendi küçük konfor alanını korurken, şehir büyük bir kayba sürükleniyor.

Kimse kusura bakmasın ama bu noktada suç sadece yönetenlerde değil. Yönetilenlerde de. Çünkü sessizlik masum değildir. Sessizlik bazen onaydır. Bazen ortaklıktır. Bazen de korkaklıktır. Hangisi olursa olsun, sonuç değişmez.

Bu şehir ayağa kalkacaksa, bağırarak değil; susmamayı öğrenerek kalkacak. Herkesin her şeye itiraz etmesi gerekmez. Ama herkesin gördüğü yanlışa "yanlış" diyebilmesi gerekir. Bu bile şu an büyük bir adımdır.

Erzurum güçlü bir şehir olabilir. Ama bunun için önce şu yalanı bırakması gerekir:
"Biz elimizden geleni yapıyoruz."

Hayır.
Bu şehir elinden geleni yapmıyor.
Bu şehir, elini taşın altına sokmaktan kaçıyor.

Ve gerçek değişim, tam da orada başlar.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —