Menü TÜM 1 HABER
Tarih: 10.03.2026 08:04
HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu: Siyonizm mutlak kötülüktür

HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu: Siyonizm mutlak kötülüktür

Facebook Twitter Linked-in

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, partisinin İstanbul İl Başkanlığı tarafından düzenlenen geleneksek iftar programına katıldı.

Zeytinburnu Belgradkapı Sosyal Tesisleri'nde gerçekleştirilen iftar programına; STK temsilcilerinin yanı sıra İslam dünyasından çok sayıda alim ve kanaat önderi iştirak etti.

Gazze'de yaşanan insani dram

HÜDA PAR İstanbul İl Başkanı Mehmet Eşin'in selamlama konuşmasının ardından katılımcılara hitap eden Yapıcıoğlu, "Ramazan ayının 19'uncu iftarını gerçekleştirdik. Başı rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennem azabından kurtuluş olan Ramazanın son gününe giriyoruz. Biz bu sene Ramazan 19 gündür oruç tutuyoruz ama Gazze'de kardeşlerimiz gıdaya, temiz suya ulaşamadıkları için adeta iki buçuk yıldır oruç tutuyorlar. 10 gün sonra Ramazan bitecek ve inşallah bayrama erişeceğiz ama Ramazandan sonra da korkarım ki dünyanın dört bir tarafında mecburen oruç tutmaya davet edecek kardeşlerimiz olacak. Evet, Gazze'de ekmek yok, su yok, ilaç yok, hastane yok. Ev yok barınacak bir yer yok ve bu hal iki buçuk yılı aştı. Aksa Tufanı'ndan sonra iki yıllık çok yoğun saldırıların altında, 2025'in 10 Ekim'inde sözüm ona bir ateşkes imzalanır. O günden bu yana yüzlerce defa ateşkes ihlali, 640'tan fazla şehit ve bin 700 civarı yaralı. Sözde o ateşkes anlaşmasının hükümleri yerine getirilmiyor, konteynerler içeriye alınmıyor, günde 20 tanker yakıt içeri girmesi gerekirken ancak 5 tanker yakıt alıyorlar. İş makinaları girmiyor ve bu nedenle halen enkaz altında 9 bin şehidin cesedi duruyor, çıkarılamıyor. Yaralarının ağırlığından ya da hastalıklarının ağırlığından dolayı dışarıda tedavi edilmeyi bekleyen 22 bin 500'den fazla yaralı var ve günde 15-20 kişi, en fazla 50 kişinin çıkışına izin veriliyor. Bu rakamlar böyle devam ederse bunun kaç yıl süreceğini varın siz hesap edin." dedi.

"Bütün insanlık değerlerini adeta çöpe attılar"

İşgal rejimi ile Amerika'nın İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik saldırılarına ilişkin de konuşan Yapıcıoğlu, "Hepimizin beraber müşahede ettiği gibi maalesef dünyamızda kötülük kurumsallaştı, haydutluk devletleşti, hak hukuk rafa kalktı, terör her tarafa hâkim oldu, orman kanunu devrededir. Güce dayalı bir düzen oturtmak için mevcut düzeni, hukuku, diplomasiyi, insanlığın ve bütün insanlık değerlerini adeta çöpe attılar. Daha önce malumlarınız olduğu üzere HAMAS heyetiyle ateşkes müzakereleri sürdürülürken Katar'da müzakere heyetini hedef aldılar ve bir anlamda artık diplomasinin çalışmaz, çalıştırılamaz bir durum olduğunu ya da birilerini tabiri caizse tuzağa düşürmek için kullanılan bir araç olduğunu bütün dünyaya gösteriyor. Aynı şeyi İran'a da iki kez yaptılar. Geçen sene haziran ayında müzakere heyetleri görüşmelerini sürdürürken ani bir saldırıyla taarruza geçtiler. Uçaklar İran'ı bombaladı, uzaktan füzelerle İran vuruldu. Yine 28 Şubat'ta nükleer müzakereler sözüm ona devam ederken aynı şekilde müzakerelerin günü ve kapsamı konuşulurken yeni bir saldırı dalgası başladı. Bu kez ülkenin en yüksek makamı olan inkılap rehberliği makamındaki kişiyi hedef alarak ailesiyle birlikte gelini, damadı, çocukları, torunları hepsi hedef oldu ve bunu da yine müzakereler sürerken gerçekleştirdiler." diye konuştu.

"Vahşi saldırılara mazeret uydurmaya çalışan bir grup var içimizde"

Gücü eline geçirenlerin iyice saldırganlaştığını, "Güç bendedir, dilediğimi yaparım." dediğini hatırlatan Yapıcıoğlu, "Çocukları öldürüyor, Gazze'de 20 binden fazla hedef aldı. Saldırıların henüz ilk gününde İran'da kızların gittiği bir ilkokulu vurdu. 160'tan fazla çocuğu katletti, hastaneleri vurdu. Tıpkı Gazze'de olduğu gibi İran'da da hastaneleri vurmaya devam ediyor. Gazze'de daha önce biliyorsunuz çocuk hastanesini yasaklı fosfor bombalarıyla vurmuşlardı. Savaşta bile çocuklar vurulmaz, hastaneler vurulmaz, fosfor bombası kullanılması yasaktır. Ama onlar yasaklı silahlarla çocukları hastanede vurdular. Düne kadar İran'da 16 hastane vurdular. Dün basına düşen haberlerin birinde, İnsan Hakları İzleme Örgütü, Human Rights'in rapor ettiğine göre Lübnan'da bu yeni saldırılarda tekrar beyaz fosfor kullanmaya başladılar. Bütün bu pervasız saldırılara rağmen maalesef memleketimizde bunları gören, yer yer haberleştiren ya da duyuran, gündeme alan, bunları söyledikten sonra ama ile başlayan cümleler kuran, tabiri caizse bu vahşi saldırılara bir mazeret ya da bir kılıf uydurmaya çalışan bir grup var içimizde. İran'da devrimin liderini ailesiyle birlikte hedef aldılar. Diplomasiyle devlet başkanlarının ya da idarecilerin dokunulmazlığı vardır. Savaşta bile hedef alınmazlar. 'Yerine kim seçilirse seçilsin, o da hedefimiz olacak' diye çok açıkça ifade ediyorlar, parmak sallıyorlar, diş gösteriyorlar. Fakat memleketimizde maalesef birileri 'Acaba falan seçilirse falan çekilmezse bu saldırılar durur mu? Ya da hedef olmaktan kurtulur mu?' diye uzun boylu tartışmalara şahitlik ediyoruz." şeklinde konuştu.

"İran'dan sonra acaba sırada kim var?"

Yapıcıoğlu, "İran'da vurulan hastanelerden birisi kadın doğum ve çocuk hastanesiydi. Türkiye'deki televizyonlardan birisinin muhabiri o hastanın önüne gidip oradan bir haber yapıyordu, bir haber sunuyordu. Hastane yıkılmış, ciddi bir zarar görmüş, boşaltılmış, oradaki hastalar başka yere nakledilmiş, hastanenin önünde bir direk var ve kameraman arkadaşından rica ediyor, direği gösteriyor ve diyor ki 'Asıl hedef şu haberleşme direğiydi, oraya atıldı ve hastanede maalesef bundan etkilendi.' gibi bir kılıf uydurmaya çalışıyor. 'Onların bu saldırganlıklarına karşı çıkmak varken acaba biz onları birazcık şirin gösterirsek onlar yumuşar mı?' diye düşünüyorlar da ondan mı böyle yapıyorlar acaba? 7 Ekim Aksa Tufanı'ndan sonra bölgedeki yedi ülkeye saldırdılar. Fakat bununla yetinmediler. Daha sonra biliyorsunuz Venezuela'ya bir operasyon çektiler. Şimdi Küba'ya parmak sallıyorlar. Grönland ile ilgili pervasızca 'Burası bizim olmalı.' diyorlar, Kanada'yı tehdit ediyorlar. İran'dan sonra acaba sırada kim var? Bunlar mı? Türkiye mi? Ya da başka bir ülke mi? Gücü kutsayanlar ve teslim olmayı ya da iyi geçinmeyi tavsiye edenler şunu unutmasınlar. Canavara tahammül, onun merhametini değil iştahını arttırır. Yine sizi parçalar ve ardından dişinin ve tırnağının da kirasını ister. Buna rağmen birileri 'Biz de haddimizi bilmeliyiz, milletimiz haddini bilsin… Onları kızdırmamalıyız.' diyebiliyor." ifadelerini kullandı.

"Siyonist işgalciler bölge barışının önündeki en büyük engeldir"

Bir İslam âlimi ve mütefekkiri olan Profesör Taha Abdurrahman'ın siyonizm için "şerri mutlak" dediğini hatırlatarak konuşmasını sürdüren Yapıcıoğlu, "Evet, siyonizm sırf kötülüktür, şerri mutlaktır, bizatihi kötülüktür. Yani siz kirlenmiş olan bir şeyi temizleyebilirsiniz ama bizatihi pislik olan bir şeyi temizleyemezsiniz. Onu ancak izale etmek gerekir. Yıllardır söylüyoruz… Siyonist işgalciler bölge barışının önündeki en büyük engeldir ve yine küresel barışa yönelmiş en büyük tehlikedir. Şu andaki hedefleri İran ama onunla sınırlı kalmayacakları aslında her sözlerinden ve her hallerinden açıkça anlaşılmaktadır. Zira onlar için Sünni ya da Şii fark etmez. Hatta müslim, gayrimüslim de fark etmez. Onlar insanlığa ve insani değerlere düşmandırlar ama şu andaki yakın hedefte bulunanlar Müslümanlardır. Onlar için makbul Müslüman, onlara teslim olmuş onlara itaat eden Müslümandır. Onlara teslim olmayan ya da itaat etmeyen ya da en azından onlarla iyi geçinmek konusunda ciddi bir çaba sarf etmeyenler sadece ortadan kaldırılması, bertaraf edilmesi gereken zararlılardır. İşte biraz önce söyledik. Bir taraftan Danimarka'yı bir taraftan Kanada'yı, bir taraftan Venezuela'yı, öbür taraftan Küba'yı ya da İslam âleminde diğer ülkeleri sürekli tehdit ediyorlar. Peki, bu tehditle herkesi esir mi alacaksınız? Onlar sürekli savaş için bir ateş tutturma peşindedirler ve çok kere onların yapmaya çalıştığı savaş ateşini Allah'u Teâlâ söndürmüştür. 2001'de Afganistan'ı işgal ederken bir şeyler söylediler, bir olayı bahane ettiler ve yüz binleri katlettiler. 'Irak'ın elinde kitle imha silahları var.' diyerek Irak'a girdiler ve sonra bunun bir bahane olduğunu itiraf ettiler. Şimdi sıra İran'da… İran için 'Yok nükleer silah edineceklerdi, yok bilmem falanı tehdit ediyorlardı.' Her gün farklı bir bahaneyi ileri sürüyorlar. Zalimler bir yere saldırmadan önce o saldıracakları kişileri önce suçlu ilan ediyorlar ve maalesef Müslümanlar da zalimi unutup çok sefer kardeşlerine yöneltilen o suçlamalarla ilgili detayları konuşmakla meşgul oluyorlar." dedi.

"Eğer dikkat edilmezse yeni bir fitne ateşi yaygınlaşabilir"

20'nci yüzyılda Avrupa'nın yaşanan iki farklı dünya savaşında birbirlerinden yüzbinlerce kişiyi öldürmelerine rağmen tüm acıları bir kenara bırakarak birleşebildiklerini söyleyen Yapıcıoğlu, "40-50 sene önceki savaşı unutuyorlar ama İslam beldelerinden herhangi birine bir saldırı yönettiklerinde bize ta Sıffin'e bakın diyebiliyorlar. Oraya kadar geri götürüyorlar. İngiliz başbakanı vardı. Demir Leydi lakaplı Margaret Thatcher vardı.. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra yeni bir düşmana ihtiyaç olduğunu ve bunun da İslam olduğunu, NATO'nun karşısında İslam'ın ve Müslümanların olduğunu açık, seçik bir şekilde söylemişti. Şimdiki siyonistler, 'Biz önce aşırılık yanlısı Şiileri daha sonra da benzer şekilde Sünnileri hedef alacağız.' diyorlar. Onlara göre biz ötekiyiz. Öyleyse hala neyi tartışıyoruz? Biraz önce bahsettiğim gibi barış müzakereleri, ateşkes müzakereleri devam ederken, Katar'da HAMAS heyetini hedef alıp şehit ettiler. Bu bir kırılma noktasıydı, öyle olmalıydı ve Arap dünyasında kardeşlerimiz şunu tartışmaya başladılar. 'Katar arabulucuyken, Katar'ın Batılılarla arası iyiyken ve bu savaşta üstelik tarafsızken, üstelik müzakereler yürürken, Katar vuruldu. Katar'da Amerikan üssü var. Hava savunma sistemleri var. Mesela İran'dan siyonist üslere bir füze atıldığında oradaki sistemler devreye giriyor ama bizim topraklarımıza doğru saldırı amacıyla israilden bir uçak ya da bir füze geldiğinde bunlar niye devreye girmiyor?' diye tartışmalar başladı. Son 10 günde, yani 28 Şubat'tan bu yana İran'a yapılan saldırılar ve İran'ın verdiği karşılıklar bir şey gösterdi ki o üsler bırakınız kurulu oldukları ülkeleri, kendilerini bile koruyamıyorlar. Şimdi Amerika'nın ve israilin elindeki füze stoklarının sınırlı olduğu, tükenebileceği, az kaldığı yönünde haberler basında yer almaya başladı. Eğer öyleyse ki inşallah öyledir, emin olabilirsiniz ki bundan sonra o füzeleri savunma amacıyla fırlatırken beş defa, on defa düşünecekler ve belki o üslere gelirse gelsin, yeter ki siyonistlere bir şey olmasın diye sadece belki işgal altındaki topraklara atılan füzeleri karşılamak üzere onları harcayacaklar. Fakat bu ikinci kırılma noktası olabilecek ve hayırlı neticeler verebilecek bu gelişme, eğer dikkat edilmezse yeni bir fitne ateşinin yaygınlaşmasına da kapı açabilir. Fitne ateşinin, savaşın bütün bölgeye yayılmaması, özellikle de İslam ülkelerinin birbirlerine düşmemesi, bir kardeş kavgasına tutuşmaması için herkesin azami derecede dikkatli olması ve fevkalade temkinli davranması gerekir." diye konuştu.

"Fitne uyanmaya başlamıştır ve onu uyandırmaya çalışanların sayısı hiç de az değildir"

Amerika ve işgal rejiminin sahte bayrak operasyonlarına işaret ederek İslam ülkelerinin birbirine düşürülmeye çalışıldığına dikkati çeken Yapıcıoğlu, "Biliyorsunuz önceki gün İran'da, Tahran'da birkaç petrol rafinerisi vuruldu. Ondan önce Aramco'nun, Suudi Arabistan'daki petrol tesisleri vurulmuştu. İran, Suudi Arabistan'daki  Aramco petrol tesislerini hedef almadığını, hatta Amerikan elçiliğine yapılan saldırıyı da kendilerinin yapmadıklarını söyledi. Keza Nahçivan'a düşen droneler var. Dün Azerbaycan Cumhurbaşkanı ile İran cumhurbaşkanı telefonda görüştüler. İran kesin bir dille bu saldırının kendileri tarafından yapılmadığını ifade etti. Oradaki gerginliğin yumuşama meyline girmesi ve inşallah giderek ortadan kalkması temennimizdir. Fakat şunu unutmamak lazım ki yine Amerikalı yetkililerin yaptığı bir açıklama var. Diyor ki 'Biz İran'ın Kamikaze dronelarini ele geçirdik. Onları birebir kopyaladık. Sadece üzerine kendi etiketimizi yapıştırdık ve şu anda biz de onları İran'a doğru gönderiyoruz.' Şimdi bu sözlerin 'Üzerine kendi etiketimizi vuruyoruz.' cümlesinin altını çizerek söylüyorum. Peki ya etiketlenmeden sağa sola gönderilecek olanlar? Birebir kopyalanıp üzerine İran etiketi vurulmuş olanlar varsa? Buyurun size bir Müslümanlararası bölgesel savaş… Yine dün basına bir haber düştü. Birleşik Arap Emirlikleri uçakları tarafından İran'ın su arıtma tesislerinin hedef alındığı ve vurulduğuna dair haberler yayıldı. Fakat Birleşik Arap Emirlikleri de 'Hayır onu vuran biz değiliz.' şeklinde bir açıklama yaptı. Evet, fitne uykudadır ve onu uyandırana Allah Resulü lanet etmiştir. Fitne uykudadır ama fitne uyanmaya başlamıştır ve onu uyandırmaya çalışanların sayısı hiç de az değildir." şeklinde konuştu.

"Türkiye ile İran'ı çatıştırabilirlerse emin olun oturup keyif çatacaklar"

Yapıcıoğlu, "Biliyorsunuz iki gün önce İran'dan fırlatılan, Irak ve Suriye hava sahalarını geçtikten sonra Türkiye hava sahasına doğru yönelen bir füzenin Doğu Akdeniz'de konuşlu bulunan NATO unsurları tarafından tespit edilip düşürüldüğü Milli Savunma Bakanlığı'mız tarafından açıklandı. Neredeyse aynı kelimelerle tarif edilen, İran'dan ateşlendiği, Irak ve Suriye hava sahalarını geçtikten sonra Türkiye hava sahasına doğru yönlendiği ve bundan sonra Doğu Akdeniz'de konuşlu bulunan NATO tarafından tespit edilip önlendiği söylenen bir füzenin parçalarının Gaziantep'te boş araziye düştüğü haberi ve bunun üzerine hükümetin bazı açıklamalarına şahit olduk. Binlerce yıldır insanlar arasında fitne çıkarmakla meşgul olan, ifsat peşinde koşan siyonistlerin ne olduğunu bilen birisi olarak, anlayan birisi olarak çok çok dikkatli olunması gerektiğini söylüyorum ve soruyorum? Dört katmanlı hava savunma sistemimiz var. Kısa menzil, orta menzil, uzun menzilli, yüksek irtifalarda füzeleri önleyebilecek çok farklı yeteneklerde füze sistemleri birbirine entegre edilmiş halde devredeydi. İran makamları ısrarla 'Türkiye topraklarındaki herhangi bir noktaya yönelik bir saldırı niyetimiz yoktur ve böyle bir teşebbüsünüz de olmamıştır.' demelerine rağmen neden bu füzelerin İran'dan ateşlendiğini, Türkiye'nin hava sahasına girdiğini, bizim hava savunma sistemlerimiz değil de Doğu Akdeniz'e konuşlu NATO tespit ediyor ve vuruyor. Umuyorum ve diliyorum ki bu haberler doğru olmasın, bu füzeler oradan ateşlenmiş olmasın, hedef Türkiye'nin toprakları olmasın ve bu fitne ateşini yakmaya çalışan siyonist kendi fitnelerinde boğulsunlar. Yoksa İslam dünyasında onların saldırılarına karşı ciddi bir direniş ortaya koyabilecek ya da onlara vurduğunda canlarını yakabilecek güçte olan Türkiye ve İran'ın birbirine karşı kışkırtılması ve çatıştırılması Allah muhafaza eylesin bütün bölge için ve bütün ümmeti İslam için çok kötü sonuçlar doğuracak. Allah korusun eğer Türkiye ile İran'ı çatıştırabilirlerse emin olun oturup keyif çatacaklar. Allah bu duruma düşmekten hepimizi muhafaza eylesin. Bu hileleri yaparlar. Uyanık olmak lazım, onların tuzaklarına düşmemek lazım. Allah onların tuzaklarını, onların başlarına geçirsin." dedi.

"Amerika'nın bir tek dostu vardır, siyonizmdir"

Bir müddettir, 28 Şubat'tan sonra, hatta daha önce hazirandaki 12 gün savaşında da İran'da bulunan rejim muhalifi bazı silahlı Kürt gruplarıyla ilgili haberlerin sıkça gündeme geldiğini belirten Yapıcıoğlu, "Biliyorsunuz bundan 2-3 gün önce bunların silahlanıp Irak Kürdistan Bölgesi'nden İran topraklarına girecekleri ve bir kara harekâtı yönünde bazı haberler yansıdı. Bu aslında çok mantıklı değil, akla uygun bir şey değil. Fakat yine de birileri ısrarla Kürtler İran'a yönelik bir silahlı saldırı başlatacaklar formunda sanki bütün Kürtler birlik olmuşlar da silahlanmışlar ve İran'a savaş ilan ediyorlar ya da Amerika'nın savaşına dahil oluyorlarmış diye bir hava estirilmeye çalışıldı. Evet, İran'daki bazı silahlı Kürt gruplarının bir an önce İran'daki sistemin yıkılmasını istedikleri bir sır değil. Fakat İran'daki ya da bölgedeki Kürtler onlardan ibaret değil. Bu ikisini birbirine karıştırmamak lazım. Bu yüzden dün Konya'dan Trump'a seslendim, bugün buradan bir kez daha tekrar edeyim. Kürtler senin babanın uşağı değil, senin piyadelerin de değil. 'Acaba Amerika ile ya da siyonizmle birlikte hareket edersek bize bir şey var mı?' diye şüphe içerisinde olanlara da Suriye'yi hatırlatıyorum. Suriye'de yaşadıklarından sonra 'Amerika bizi sattı, Amerika bize ihanet etti' diye şikâyet edenler bu yaşadıklarından almış oldukları dersi kendi ideolojik akrabaları olan İran'daki Kürtlere de anlatsınlar. Herkes şunu bilsin ki Amerika'nın bir tek dostu vardır, siyonizmdir. Amerika'nın uğrunda savaşacağı bir tek şey vardır, kendi menfaatleridir. Bunun dışında hiç kimse, hiçbir grup, hiçbir kavim, hiçbir din, hiçbir kurum, hiçbir kişi onların asla dostu değildir. Onlar asla kimseyi kendilerine eşit ve müttefik kabul etmez. Sadece kendi hedefleri doğrultusunda, kendi masrafları için kullanmayı, işleri bitince de onları kullanılmış bir peçete gibi buruşturup çöpe atmayı çok iyi bilirler. O yüzden bu bölgedeki herkes, her kişi, her topluluk, her devlet, her hükümet şunu çok iyi bilsin ki Amerika ve siyonizm hepsine birden düşmandır ve onlara saldırmak için de sadece uygun zaman kollamaktadır. Sadece Amerika ve siyonizm değil Kürt ile Türk'ü, Türk ile Fars'ı, Fars ile Arap'ı Arap ile Türk'ü veya Kürt'ü birbirine düşman olarak belletip, birbirine karşı kışkırtıp onları çatıştırmaya çalışanlar hiçbirinin dostu değildir, hepsine birden düşmanız. Öyleyse hepimiz, hep beraber, 'Dostumuz kimdir? Düşmanımız kimdir?' Iyi bellemeliyiz… Hepimiz özümüze kökümüze, asrımıza, akidemize ve kardeşliğimize dönüp sahip çıkmalıyız. Evet, şu anda tablo çok iç açıcı değil fakat bu bizim ümitsizliğe kapılmamızı gerektirmiyor. Allah'ın izniyle onların yapmış oldukları zulüm zirveye ulaştı ve bundan sonra inşallah onlar için zeval başlamıştır." diye konuştu.

"Haydut israil, kuduz mikrobunu Trump'a da bulaştırdı"

Yapıcıoğlu, "Malumlarınız olduğu üzere siyonizmin kuduz köpek stratejisi izlediğini ilan etmiştik. Kuduz bir köpek çevresine saldırmak için herhangi bir sebebe ihtiyaç duymaz. Fakat ben de onlara şunu hatırlatıyorum ki eğer kuduz bir köpek itlaf edilmezse bile sadece tecrit bile yeter ona. Kuduz mikrobu, bizatihi köpeği öldürecektir. Yine bir Suudi Arabistanlı yetkilinin tabiriyle, şimdilerde artık kuyruk köpeği sallıyor. Köpek kuyruğunu değil kuyruk köpeği sallıyor. Amerika'yı köpeğe benzetiyor ve onun kuyruğunu da israile… israil, muhtemelen Epstein dosyalarından dolayı kuyruk olmasına rağmen köpeği sallamaya başladı ve sağa sola saldırtıyor. Haydut israil, kuduz mikrobunu Trump'a da bulaştırdı. Buradan Amerika'ya, Amerikan halkına sesleniyorum! Eğer bu kuduz tedavi edilmez ya da o kuduz da diğer kuduz ile tedavi edilmezse kuduz mikrobu kime bulaşırsa onu da yok edecek." şeklinde konuştu. (İLKHA)




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —