Eskiden bir insanın değeri karakteriyle ölçülürdü. Şimdi cebiyle, bağlantılarıyla, masaya koyduğu "imkânlarla"…
Erdem dediğimiz şey artık vitrine konulan bir süs gibi. Konuşuluyor ama uygulanmıyor. Dürüstlük, adalet, vicdan… Hepsi güzel kelimeler ama piyasada karşılığı yok. Çünkü bu değerlerin bir fiyat etiketi yok.
Ama rüşvetin var. Net, anlaşılır, hızlı sonuç veren bir dili var. İşte sorun da burada başlıyor.
Rüşvetin ucuzlaması aslında bir sonuç. Asıl ucuzlayan şey, insanın kendisi.
İnsanlar artık değerlerinden kolay vazgeçiyor. Küçük bir çıkar için büyük prensipler çöpe atılıyor. "Bir kereden bir şey olmaz" diye başlayan cümleler, zamanla karakteri kemiren bir alışkanlığa dönüşüyor.
Ve en tehlikelisi şu: Kimse bunu garipsemiyor. Çünkü herkes az çok aynı oyunun içinde.
Çünkü dürüst olmak bedel ister. Kaybetmeyi göze almak gerekir. Yalnız kalmayı, dışlanmayı, geri planda kalmayı…
Ama rüşvet kolaydır. Kısa yoldur. Risk az, kazanç hızlıdır. Bu yüzden tercih edilir.
Toplum da bunu normalleştirdiğinde, artık kimse "neden?" diye sormaz. Sadece "ne kadar?" diye sorar.