Ozan Özcan'ın, Ekrem İmamoğlu’nun diplomasıyla ilgili sahtecilik iddialarını ilk olarak gündeme taşımasıyla beş gündür ülkemiz de sıcak gelişmeler yaşanıyor. Yolsuzluk iddialarıyla ilgili olarak soruşturma kapsamında gizli tanık beyanları ve çeşitli iddialar bulunmaktadır. Gizli tanık Adem Soytekin’in Ekrem İmamoğlu’nun kasalarından biri olduğunu ve KİPTAŞ’tan ihale aldığını duyduğunu ifade etmiştir. İmamoğlu'nun 250 milyar ile 560 milyar lira arasında yolsuzluk yaptığı iddia edilmişti.
Ancak İstanbul büyükşehir belediyesi bu iddiaları yalanlamış ve 2025 yılı bütçesinin 564 milyar lira olduğunu bu bütçenin İstanbul’un 'su, ulaşım, metro ve altyapı’ yatırımları gibi birçok kalemini karşıladığını ve 95 bin çalışana maaş ödendiğini belirtmiştir. Bu iddialar da resmi makamlar tarafından doğrulanmamıştır. İBB, bu tür iddiaların bütçe rakamlarıyla uyuşmadığını ve gerçeği yansıtmadığını gerekçesiyle İmamoğlu'nun hukuki süreci başlamıştı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yargı süreci hukukun doğal akışı içinde ilerlerken CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’in talihsiz çağrıları malesef ki ülkeyi kaosa sürüklemek isteyen karanlık odaklara adeta davetiye çıkarttı.
Türkiye’de yıllardır sahnelenen "sokağa dökülme" senaryolarının yeni bir perdesinin açılmasına sebep oluyor. Bu çağrı siyasi bir sorumluluk bilinciyle hareket etmek yerine halkı sokaklara çağırarak ülkeyi iç çatışmanın eşiğine sürüklüyor ve yanlış bir savunma politikasını ilerletirken muhalif parti tabanını diri tutmak yerine şiddet yanlısı provokatörlere alan açıyor.
Ekrem İmamoğlu’nun görevden uzaklaştırılması yargı süreciyle birlikte İstanbul gibi kritik bir şehrin yönetiminin kaosa sürüklenmemesi adına devletin aldığı bu tedbir zamanla halk tarafından daha iyi anlaşılacaktır. Hukuku süreçte gereken adelet sağlanacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti böylesine hassas bir dönemde her zaman olduğu gibi soğukkanlı ve kararlı duruşunu sürdürüyor. Cumhur İttifakı devletin vakarını koruyarak sağduyulu ve hukuka uygun adımlar atmaya devam ediyor.
İçişleri Bakanlığı ve güvenlik güçleri, halkın huzurunu bozacak her türlü provokasyona karşı tedbirlerini alırken hükümet yetkilileri de sürecin adalet çerçevesinde ilerleyeceğini vurguluyor. Türkiye gezi olaylarında, 15 Temmuz hain darbe girişiminde ve diğer pek çok provokatif kalkışmada olduğu gibi yine sağduyusunu koruyarak bu süreci de bertaraf edecektir.
Sokakları kışkırtanların kimler olduğunu aslında hepimiz biliyoruz. Türkiye'nin huzur ve istikrarını bozmaya çalışan dış bağlantılı odaklar FETÖ, PKK ve marjinal sol örgütler, muhalif parti’nin sokağa çıkma çağrısını fırsata çevirmek için harekete geçti. Nitekim İstanbul’da ve Ankara’da başlayan gösterilerde taş, sopa, molotof kokteyliyle saldıranların kimler olduğu ortada..
Muhalif parti liderinin belki de bilinçsizce yaptığı bu çağrı aslında Türkiye’de kardeşi kardeşe kırdırma projesini fırsat olarak görmek isteyenler tarafından bir fırsata dönüştü. Muhalefetin içindeki aklıselim isimlerin bile bu kışkırtıcı dili eleştirmesi partinin içindeki çatışmayı gözler önüne seriyor.
Türkiye bugün içeride ve dışarıda pek çok düşmanla mücadele ediyor. Terörsüz Türkiye adımları ve terörle mücadelede kararlılığını sürdüren devletimiz aynı zamanda ekonomik ve askeri alanda da büyük adımlar atıyor. Cumhur İttifakı ülkenin birlik ve beraberliği için her zamankinden daha güçlü bir duruş sergiliyor.
Muhalif partinin içine düştüğü kargaşa, aslında muhalefetin nasıl bir çıkmazda olduğunu gösteriyor. Cumhur İttifakı ise dün olduğu gibi bugün de ülkenin bekası için sağlam adımlarla ilerliyor.
Polis de çatışmak isteyen el kaldırsın söylemeyi son derece yanlıştır! Bu söylem provokatörleri sokağa çekmekten öteye gidemez.
Muhalif parti lideri, eğer gerçekten Türkiye’yi düşünen bir muhalefet anlayışına sahip olsaydı sokakları alevlendirmek yerine hukuka güvenmeleri gerektiğini bilirlerdi.
Ama anlaşılan o ki amaçları demokrasi değil kaos. Böyle hassas bir zamandan geçerken Sayın muhalif parti liderinin daha dikkatli davranmasını beklerdik, malesef ki olmadı.. Şimdi sormak lazım Sayın muhalif içiniz rahat mı? Sokağa çıkan, eylemde bulunan yüzleri maskeli eylemciler sizlerin seçmeni mi?
Hiç sanmıyorum..
Kurdu çakala boğdurma planları olanlar sahalarda ama bu el tutmaz demedi demeyin! Ancak milletimiz 15 Temmuz’da olduğu gibi bu oyunu da bozacaktır. Aklı selim milletimiz bu tür oyunlara alet olmayacaktır. Her vatandaş gibi devletimizin ve güvenlik güçlerimizin yanında olarak destek olacağız.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti güçlüdür. Devlet aklı doğru zamanı bekler ve bu millet provokatörlere asla geçit vermeyecektir.
Araştırmacı, Gazeteci
Tülay TÜREDİ