Söz Çok, Kulak Az
Eskiden büyükler "Söz gümüşse sükût altındır" derdi.
Şimdi sükût algoritmada görünmüyor.
Herkes anlatıyor.
Herkes fikrini söylüyor.
Herkes yorum yapıyor.
Ama kimse dinlemiyor.
Bir ortam düşün. Beş kişi var. Beşi de konuşuyor. Beşi de haklı. Ama ortak bir sonuç yok. Çünkü amaç anlaşmak değil; üstün gelmek.
"Lafla peynir gemisi yürümez" atasözü bugün daha anlamlı. Biz gemiyi lafla yürütmeye çalışıyoruz ama kürek çeken yok.
Dinlemek Zayıflık mı Sanılıyor?
Dinlemek sabır ister. Sabır ise yavaşlık demek. Biz hızlıyız. Bildirim hızıyla yaşıyoruz.
Karşımızdaki cümleyi bitirmeden cevabı hazırlıyoruz.
Anlamak için değil, cevap vermek için dinliyoruz.
Bir tartışmada en güçlü görünen kim?
En çok konuşan.
Oysa en güçlü olan çoğu zaman en çok anlayandır.
"Akıl akıldan üstündür" demiş atalar.
Ama akıllar çarpışınca değil, birleşince güç çıkar.
Sosyal Medya Gürültüsü
Sosyal medya meydan oldu.
Ama bu meydanda herkes bağırıyor.
Bir konu açılıyor. Yüzlerce yorum.
Kimse karşı tarafın ne dediğini okumuyor bile.
"Yiğit meydanda belli olur" derlerdi.
Bizim meydan emoji dolu.
Gerçek bir diyalog yok.
Sadece karşılıklı monolog var.
Ailede, İşte, Sokakta Aynı Sorun
Evde çocuk bir şey anlatıyor, ebeveyn telefona bakıyor.
İş yerinde çalışan fikir sunuyor, yönetici dinlemiyor.
Sokakta biri derdini anlatıyor, karşısındaki sabırsız.
Dinlenmeyen insan zamanla susar.
Sustukça içe kapanır.
İçe kapanan toplum da parçalanır.
"Gözden ırak olan gönülden ırak olur."
Dinlenmeyen de gönülden uzaklaşır.
Haklı Olma Takıntısı
Bugün kimse yanlış çıkmak istemiyor.
O yüzden dinlemek riskli geliyor.
Çünkü dinlersen, fikrin değişebilir.
Fikrin değişirse, egon zedelenebilir.
Ama gelişim zaten fikrin değişebilmesidir.
Taş gibi sabit kalmak değil; su gibi akabilmektir.
Güler misin ağlar mısın?
Herkes özgür düşünce istiyor ama kendi düşüncesi eleştirilince rahatsız oluyor.
Gerçek İletişim Nedir?
İletişim sadece konuşmak değildir.
Anlamak, empati kurmak, susabilmektir.
Bazen bir insanın ihtiyacı olan şey çözüm değil; dinlenmektir.
Ama biz hemen nasihat moduna geçiyoruz.
"Dost acı söyler" doğrudur.
Ama dost önce dinler.
Sonuç: Gürültüden Çıkış
Belki de devrim bağırmakta değil, susabilmekte.
Belki de güç, karşı tarafı alt etmekte değil, anlayabilmekte.
Bir toplum dinlemeyi kaybederse ortak aklı kaybeder.
Ortak akıl yoksa ilerleme olmaz.
Şimdi kendimize şu soruyu sormalıyız:
Gerçekten dinliyor muyuz?
Yoksa sadece sıramızı mı bekliyoruz?
Unutma:
Çok konuşan değil, doğru dinleyen kazanır.