Türkiye'de yargı tartışmaları yeni bir boyuta taşınırken, Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkında yapılan şikayetlere yönelik süreç yeniden gündeme geldi. Avukat İsmail Sami Çakmak, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSK) verdiği "işleme koymama" kararına karşı ikinci kez itiraz etti.
Çakmak, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı görevinde bulunduğu döneme ilişkin Akın Gürlek hakkında "görevi kötüye kullanma" ve "Anayasayı ihlal" iddialarıyla 27 Mayıs 2025'te HSK'ya başvuruda bulunmuştu.
Ancak HSK, söz konusu başvuruyu işleme koymadı ve ret gerekçesini başvuru sahibine bildirmedi. Üstelik gönderilen yazıda, başvuruda yer almayan bir kişinin "şikayetçi" olarak gösterilmesi dikkat çekti.
Bu durum üzerine yeniden başvuru yapan Çakmak, ikinci dilekçesine de ret yanıtı verilmesi üzerine konuyu HSK Genel Kurulu'na taşıdı.
Çakmak, itiraz dilekçesinde HSK'ya şu sözlerle tepki gösterdi:
"Bana 'itiraz hakkınız var' deniliyor. Ancak ortada tebliğ edilmiş bir karar yok. Ben neye itiraz edeceğim?"
Gerekçesiz kararın hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığını savunan Çakmak, HSK'nın tutumunu sert ifadelerle eleştirdi.
Başvurusunda dikkat çeken sorular yönelten Çakmak, Gürlek hakkında özel bir koruma olup olmadığını da sorguladı:
"Şikayet edilen kişi hakkında dokunulmazlık mı var? Yoksa dokunulmaması yönünde alınmış bir ilke kararı mı bulunuyor?"
Çakmak ayrıca, "işleme koymama" kararının dilekçe hakkını ihlal ettiğini ve Anayasa'ya aykırı olduğunu savundu.
Çakmak dilekçesinde, itirazının görüşüleceği HSK Genel Kurulu toplantısına Adalet Bakanı Akın Gürlek'in "doğal başkan" sıfatıyla katılmaması gerektiğini de vurguladı.
Yargı bağımsızlığı tartışmalarının gölgesinde yaşanan bu gelişme, HSK'nın karar süreçlerine ilişkin yeni soru işaretlerini de beraberinde getirdi.