Tarih: 25.02.2026 04:18

Algı Pazarı: Gerçeğin Kilosu Kaç Lira?

Facebook Twitter Linked-in

Bağıran Kazanır Çağı

Eskiden "Söz gümüşse sükût altındır" derlerdi. Şimdi tam tersi: Bağıran altın, susan bakır. Kimin sesi yüksekse onun doğrusu makbul. İçeriğin dolu olması şart değil; yeter ki gündem olsun.

Bir olay oluyor. Henüz ne olduğu belli değil. Ama sosyal medya mahkemesi kuruluyor. Hakim hazır, savcı hazır, infaz timi hazır. Delil mi? Paylaşım sayısı kadar. "Doğru mu?" sorusu sorulmuyor; "Trend mi?" sorusu yeterli.

Atalar "Acele işe şeytan karışır" demiş. Biz aceleyi hız sandık. Hızlı olanı doğru kabul ettik. Oysa hız bazen hatanın kamuflajıdır.

Eskiden haber araştırılırdı, şimdi servis ediliyor. Eskiden fikir tartışılırdı, şimdi taraf seçiliyor. Düşünmek zahmetli geldi; hazır kanaatler daha konforlu.

Gerçeğin PR'ı Zayıf

Gerçek sessizdir. Reklam bütçesi yoktur. Algının ise ajansı var, sponsorluğu var, takipçi ordusu var.

Bir cümle düşün: İçeriği boş ama ambalajı parlak. Satıyor.
Başka bir cümle düşün: İçeriği dolu ama süslü değil. Görmezden geliniyor.

"Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar" atasözü artık güncellendi: Doğru söyleyen önce unfollow ediliyor.

Toplum olarak duymak istediğimizi dinliyoruz. Gerçek can sıkıyorsa kapatıyoruz. Çünkü gerçek konfor bozuyor. Oysa konfor, hakikatin düşmanıdır.

Bir ülkenin geleceği, gerçeğe tahammül kapasitesi kadardır. Tahammül azaldıkça gürültü artar. Gürültü arttıkça akıl azalır.

Linç Kültürü ve Dijital Cesaret

Eskiden mahallede yüz yüze konuşulurdu. Şimdi klavye başında cesaretliyiz. Kimlik gizli, öfke açık.

"Yiğit meydanda belli olur" derlerdi. Bizim meydan Wi-Fi çekim alanı oldu.

Bir paylaşım yüzünden insanlar ya kahraman ya hain ilan ediliyor. Orta yol yok. Çünkü orta yol reyting getirmiyor.

Oysa hakikat çoğu zaman gri alandadır. Siyah-beyaz kolaydır; düşünmeyi gerektirmez. Ama hayat gri tonlarda akar.

Gülsek mi ağlasak mı? Bir gün alkışlanan ertesi gün linç ediliyor. Dün göklere çıkarılan bugün yerin dibine sokuluyor. Çünkü algı pazarı hızlı tüketim ister. Bugünün kahramanı yarının unutulmuşu olur.

Akıl mı, Alkış mı?

Toplum olarak bir yol ayrımındayız. Akla mı yatırım yapacağız, alkışa mı?

"Ne ekersen onu biçersin" sözü boşuna söylenmedi. Eğer bilgi yerine slogan ekersek, hasatta cehalet biçeriz.

Algı kazanıyor gibi görünebilir. Ama uzun vadede gerçeği bastıran her sistem kendi yükü altında çöker. Çünkü yalanın ömrü kısadır; gerçek sabırlıdır.

Belki de yeniden sormamız gereken soru şu:
Haklı olmak mı istiyoruz, hakikati mi?

Çünkü ikisi her zaman aynı şey değil.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —