Tarih: 22.02.2026 12:07

KANLI 20 YANVAR FACİASINI UNUTMADIK

Facebook Twitter Linked-in

Unutmak ihanettir.
Bazı tarihler vardır; takvim yapraklarında değil, milletlerin vicdanında yazılıdır.
20 Yanvar… Yani 20 Ocak 1990… Bakü'nün gecesini tank paletlerinin sesi yardı. Çocukların uykusu kurşunla bölündü. Annelerin feryadı, Sovyet zulmünün soğuk namlularına çarptı.
Mihail Gorbaçov'un emriyle Sovyet ordusu Bakü'ye girdi. Olağanüstü hâl ilan edildi; ama asıl olağanüstü olan, bir milletin sabrının kurşunla sınanmasıydı. 134 sivil hayatını kaybetti. Yüzlerce insan yaralandı. Nice aile evlatsız, nice çocuk babasız kaldı.
Sokaklar kan içindeydi.
Ve o kanı yıkayarak hafızayı da temizleyeceklerini sandılar.
Oysa unuttukları bir hakikat vardı:
Kan temizlenir… Hafıza temizlenmez!
20 Yanvar, Azerbaycan için yalnızca bir Matem Günü değil, aynı zamanda bir Gurur Günü'dür. Çünkü o gece tankların karşısında ezilmeyen bir irade vardı. O irade, bağımsızlığa giden yolu açtı.
20 Ocak'ta sindirilemeyen ruh, 25 Şubat'ı 26'sına bağlayan gece bu kez Hocalı'da hedef alındı. 613 masum insan katledildi. Kadın, çocuk, yaşlı demeden… Bir milyona yakın insan yerinden edildi. Azerbaycan topraklarının yaklaşık yüzde 20'si işgal altına girdi.
Bu bir tesadüf değildi.
Bu, sistemli bir kuşatmanın parçasıydı.
Ama hesap edemedikleri bir gerçek daha vardı:
Türk'ün sabrı imtihan edilir; iradesi teslim alınamaz!
2020'de 44 gün süren İkinci Karabağ Savaşı ile Azerbaycan Ordusu işgal altındaki topraklarının büyük bölümünü geri aldı. Şehitler verildi, bedeller ödendi; fakat tarih yeniden yazıldı. O mücadele, 20 Yanvar'da susturulmak istenen sesin yeniden yükselişiydi.
Ve Türkiye…
"İki devlet, bir millet" sözü sadece bir cümle değil; bir kader ortaklığıdır.
Bugün saat 13:00'te Haydar Aliyev Kültür Evi'nde, Başkanımız Bilal Dündar ve kıymetli yönetim kurulu üyelerimizin büyük emeklerle hayata geçirdiği Soykırım Müzesi'ni ziyaret edeceğiz.
O müze sadece bir bina değildir.
O müze, susturulmak istenen çığlıkların duvara kazınmış hâlidir.
O müze, çocukların yarım kalan oyuncaklarının, annelerin donmuş bakışlarının, babaların yarım kalmış dualarının şahididir.
Orada sergilenen her fotoğraf, bir milletin hafızasıdır.
Her belge, inkâra atılmış tokattır.
Her kare, "unutmadık" diye haykıran bir vicdandır.
Ardından, kendisine bir abi olarak değer verdiğim Bilal Dündar ile bir röportaj gerçekleştireceğim. Bu müzenin kuruluş sürecini, verilen emekleri, karşılaşılan zorlukları ve bu çalışmanın gelecek nesiller için ne anlam ifade ettiğini konuşacağız.
Çünkü mücadele sadece cephede verilmez.
Mücadele hafızada verilir.
Mücadele kültürde verilir.
Mücadele bilinçte verilir.
Aynı şekilde bu akşam saat 21:00'de TV 262 ekranlarında yayınlanan TOY VAKTİ programında, Kocaeli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nden Doç. Dr. Esma Torun Çelik ile Hocalı Katliamı'nın arka planını tüm yönleriyle ele alacağız.
Çünkü mesele sadece gözyaşı dökmek değildir.
Mesele, gerçeği bilmek ve anlatmaktır.
Bugün bize düşen görev nettir:
20 Yanvar'ı da, Hocalı'yı da unutmayacağız.
Şehitlerin hatırasını siyasi hesaplara kurban etmeyeceğiz.
Türk dünyasının acısını kendi acımız bileceğiz.
Ey Türk milleti!
Dağılanı toplarsın.
Yıkılanı kaldırırsın.
Ama unutursan yok olursun!
Unutmak ihanettir.
Unutturmak daha büyük ihanettir.
Ve biz, ihanete boyun eğmeyeceğiz.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —