Tarih: 20.02.2026 22:19

İşe Alımlarda Yeni Dönem: Madde Testi Şartı Yayılıyor

Facebook Twitter Linked-in

Uyuşturucu operasyonlarının artmasıyla birlikte şirketler işe alım süreçlerinde daha sıkı bir filtre uygulamaya başladı. Özellikle büyük şehirlerde, adaylardan "bağımlılık yapıcı madde tarama testi" talep edilmesi artık istisna değil, giderek yaygınlaşan bir uygulama haline geliyor. İstanbul'da laboratuvarlara gelen test talebinin son aylarda 6-7 kat arttığı belirtilirken, günlük test sayısının 20 bini aştığı ifade ediliyor.

Laboratuvar kaynaklarına göre bir testin ortalama maliyeti 2 bin 200 TL civarında. Artan talep nedeniyle birçok laboratuvar kurumsal paketler oluşturuyor, toplu anlaşmalar yapıyor ve işyerlerine mobil numune ekipleri gönderiyor. Böylece madde testleri bireysel bir sağlık kontrolü olmaktan çıkıp şirketlerin risk yönetimi politikasının bir parçası haline geliyor.

Hangi Sektörlerde Yaygın?

Daha önce yalnızca sürücülük, güvenlik ve ağır sanayi gibi yüksek riskli alanlarda zorunlu olan testler, artık enerji, lojistik, kimya, savunma, sağlık ve hatta yazılım sektöründe bile karşımıza çıkıyor.

Örneğin Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşlarından Tüpraş'ın stajyer adaylar dahil madde testi talep ettiği belirtiliyor. Ulaştırma alanında faaliyet gösteren TCDD de işe alım kriterlerinde bu kontrolleri öncelikli hale getirmiş durumda.

Savunma ve havacılık sektöründe ise uygulama daha sistematik. ASELSAN, HAVELSAN, ROKETSAN ve TUSAŞ gibi kurumlarda güvenlik gerekçesiyle madde testlerinin standart prosedür olduğu ifade ediliyor. Bu alanlarda çalışan personelin dikkat ve karar verme kapasitesinin yalnızca şirket performansını değil, kamu güvenliğini de doğrudan etkilediği vurgulanıyor.

Küresel ölçekte ise ExxonMobil, BP, UPS ve FedEx gibi şirketlerde madde testleri uzun süredir standart uygulamalar arasında yer alıyor.

Hukuki Boyut: Açık Rıza ve Gizlilik

Hukukçular, işverenin madde testi talep etmesinin tamamen yasak olmadığını ancak bazı temel şartlara bağlı olduğunu belirtiyor. Öncelikle test talebinin işin niteliğiyle bağlantılı olması gerekiyor. Ayrıca adayın açık rızası alınmalı ve sonuçlar gizli tutulmalı.

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında test sonuçları kişisel veri sayılıyor. Bu nedenle sonuçlar yalnızca test yapılan kişiye verilebiliyor; işverene iletilebilmesi için adayın açık rızası gerekiyor. Sonuçlar genellikle kapalı zarfla ya da kişisel dijital erişim sistemi üzerinden paylaşılıyor.

Öte yandan işyerinde uyuşturucu kullanımı ya da bulundurulması, İş Kanunu'nun 25/II maddesi kapsamında "ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık" olarak değerlendirilebiliyor ve işverene tazminatsız fesih hakkı tanıyabiliyor.

Risk Yönetimi mi, Özel Hayata Müdahale mi?

Uzmanlara göre burada ince bir denge söz konusu. Bir yandan iş güvenliği, kamu güvenliği ve şirket verimliliği açısından testler önemli bir araç olarak görülüyor. Özellikle ağır sanayi, savunma ve ulaşım gibi alanlarda tek bir hatanın bedeli çok ağır olabiliyor.

Diğer yandan keyfi ve geniş kapsamlı test taleplerinin özel hayatın gizliliği ve temel haklar açısından tartışma yaratabileceği ifade ediliyor. Özellikle düşük riskli sektörlerde testin zorunlu kriter haline getirilmesi, iş hukukunda yeni tartışmaların kapısını aralayabilir.

Görünen o ki, Türkiye'de işe alım süreçlerinde yeni bir dönem başlıyor. Madde testleri artık yalnızca belirli meslek gruplarına özgü bir uygulama değil; şirketlerin kurumsal risk politikalarının merkezine yerleşmeye aday bir kriter haline geliyor. Bu sürecin nasıl şekilleneceği ise hem işverenlerin uygulamalarına hem de yargı kararlarına bağlı olacak.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —