İstanbul Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde tutuklu bulunan İnan Güney, cezaevi duvarlarını aşan bir dayanışma hikâyesiyle gündeme geldi. Geçtiğimiz hafta Cumhuriyet Halk Partisi tarafından Adalar'da düzenlenen mitingde açılan bir pankart, yalnızca meydandaki kalabalığın değil, cezaevindeki bir başkanın da yüreğine dokundu.
Miting sırasında bir yurttaşın elinde taşıdığı "İnan Başkan için buradayım" yazılı pankart, kısa sürede dikkat çekti. O pankartın ardındaki isim ise Hıdır adlı, kanserle mücadele eden bir mahalle sakiniydi. Güney, mitingi televizyon ekranından izlediğini ve pankartı gördüğünde hem şaşırdığını hem de duygulandığını ifade etti. Daha sonra parti teşkilatının yaptığı araştırmayla pankartı taşıyan kişinin kimliği ve hikâyesi öğrenildi.
Güney'in sosyal medya hesabından paylaşılan mesajında, "Hayatta bazı bağlar var ki görünmeden kurulur. Birbirimizi tanımadan, sessizce…" sözleri öne çıktı. Başkan, Hıdır isimli yurttaşın herhangi bir beklenti içinde olmadığını, yalnızca özgürlüğüne kavuştuğu günü görmek istediğini belirttiğini aktardı. Bu sözlerin kendisini derinden etkilediğini ifade eden Güney, "Ne mutlu bana ki komşularımla böyle bir bağ kurabilmişim" dedi.
Silivri'deki cezaevinde bulunan Güney, mesajını eşi Ayşen Güney aracılığıyla iletti. Açıklamasında, aralarındaki fiziksel mesafenin ve cezaevi duvarlarının insanî bağları koparamayacağını vurguladı. "Bir pankartın arkasındaki insan hikâyesini hepiniz görün istedim" diyen Güney, yaşananları yalnızca siyasi bir destek değil, insanın insana duyduğu umudun ve vefanın göstergesi olarak değerlendirdi.
Hıdır isimli yurttaşın, ilçe başkanlığıyla yaptığı telefon görüşmesinde duygusal anlar yaşadığı ve "Benim hiçbir beklentim yok. Yeter ki İnan Başkan özgürlüğüne kavuşsun" dediği öğrenildi. Bu sözler, mitingdeki siyasi mesajların ötesinde, toplumda hâlâ güçlü bir dayanışma damarının varlığını ortaya koydu.
Güney, açıklamasında Hıdır Amca'ya acil şifalar dileyerek, özgürlüğüne kavuştuğu gün ilk ziyaretlerinden birini kendisine yapacağını ifade etti. "Bu zulüm bittiğinde, ellerinden öpmeye geleceğim" sözleri, mesajın en dikkat çeken bölümü oldu.
Adalar'daki miting, CHP Genel Başkanı Özgür Özel öncülüğünde gerçekleştirilmiş ve tutuklu belediye başkanlarına destek mesajları verilmişti. Mitingde atılan sloganlar ve taşınan pankartlar, parti tabanında ve kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Ancak o günün en çok konuşulan karelerinden biri, Hıdır isimli yurttaşın taşıdığı pankart oldu.
Siyasi atmosferin giderek sertleştiği bir dönemde, bu tür insani hikâyeler farklı bir pencere açıyor. Çünkü burada yalnızca bir belediye başkanına destek değil; mahalle kültürünün, komşuluk hukukunun ve karşılıksız vefanın ifadesi var. Güney'in mesajında öne çıkan duygu da tam olarak buydu: görünmeden kurulan bağlar.
Yaşanan gelişme, siyasetin ötesinde bir toplumsal tabloyu da işaret ediyor. Cezaevi koşullarında dahi kamuoyuyla bağını koparmadığını vurgulayan Güney, mesajının sonunda "Ben buradayım. Hıdır Amca orada… Biz biriz" ifadelerine yer verdi.
Bu sözler, bir pankartla başlayan hikâyenin yalnızca bir miting anısı olmadığını; aynı zamanda umut, vefa ve dayanışma kavramlarının canlı bir örneği olduğunu ortaya koydu. Silivri'den Adalar'a uzanan bu görünmez bağ, siyasi gündemin yoğunluğu içinde insani bir hatırlatma olarak kayda geçti.