Tarih: 03.03.2026 09:56

Buz üstünde erimeyen sorular!

Facebook Twitter Linked-in

Buz üstünde erimeyen sorular!

24 Şubat – 3 Mart 2026 tarihleri arasında düzenlenen Dünya Gençler Curling Şampiyonası 'nda genç kadın milli takımımız mücadele ediyor. 

Ve Sonuç: 9 maç, 1 galibiyet.

Şaşırdık mı?

Elbette ki hayır!

tum1haber.com & Globalbakis.com / ÖZEL-ARAŞTIRMA-YORUM-HABER

Bu cümle hiç kimseyi ama hiç kimseyi, nedense artık (!) şaşırtmıyor.

Çünkü bu bir turnuva kazası değil. 

Bu, yıllardır adım adım gelen bir çöküşün son perdesidir…

 

Şu hususun kesinlikle altını çizerek konuya girmek istiyorum. Tüm bu yazılanlardan, bahse konu olan olaylardan dolayı sporcu kardeşlerimi, özellikle tenzih etmek istiyorum. Yani bizim kesinlikle sporcu kardeşlerimizle her hangi bir işimiz bulunmamaktadır, söylemimiz yoktur. 

Biz sporcuları konuşmayalım. 

Onlar görevlerini yapıyor. 

Buzun üstünde var güçleriyle mücadele ediyorlar. Ter akıtıp emek harcıyorlar… 

Bizim için en önemli husus ve asıl konuşulması gereken yer buzun dışı.

İşte aleni olarak rakamlar ortada.

2016'da branş Türkiye Buz Pateni Federasyonu bünyesindeyken genç kadınlarda 3, erkeklerde 2 galibiyet var. Sonrasında yetki Türkiye Curling Federasyonu'na geçiyor.

Ve devamında?

Galibiyetler düşüyor.

Elemeyi geçememe sıradanlaşıyor.

Alt sıralar normalleşiyor.

 

Bu artık "gelişim süreci" değil.

Bu yönetimsel başarısızlığın kronikleşmiş halidir…

 

 

2017'de Avrupa Gençlik Olimpik Festivali 'nde gelen ikincilik, 2023 'te onunculuğa düşmüş.

Dünya Gençlik Kış Olimpiyat Oyunları 'nda sekizinci olan ülke, Dünya Gençlik Kış Olimpiyat Oyunları 'nda on ikinci sıraya gerilemiş.

Bu bir başarısızlık değil, maalesef resmen çöküştür…

Bu gerileme değil mi?

Bu başarısızlık değil mi?

Bu alarm değil mi?

 

Altyapı dediğiniz şey bir federasyonun namusudur. Orada üretim yoksa şayet, yukarıda başarı olmaz. Olması da mümkün değildir. Geleceğe yönelik adımların olmadığı, sözde atılan her adımın reklam ve menfaate doğru açıldığı bir ortamda ortada olan durum ne yazıktır ki bu…

Yani,

Yıllardır gençlerde tablo aynı. 

Peki kim hesap veriyor?

Kaç sporcu yetiştirildi?

Kaç kulüp aktif?

Kaç antrenör uluslararası sertifikaya sahip?

Hangi performans kriterine göre teknik kadro belirleniyor?

Şeffaflık var mı?

Bu ve buna benzer onlarca ve hatta yüzlerce sorumuzun tek bir cevabı var, o da; 

Yok. Yok. Yok…

Özeleştiri var mı?

Yok.

Sorumluluk alan var mı?

Yok.

Ama başarısızlık var. 

Hem de istikrarlı bir şekilde!

 

 

Curling ciddi bir branştır. 

Strateji ister. 

Uzmanlık ister. 

Yıllar ister.

Ki özellikle bilinmesi gereken tek bir şart vardır, o da bu spor; "idare ederiz" anlayışıyla yönetilemez. Günü birlik ve gönül hoşluğu içerisinde yönetilemez. Başarıya odaklı olmak yerine, menfaate dayalı ve birilerine ve bir yerlere diyet ödeme noktası olarak yönetilemez.

Eğer branşın uzmanları yerine; liyakat tartışması doğuran görevlendirmeler yapılıyorsa, bunun faturası sahada kesilir. 

Ve kesiliyor.

Bugün gençlerde sıfır çeken bir sistem, yarın olimpiyat hayali kurabilir mi?

Alt yapıdan sporcu çıkmıyorsa A Milli takım nasıl beslenecek?

Dar kadroyla nereye kadar gidilecek?

Yarın bu ülke curlingde kimle rekabet edecek?

Bir önceki sorularımız gibi bu sorularımızın cevapları alınamadığı gibi bu sorularımıza da cevap beklediğimizi buradan aleni olarak ilgilisine ve muhataplarına, sesleniyoruz…

En ağır soru şu:

Bu sorulara rağmen, başarı diye ortaya konulan bu tabloya rağmen mevcut federasyon yönetimi hâlâ hiçbir şey olmamış gibi amaçsız bir şekilde ve "Lale Devri" muhabbeti anlayışıyla sürdürdüğü yoluna devam mı edecek?

Yaklaşık on yıla yayılan başarısızlık grafiği ortadayken, kimse sorumluluk hissetmeyecek mi?

Hiç kimse "Biz nerede yanlış yaptık?" demeyecek mi?

 

 

Spor kamuoyu artık sabırlı değil. Çünkü ortada ilerleme değil, geriye gidiş var.

Ortada proje değil, sonuçsuzluk var.

Ortada vizyon değil, sadece birilerinin menfaat gözüyle baktığı ve üzerinden kalkmaya korktuğu, bir şekilde kalkar ise "altından ne çıkacağı" nı hep beraber merak ettiğimiz (!) bir koltuk var.

 

Bu bir kötü turnuva değil.

Bu, kötü yönetimin kaçınılmaz sonucudur.

 

Ve unutulmasın:

Sporcu kaybetmez.

Plansızlık kaybettirir.

Liyakatsizlik kaybettirir.

Hesap vermezlik kaybettirir.

 

Buzun üstünde görünen sadece skor tabelasıdır.

Asıl yenilgi, o tabelayı yıllardır değiştiremeyen anlayıştır.

Buradan Gençlik ve Spor Bakanlığına konuyla alakalı olan tüm muhataplarına seslenmek istiyorum. Konu hakkında adım atmanız için daha ne kadar yenilgi almamız lazım. Daha ne kadar ezilmemiz, daha ne kadar yok sayılmamız ve şanlı bayrağımızın olması gereken yerlerde değil de arka planlarda daha ne kadar beklemesi lazım?

Bu gidişat nereyedir diye sormayalım mı?  

Peki, siz bakanlık olarak bu yazılanlara ve söylenenlere cevap vermeden, daha ne kadar susacaksınız? 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —