Menü TÜM 1 HABER
Tarih: 18.03.2026 09:19
Yanlışa Alkış Zorunluluğu

Yanlışa Alkış Zorunluluğu

Facebook Twitter Linked-in

Ramazan ayının son virajına girdiğimiz şu günlerde, bir sohbetin ortasında yakaladığım bir gerçekle karşınızdayım.
Konu sıradan başladı.
Ama vardığımız yer hiç de sıradan değildi.
Çünkü artık bu ülkede tuhaf bir denklem var:
Yanlış yapan rahatsız değil…
Ama doğruyu söyleyen rahatsız edici.
Eskiden insan hata yapınca başını öne eğerdi.
Şimdi başını kaldırıyor…
Yetmiyor, bir de alkış bekliyor.
Daha garibi ne biliyor musunuz?
Alkışlamazsanız size alınanlar var.
Yanlış yaptığını bilen…
Hatta herkesin bildiğini de bilen…
Ama yine de dönüp soran bir zihniyet:
"Niye arkamda durmadın?"
Doğru Aranmıyor, Destek Aranıyor
Artık kimse "Doğru mu?" diye sormuyor.
Herkes "Benimle misin?" diye soruyor.
Mesele haklı olmak değil…
Kalabalık olmak.
Bu durum televizyonlarda falan değil sadece.
Sokağın içinde.
Mahallede.
Çay ocağında.
Telefon ekranında.
Bir yanlış oluyor.
Net. Tartışmasız. Açık.
Ama konu açıldığında cümle değişiyor:
"Ya tamam ama bu kadar da üstüne gidilmez."
Dikkat edin…
Yanlışa değil, eleştiriye tepki var.
Sus ya da Alkışla
Bugünün kuralı basit:
Ya sessiz kalacaksın…
Ya da destek vereceksin.
Üçüncü bir yol yok.
"Bu yanlış" dediğin an…
Ortamdaki sorun sen oluyorsun.
Gerilim sen oluyorsun.
Huzursuzluk sen oluyorsun.
Yanlışı yapan değil…
Yanlışı dile getiren suçlanıyor.
Toplumun Yeni Refleksi: Üstünü Ört
Eskiden insanlar hatasını gizlerdi.
Şimdi hatayı normalleştirme çabası var.
Adeta açık açık şu söyleniyor:
"Evet yanlış ama sen bunu büyütme."
Yani mesele yanlışın kendisi değil.
Mesele onun konuşulması.
Birisi hata yapıyor.
Bir başkası ses çıkarıyor.
Sonra kalabalık devreye giriyor:
"Niye bu kadar sertsin?"
"Biraz idare et."
"Herkes yapıyor zaten."
Kimse dönüp şunu sormuyor:
"Bu yapılan doğru mu?"
Yanlışın Büyüklüğü Değil, Tepkinin Şiddeti Konuşuluyor
İşin en acı tarafı da burada başlıyor.
Yanlış büyüdükçe…
Onu eleştiren küçültülüyor.
Yanlış yapan kırılgan oluyor.
Eleştiren acımasız ilan ediliyor.
Ve en trajikomik sahne:
Yanlış yapan…
Alkış alamayınca darılıyor.
Hikâye Gibi Ama Değil
Bazen tartışmaları dinlerken insanın aklına şu tablo geliyor:
Ortada öyle bir yanlış var ki…
Neresinden tutsan elinde kalıyor.
Düzeltmeye kalksan baştan yazman gerekiyor.
Ama kimse düzeltmek istemiyor.
Çünkü herkes hikâyenin doğru olmasını değil…
Kendine uygun olmasını istiyor.
Son Söz:
Velhasıl…
Bugün bu memlekette bazıları için mesele yanlış yapmak değil.
Yanlışa "yanlış" diyebilenlerin hâlâ var olması.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —