Bir ülkede düşünün…
16 milyona yakın emekli var.
11 milyondan fazla asgari ücretli.
Toplayın…
Ailesini, eşini, dostunu, komşusunu…
Ortaya çıkan tablo şu:
Bu ülkenin kaderini belirleyenler, aslında en az kazananlar.
Ama garip bir şey oluyor.
Seçim günü geliyor…
Sandığa gidiliyor…
Oy veriliyor…
Sonra?
Aynı insanlar, ay sonu geldiğinde gözünü yönetime dikiyor:
"Bize ne verecekler?"
Yahu önce sorulması gereken soru şu değil mi?
"Bize ne verecek?" değil…
"Bize bunu reva görene neden oy verdim?"
Ama yok…
Bizde sistem ters çalışıyor.
Önce yetki veriliyor, sonra merhamet bekleniyor.
Bakın, kimse kimseyi kandırmasın.
Oy verdiğiniz kişi, sizi mutlu etmek zorunda değildir.
Ama koltuğunu korumak zorundadır.
Eğer siz o koltuğu riske atmıyorsanız…
O da sizin hayatınızı düzeltmek için kendini riske atmaz.
Bu kadar net.
Geçinemiyor musunuz?
Markette hesap yapıyor musunuz?
Torununuza harçlık verirken utanıyor musunuz?
Faturayı yatırırken dua mı ediyorsunuz?
O zaman sorulacak soru çok basit:
"Bu hayatı bana kim layık gördü?"
Cevap mı?
Sandıkta verdiğiniz oy.
Kusura bakmayın ama gerçek şu:
Sizi yönetenler gökten inmedi.
Atanmadılar.
Zorla gelmediler.
Siz seçtiniz.
Hem de defalarca…
Şikâyet ettiğiniz düzeni, kendi elinizle büyüttünüz.
2008'de bir yasa değişti.
Emekli maaşı hesaplama sistemi değişti.
Katsayılar düştü.
Gelirler eridi.
Peki sonra ne oldu?
Seçimler oldu.
Bir değil…
İki değil…
Defalarca.
Ne yaptınız?
"Dur bakalım" mı dediniz?
"Bu iş yanlış" mı dediniz?
Hayır.
Aynı şekilde devam ettiniz.
Şimdi çıkıp bağırmanın ne anlamı var?
Bugün size verilen maaş, aslında dün verdiğiniz oyun sonucudur.
Yani…
Bu tablo sizin eseriniz.
Bakın çok açık söylüyorum:
Bu ülkede emekli ve asgari ücretli istemezse hiçbir iktidar ayakta kalamaz.
Ama istiyor.
Nasıl mı?
Sandıkta gösteriyor.
Sonra ne oluyor?
Kapınız çalınıyor…
Sözler veriliyor…
Ve siz yine inanıyorsunuz.
Sonra?
Aynı hayat.
Aynı sıkıntı.
Aynı şikâyet.
Yalvarmanın, sızlanmanın, beklemenin kimseye faydası yok.
Demokrasi, el açma sistemi değildir.
Hesap sorma sistemidir.
Eğer hesap sormuyorsanız…
Size hesap verilmez.
Bir gün yine gelecekler.
Kapınızı çalacaklar.
Elinizi sıkacaklar.
Gözünüzün içine bakacaklar.
İşte o gün…
Bugünleri hatırlayın.
Ve sadece şunu sorun:
"Ben sana ne verdim, sen bana ne verdin?"
Değiştirirseniz kader değişir.
Değiştirmezseniz…
Aynı parkta, aynı bankta,
aynı dertlerle yaşamaya devam edersiniz.