Menü TÜM 1 HABER
Tarih: 24.03.2026 13:20
Bahçeli’den İsrail ve ABD’ye sert eleştiri: ‘Asıl rejim değişikliği İsrail’de yapılmalıdır’

Bahçeli’den İsrail ve ABD’ye sert eleştiri: ‘Asıl rejim değişikliği İsrail’de yapılmalıdır’

Facebook Twitter Linked-in

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Meclis grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Bahçeli, İsrail'in saldırgan tutumuna tepki göstererek, "İsrail gözü kararmış, kan içen bir ölüm aygıtına dönüşmüştür. Asıl rejim değişikliği, asıl yönetim değişimi İsrail'de yaşanmalıdır. ABD Başkanı'nın ilk gündemi evvela bu olmalıdır" dedi.

"İsrail gözü kararmış bir ölüm aygıtına dönüştü"

Bahçeli, Mescid-i Aksa'nın Ramazan ayı boyunca abluka altında tutulmasını eleştirerek, "İsrail gözü kararan, kan içen, can alan, önüne gelene saldıran bir ölüm aygıtına dönüşmüştür. Asıl rejim değişikliği, asıl yönetim değişimi İsrail'de yaşanmalıdır. ABD Başkanı'nın ilk gündemi evvela bu olmalıdır. İsrail'in ABD'nin yönetim sistemine nüfuz etmesi, karar ve denetim organlarına şu ya da bu yolla istikamet çizmesi büyük bir tehlikedir, Amerikan halkına da direkt hakarettir. İsrail'in 20 Mart'ta Suriye'nin güneyindeki askeri alt yapıyı hedef alan saldırısı bölgesel gerilimi tırmandıran düşmanca bir tutumdur. Lübnan'a yönelik askeri operasyonları da hem uluslararası hukukun ihlali hem de Ortadoğu'nun kanayan ağır yarasıdır. Üstelik bu terör devleti Ramazan ayı boyunca Mescid-i Aksa'yı ablukaya almış, zor kullanarak ibadete kapalı tutmuştur. Lütfen dikkat ediniz, 59 yıl aradan sona ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'da bayram namazı kılınamamıştır. Bu alçak muamele Müslüman gönülleri ve İslam alemini ileri düzeyde rahatsız ve rencide etmiştir. Mescid-i Aksa'nın manevi dokusuyla, tarihsel statükosuyla hiç kimse oynayamaz, buna teşebbüs edenler de iki cihanda en ağır bedeli ödemeye mahkum olmaktan kurtulamaz. Kudüs İslam'dır, Mescid-i Aksa İslam'dır, hepimizin ilk göz ağrısıdır, ilk kıblemizdir, Miraç mucizesinin ilk eşiğidir; Siyonizm'in oyuncağı olmasına ise asla göz yumulamaz" dedi.

"Hiçbir tehdide eyvallah etmeyeceğiz"

Bahçeli, Türkiye'nin stratejik tehditler karşısında milli birliğini, güvenliğini ve çıkarlarını koruyacağını ifade ederek, "Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı, milletimizin bekası, ülkemizin bağımsız geleceği için dünden daha önemli bir görevle karşı karşıyadır. Bu görev tarihidir, tehiri ve tevzisi düşünülemeyecektir. Ülkemizin ve bölgemizin maruz kaldığı stratejik tehditler küresel senaryoların bölgemizde gösterime sokulan bugünkü sahnesinden başka bir şey değildir. Milli birliğimizi, milli güvenliğimizi, milli çıkarlarımızı, milli varlığımızı, milli gelecek projelerimizi, gönül ve kültür coğrafyalarımızın şerefini sömürge hesaplarına, Siyonist planlara, egemen güçlerin inisiyatifine terk etmeyeceğiz, sonuçları ne olursa olsun alttan almayacağız. Dünyanın enerji ve su kaynaklarını kontrol etmek isteyen yeni emperyalizm, bunlara sahip milletler üzerinde hunhar operasyonlar peşindedir. Maalesef büyük çoğunluğu din kardeşimiz ve soydaşımız olan geniş coğrafyalarda kin, nefret, zulüm devamlı körüklenmektedir. Anlaşılan buralarda petrol bitmedikçe, gaz bitmedikçe, su bitmedikçe, paylaşacak toprak bitmedikçe savaşlar da bitmeyecektir. Görünen odur ki, bu kaynaklar tükenmedikçe gözyaşları dinmeyecektir. Afrika'nın bir ucundan, Asya'nın bir ucuna kadar milyarlarca insan bir lokma ekmek, bir parça hürriyet, bir nebze olsun haysiyet mücadelesi için canını dişine takmaktadır. Kaybedenler, nehir gibi kanı dökülenler tarihin her devrinde olduğu gibi yine mazlumlardır. Fakat tarihin doğru yerinde durarak mazlumların yine güvencesi olacağız. Hiçbir tehdide eyvallah etmeyeceğiz. Hakkımızı yere düşürmeyeceğiz; inancımızın, irademizin ve devlet olmaktan kaynaklanan iffetimizin karşısına kim çıkarsa çıksın hepsini ezip geçeceğiz" ifadelerine yer verdi.

"Terörsüz Türkiye, koynunda haç taşıyanlara karşı hilalin duruşudur"

Türkiye'nin "Terörsüz Türkiye" hedefini de vurgulayan Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" hedefimize dudak bükenler şimdi köşe bucak saklanmaktadır. "Terörsüz Türkiye", "Terörsüz Bölge" çağrımıza şaşı bakanlar, olmadık suçlamalarda bulunanlar, üstelik milletsiz ve milliyetsiz milliyetçilik anlayışına yaslanarak olmayan dağı delip bulunmayan suyu akıtanlar, haklılığımızın berraklaşmasıyla kamyon farı görmüş tavşan gibi donakalmışlardır. Biz yine de onların donup kalmalarını değil, Türk ve Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüze omuz vermelerini istiyor, buna davet ediyoruz. Biz yine de onların huzurlu, güvenli, istikrarlı, ekonomik refaha ulaşmış, diplomaside altın çağını yaşayan, güçlenen ve gürbüzleşen Türkiye için harekete geçmelerini bekliyoruz. Terörsüz Türkiye, ateşin göbeğine düşen coğrafyalar ve komşu devletler karşısında, ülkemin her köşesinde milli yürekleri sulayan zemzem suyudur. Terörsüz Türkiye, Türk ile Kürt'ün ebedi kardeşlik baharı, ortak kader ve keder paydasında yekvücut olma halinin sudur etmesidir. Kukla ile kuklacı aynı maldır; birinin tıyneti, ötekinin suretidir. Biz kuklaları ve kuklacıları aramızdan sürüp çıkarıyoruz. Dilimiz birdir, kıyamete kadar var olacak kardeşliğin dilidir. Dinimiz birdir, itikat ve imanımızın müşterek dairesinde birliğin ilahi meşalesidir. Vatanımız birdir, acımız birdir, amacımız birdir, atimiz birdir, mazimiz birdir, Türk ile Kürt bozulmayacak kardeşliğin nişanesidir. Hep birlikte Türk milletiyiz, hepimiz Türkiye Cumhuriyeti'yiz. Coğrafyalar deprem geçirirken, jeopolitik fırtına devleşmişken, savaş ve çatışmalar dönemi hızla tetiklenmişken; bize başkasından fayda yok diyeceğiz, onun bunun şeytan planlarına aldırış etmeyeceğiz, bozguncuları güldürmeyeceğiz, birlikte ve beraberce bayrağımızı asla indirtmeyeceğiz. Kimlik siyasetinin sonu yoktur. Etnik ve mezhep temelli kamplaşmanın kazananın yoktur. Ancak her şeyden önce Türkiye demenin beka düzeyinde önceliği vardır ve olacaktır. "Terörsüz Türkiye" hedefimiz kapsamında ihtiyaç duyulan, ilgili komisyonun hazırladığı rapora binaen demokratik ve hukuki düzenlemeler adım adım yerine getirilecektir. Bu süreçte yanlış anlamalara meydan verecek, iyi niyetle ters düşecek, vehimleri teşvik edecek, kırılganlıkları artıracak sancılı açıklamalardan özenle kaçınmak esas olmalıdır. On yıllar boyunca milletimizin ve ülkemizin önünü kapatmış, pek çok ağır tahribata, kayba ve kabarık faturaya yol açmış terör musibetinin tamamıyla sonlandırılmasıyla Türk milleti ortak paydasında buluşmuş her insanımız kazançlı çıkacaktır. Süreci boğmanın, aceleye getirmenin, tartışmaları alevlendirmenin alemi yoktur. Yola çıktık, inşallah varacağız. Hedef koyduk, inşallah ulaşacağız. "Terörsüz Türkiye" dedik, Allah'ın izniyle ve muhakkak surette başaracağız. Terörsüz Türkiye, koynunda haç taşıyanlara karşı hilalin duruşudur. Terörsüz Türkiye, haramı geçim kapısı yapanlara karşı helalin şuurudur. Terörsüz Türkiye, batıla hizmet edenlere karşı hakkın teslim olmaz ruhudur" ifadelerine yer verdi.

"Aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah'tan rahmetler diliyorum"

Katar'da yaşanan helikopter kazasında şehit düşen askerler için başsağlığı dileyen Bahçeli, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına karşı barış çağrısı yaparak, şu ifadelere yer verdi:

"Nevruz Bayramı'mızın yeni bir diriliş ruhuna kaynaklık etmesini temenni ediyorum. Ayrıca Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı bünyesinde eğitim uçuşu yapan Katar Silahlı Kuvvetleri envanterine kayıtlı bir helikopterin kaza kırıma uğrayarak düşmesi, Bunun sonucunda bir askerimizin ve iki Aselsan çalışanımızın yanında dört Katar askerinin de şehit düşmesi hepimizi hüzne boğmuştur. Aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah'tan rahmetler diliyorum. Acılı ailelerine, mesai arkadaşlarına, milletimize, dost ve kardeş ülke Katar'a başsağlığı dileklerimi iletiyorum.

"Nükleer ve enerji tesisleri hedef alınıyor"

İnsanoğlu; Hz.Muhammed ile Ebu Cehil'i birlikte gördü. Ve sonunda yine gördü ki; temiz vicdan, sağlam irade, dürüst ahlak, doğru tercih, samimi inanç daima üstün gelmiş, zaman zaman bir adım gerilese bile her zaman iki adım öne sıçramayı başarmıştır. İzan aklın terbiyesidir. İdrak, akıl erdirme, bir işin gerçeğini bütün boyutuyla kavrama hasletidir. Şayet izan yoksa idrak olamaz. İdrak yoksa mizacın iyi olması tek başına bir anlam ifade edemez. Aynı anda küresel ve bölgesel sıcak gelişmelerin akışkanlığına bakarsanız görürsünüz ki; akıl, izan ve idrak kaybolmuştur. Kaybolan bir değeri olmadığı yerde arayıp bulmak ise hayal ötesi bir beklentidir. Uluslararası insancıl hukuk paçavraya dönmüştür. Çünkü ne dikkate alan, ne saygı duyan, ne de riayet ve itibar eden kalmıştır. Bilhassa uluslararası barış ve güvenliği korumak, insan haklarını geliştirmek, sürdürülebilir kalkınmayı temin etmek maksadıyla 24 Ekim 1945 yılında kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatı tarihinin en aciz ve perişan dönemine hapsolmuştur. Fiilen hukuksal işlevini ve bağlayıcı iradesini kaybetmiştir. ABD ile İsrail'in eşgüdüm halinde İran'a karşı icra ettikleri orantısız, haksız ve gerekçesiz saldırıların 25'inci gününde komşu coğrafyalar toz duman içindedir. Trump'ın "İran'ı yok edeceğiz" tehdidi, İran Dışişleri Bakanı'nın "Amerikalılarla müzakereler sonsuza dek sona ermiştir" açıklaması, İsrail Başbakanı'nın şiddet dozajının artacağını söyleyerek "Savaşın ne kadar gerekirse o kadar süreceğini" ifade etmesi barış ümitlerini sekteye uğratmaktadır.

Siyonist-emperyalist haydutluğun, dünya için stratejik öneme haiz İran'ın Pars Doğal Gaz Sahası'nı ve Natanz Nükleer Tesisini vurması, bunun ardından İran'ın, Katar ve Suudi Arabistan'daki rafinelerin yanında İsrail'in nükleer sahası olan Arad ve Dimona'ya misillemede bulunması tansiyonu zirveye çıkarmıştır. Kâbus senaryolarının tedavüle sokulması, Üst düzey devlet ve siyaset insanlarına doğrudan suikastların yapılması, Üçüncü Dünya Savaşı'nın fiilen başladığına dönük iddiaların servis edilmesi, Nükleer silahların kullanımıyla ilgili korku verici imaların sıradanlaşması, enerji krizinin kapıya dayanması, bu çerçevede Hürmüz Boğazı, Babülmendep Boğazı, Basra Körfezi, Süveyş Kanalı'nı içine alan kaygı uyandıran hesaplaşmalar ve karşılıklı gözdağları savaşın başlangıç noktasından öngörülemez ve kontrol edilemez bambaşka mecralara savrulduğunu göstermektedir. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları öncesinde yoğunlaşan, tahliye vanaları kapalı duran, jeopolitik sıkışmanın ve zora dayalı sertleşmenin devamlı tırmandığı siyasi, askeri ve ekonomik basıncın aynısı, belki daha fazlası bugün müşahede edilmektedir."

Kaynak : PERRE




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —