Menü TÜM 1 HABER
Tarih: 27.03.2026 09:34
Kuyumcu Aydoğan, savaşın altın piyasası üzerindeki etkilerini değerlendirdi

Kuyumcu Aydoğan, savaşın altın piyasası üzerindeki etkilerini değerlendirdi

Facebook Twitter Linked-in

40 yılı aşkın süredir kuyumculuk yapan Feyzullah Aydoğan, ABD-israil ile İran arasında yaşanan savaşın altın fiyatları üzerindeki etkisine ilişkin İLKHA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Savaştan önce savaşın olabilme ihtimali üzerinden altında ons bazında fiyat artışlarının yaşandığını, savaş başladıktan sonra maliyetlerin karşılanması adına özellikle körfez ülkelerinin rezerv satışları yapmasıyla fiyatların düşüş eğilimine geçtiğini belirten Aydoğan, ileriki süreçte mutlaka fiyat dalgalanmalarının yeniden yaşanacağını ifade etti.

Beklenti satın alınırken fiyat yükselir, beklenti gerçekleştiğinde fiyat düşer

Aydoğan, "Artık savaşlar belli bir bölgede olmuyor. Bir yerde savaş varsa tüm dünyayı etkiliyor. Petrol bölgesinde yaşanan bu savaş tüm dünyayı, özellikle enerji piyasasını etkiledi. Altın, savaş öncesinde savaşın olabileceği öngörüsü ile dolar bazında ons değerlendi. Savaş başladıktan sonra savaşın maliyetleri karşılanması gerekiyordu. Bu anlamda Ortadoğu ülkeleri, özellikle körfez ülkeleri altın satışları yaptı ve fiyatlar geriledi. Beklenti satın alınırken fiyatlar yukarı olur ama beklentiler gerçekleştiğinde fiyatlar düşer. Şu anki fiyatlar çok düşük değil. Önümüzdeki günlerce çok farklı fiyatlar mutlaka olacaktır." diye konuştu.

Feyzullah Aydoğan

"Altın her zaman için bir tasarruf aracıdır"

Ülkelerin şu anda tasarruf etme durumlarının olmadığını, tasarruflarını kullanma sürecine girdiklerini belirten Aydoğan, "Daha önce merkez bankaları altın alıyordu ama şu anda birçok ülke tasarruflarını satarak ihtiyaçlarını karşılama derdindeler. Bu yüzden altın kısmen geri geldi ama bu kalıcı değil. Bu fiyatlar en az 3-6 aylık süre için altın alacaklar için bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Altın aslında bir emtia, bir tasarruf aracı ama aynı zamanda güvenli bir liman. İnsanların güvendiği bir emtia ve o yüzden sürekli fiyatlanmasından öte altının kendisi önemlidir. Bu güven de çok hassas bir konu. Altının biraz inip çıkmasından ziyade altında kalabilmek, altın tasarrufu yapabilmek önemlidir. Savaş mutlaka belli bir zaman sonra ivme kaybedecek ama savaş sonuçlandığında da tasarruflar altına yönelecek ve o zaman da altın fiyatları mutlaka yukarı yönlü olacaktır. Tabi bunu ons bazlı olarak söylüyorum. İç piyasadaki değerlemeler se çok farklı. Çünkü içerideki enflasyon ile dünyadaki enflasyon aynı değil. Türkiye'deki enflasyon dünya ortalamasının çok üzerinde, neredeyse zirveye yakın. Bu anlamda dünyadaki ons değeri üzerinden konuştuğumuzda, eğer çerideki enflasyon etkisini atlarsak iç piyasadaki değerlendirmeyi tam yapamayız. Türkiye enflasyonist bir ülke… O yüzden altın her zaman için bir tasarruf aracıdır." şeklinde konuştu.

Gram altın 10-12 bin liraları görür mü?

Altının gram birim fiyatı için tahminde bulunanların 10-12 bin lira gibi rakamları telaffuz ettiğini belirten Aydoğan, "Geçtiğimiz yaz aylarında altın 4 bin liranın biraz üzerindeydi. O zaman hiç kimse 8-10 bin liraları dillendirmedi. Ne zaman ki altın rekor kırdı o zaman '10-12 bin olacak' denildi. Bu değerlendirmeler analize dayalı değil duygusal değerlendirmeler. Tabi bu ihtimal var ama çok düşük. 8 bin liralarda 6 bin liralara düştü. Dünyada artık her şey değişiyor. Savaşların yönleri, konjonktür değişiyor. Amerika kendine göre bir hamle yaptı, İran'a ile ilgili bir netice alabileceğini zannetti ama olmadı. Olmayınca da ters yüz oldu, birçok ülke enerji anlamında etkilendi. Enerji maliyetleri dünyada bir hayli yükseldi. Bu da beklenmedik bir sürprizdi ama altın 4 bin lira seviyesindeyken bu öngörüyü yapmayan piyasa yorumcularının altın yükseldiğinde 10-12 bin lira demiş olmasının çok bir anlamı yok. Keşke geçen yaz, 'altın 4 bin lirayken 8 bin liraya çıkacak, almanızı tavsiye ederiz' diyebilselerdi o zaman bir anlamı olurdu. Ne zamanki savaş öngörüldü, merkez bankaları altın almaya başladı o zaman fiyat şu kadar çıkacak dediler. Yine öngörülen fiyatlara çıkabilir ama bunun şu an için bir dayanağı yok." dedi.

"İnsanların altın alması kadar makul bir şey yok"

Altın yatırımı yapmak isteyenlere de tavsiyelerde bulunan Aydoğan, son olarak şu ifadeleri kullandı:

"İç piyasalardaki değerlendirmeleri yurt dışındaki değerlendirmelerden farklı tutmak gerekir. Herkes onsu takip ediyor ama iç piyasada dolar da enflasyon da etkili. Altın her zaman onsa göre değer kazanıyor. Bizim insanımız dünyadaki diğer insanlardan farklı olarak borsaya çok fazla meyletmez, diğer yatırım araçlarını pek kullanmaz ama ninelerimizden tutun en küçük çocuğa kadar herkes altın yatırımı yapmak konusunda hassas. Kültür ve inanç yapımız, bankaya, faize bulaşmadan 'tasarruflarımızı altında koruyabilir miyiz' derdinde olan çok insan var. Bunlar belki grafiklere girmiyor ama sayıları bir hayli fazla. Bu kitleler, enflasyondan korunmak için mutlaka altında kalmak istiyorlar. Türkiye'de enflasyon olduğu için 'bir an önce alayım, mutlaka değerlenir' şeklinde bir algı var. Bu da doğru bir yaklaşımdır. İnsanların altın alması kadar makul bir şey yok. Bir de Türkiye'de aslında millet altın alıp yastık altına koymuyor. Tecrübelere dayanarak söylüyorum ki bilezik alan biri bunu en geç 2 yıl içerisinde ekonomiye geri kazandırıyor. Ya birine borç veriyor, ya çocuğunu evlendirip düğünde kullanıyor veya ihtiyacı olup satıyor. Yani öyle bahsedildiği gibi yastık altında tonlarca altın yok. 2 ay ile 2 yıl içerisinde ekonomiye geri dönen bu tasarruf aracı, bankaya bulaşmadan, insanlar faizden kaçarak bu tür yatırımlarla kendilerini korumuş oluyorlar. Bunun sosyal anlamda faydası oluyor. Çünkü her insan kredi çekemiyor, çekmek istemiyor veya herkese kredi verilmiyor. Ancak bir akrabasından, tanıdığından altın borç alabiliyor. Bunun sosyal yapımıza da faydası var. Bu anlamda bizim için altın çok farklı bir yerde." (İLKHA)




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —