Tarih: 06.03.2026 00:58

“Halk Aç, Sofralar Şatafatlı: Hz. Ömer’in Ölçüsü Nerede?”

Facebook Twitter Linked-in

Kıymetli büyüğüm, abim Ahmet Berhan hocamın paylaşımından ilham alarak, naçizane ben de bu konuda birkaç satır karaladım.
Sürç-i lisân edersem şimdiden affola; niyetim sadece gözleri açmak, vicdanları hatırlatmak.

Halkın Sofrasına Dikkat: Hz. Ömer ile Bugünün Kahramanları Arasında Kayıp

Seçim meydanlarında "Halkımın evinde yiyemediği yemeği ben de yemem" diyerek kendini halkıyla aynı sofrada bulan Hz. Ömer'den söz edenler…
Bugün aynı sözleri söyleyenlerin halkının %86'sı yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Ama aynı eller, aynı dudaklar, iftar sofralarını şatafatla donatıyor.

Soru basit: Halkın açlığına ağlamak mı, yoksa kendi şatafatını alkışlamak mı?

Bir zamanlar Hz. Ömer, halkının çektiği sıkıntıyı gerçekten hissetmişti. Bir tabak yemek, bir bardak su, bir başı dik dua… Bugün ise sahnede sadece gösteri var. Halkın gözleri önünde kurulan bu tiyatro, samimiyetsizliğin en tehlikeli maskesi.

Çelişkinin Adı Siyaset

Halkı ile aynı sıkıntıyı yaşadığını iddia eden liderlerin hikayesi, bugün ne yazık ki sahte bir masal hâline geldi.
İftar sofralarında bir tabak aş, bir fincan su ve bir dua… Ama ekranlarda, sosyal medyada, haber bültenlerinde, cami avlularında göz boyayan şovlar. Halkın gözleri önünde oynanan bu tiyatro, vicdanı olmayanların en büyük silahı.

Bir yanda açlık, yoksulluk, umutsuzluk…
Öte yanda altın tabaklar, zenginlerin şatafatı ve sahte fedakârlık.
Halkın çocukları, gözlerinde umut yerine endişe ile iftara otururken, televizyonlarda altın varaklı sofralarda kahkaha atanların sahnelerini izliyoruz. İşte bu, çağımızın en acı çelişkisi.

İftar Masası: Vicdanın Aynası

İftar masası sadece bir yemek değildir; vicdanın aynasıdır.
Hz. Ömer, bir sofrada halkıyla aynı yemeği paylaşırken, adaletin ve vicdanın ölçüsünü koymuştu. Bugün ise ölçü kaybolmuş, vicdan yerine reklam ve algı kalmış durumda. Her tabakta bir gösteri, her fincanda bir propaganda…

Sözde "halkla birlikteyiz" denilen anlarda, halkın yarısı açlık sınırında geziyor. Sosyal medya paylaşımları, televizyon klipleri, hatta bazı cami davetleri bile halkın çektiği gerçek sıkıntıları gizlemek için birer sahne. Bu tablo, sadece vicdansızlığın değil, aynı zamanda adaletin kaybolduğunun da kanıtı.

Yüce Allah Her Şeyi Görüyor

Yüce Allah her şeyi biliyor, her şeyi görüyor.
Ne gizli kalır, ne unutulur. Bu dünyada oynanan oyunlar, ahirette hesabı sorulacak fiiller olarak geri döner.
Siyasetçinin altın tabaklarda sergilediği "fedakârlık" gösterisi, sahte bir kahramanlık maskesidir. Ama Yüce Allah'ın gözü önünde hiçbir maske uzun süre dayanmaz.

İşiniz çok zor; hem bu dünyada hem de ahirette…
Hz. Ömer'in halkı ile aynı sofrayı paylaşması, sadece bir örnek değil, vicdanın ölçüsüydü. Bugün ise bu ölçü kaybolmuş; reklam, algı ve gösteri her şeyi yutmuş durumda.

Halk aç, liderler tok.
Sözler tarihi referanslarla süsleniyor, ama gerçek hayat, yoksulluğun ve adaletsizliğin pençesinde.
Siyasetçinin meydanlarda gösterdiği yemeği değil, gerçek hayatında halkla paylaştığı sofrayı izleyin.
Halkın gözlerindeki umutsuzluk, liderlerin ekranlardaki gülüşlerinden çok daha güçlüdür.
İftar masası sadece bir yemek değil; vicdanın, adaletin ve samimiyetin aynasıdır.

Hakan Dikmen




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —