Tarih: 25.02.2026 22:30

Hocalı: Hafızanın Sessiz Çığlığı

Facebook Twitter Linked-in

Tarih bazen yalnızca geçmişte yaşanmış olayların toplamı değildir; aynı zamanda vicdanın, adalet arayışının ve insanlığın sınandığı anların da aynasıdır. 26 Şubat 1992 gecesi Azerbaycan'ın Hocalı kasabasında yaşananlar, sadece bir savaş trajedisi değil, insanlığın hafızasına kazınmış derin bir acıdır.
Dağlık Karabağ savaşının en karanlık sayfalarından biri olan Hocalı faciası, sivillerin hedef alındığı, kadınların, çocukların ve yaşlıların hayatını kaybettiği bir dram olarak tarihe geçti. O gece insanlar yalnızca evlerini değil, güven duygusunu da kaybetti. Soğuk kış gecesinde kaçmaya çalışan ailelerin yaşadığı korku ve çaresizlik, bugün bile anlatıldığında insanın yüreğini sızlatıyor.
Hocalı'nın en acı yönü, savaşın ortasında savunmasız insanların korunamamasıydı. Savaşların bile bir hukuku, bir ahlakı olması gerektiği sıkça söylenir. Ancak Hocalı'da yaşananlar, bu sınırların nasıl yok sayılabildiğini gösterdi. Bu nedenle Hocalı, sadece Azerbaycan halkının değil, tüm dünyanın hatırlaması gereken bir insanlık dramıdır.
Aradan geçen yıllara rağmen acı dinmedi. Çünkü adalet duygusu, zamanın geçmesiyle değil, gerçeğin kabul edilmesiyle teselli bulur. Hafıza unutursa, tarih kendini tekrar eder. Bu yüzden Hocalı'yı anmak, yalnızca geçmişi hatırlamak değil; gelecekte benzer trajedilerin yaşanmaması için bir sorumluluktur.
Bugün Hocalı, kaybedilen canların hatırasıyla yaşayan bir sembole dönüşmüştür. Sessiz kalan her vicdan, aslında bu acının biraz daha uzamasına neden olur. İnsanlık, gerçek barışın ancak acıları inkâr etmeden, onları anlayarak ve paylaşarak mümkün olacağını kabul ettiği gün daha güvenli bir dünyaya yaklaşacaktır.
Hocalı'nın çığlığı hala duyuluyor. Mesele, onu duyup duymamak değil; duyduğumuzda ne yaptığımızdır.
İlkin Memmedkerimov




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —