17218,55%-0,18
43,76% 0,08
51,76% -0,18
7032,99% 2,56
11636,31% 0,68
On bir ayın sultanı geldi, hoş geldi. Sofralar kurulacak, hurmalar dizilecek, ezan beklenecek. Ama asıl soru şu: Midemiz mi susacak sadece, yoksa nefsimiz de mi? Çünkü Ramazan dediğimiz şey, sadece ağzı bağlamak değildir. Eğer mesele yalnızca aç kalmak olsaydı, atın da ağzını bağlasan o da oruç tutmuş olurdu. Oruç, mideyle değil, ahlakla tutulur.
Ramazan demek; elin harama uzanmaması demektir. Belin yanlış yere kıvrılmaması, dilin zehir saçmaması demektir. Gün boyu yalan söyle, iftira at, kul hakkı ye; sonra akşam ezanıyla birlikte “oruçluyuz çok şükür” de… Bu nasıl muhasebe? Bu nasıl ibadet?
Oruç, insanı insan yapan terbiyedir. Açlık sadece bir araçtır. Ama biz aracı kutsayıp amacı unutmuş gibiyiz.
Bugün sokakta, iş yerinde, sosyal medyada bakın etrafınıza… İnsanlar gün boyu birbirini kırıyor, eziyor, aldatıyor. Sonra iftar sofrasında en ön sırada. İbadet gösterişli, ahlak ise gizli saklı. Oysa mesele tam tersidir: Ahlak görünür olmalı, ibadet samimi.
En tehlikelisi de şu anlayış: “Her hakkı yer ama domuz eti yemez.” Kul hakkı dahil her yanlışı yapar, ama bazı sembollere dokunmaz. Çünkü sembol kolaydır, sorumluluk zordur. Helal lokma konuşulur ama helal kazanç sorgulanmaz. Paylaşmak anlatılır ama adalet uygulanmaz.
Ramazan ayı, aslında bir fren ayıdır. İnsan kendi hızını keser, nefsini dizginler. Ama biz freni midede yapıp, dilde gaz vermeye devam ediyoruz. Dedikodu oruç bozmaz belki ama insanı bozar. Yalan mideyi değil ama ruhu kirletir. Haksız kazanç açlıkla temizlenmez.
Oruç; sabırdır.
Oruç; merhamettir.
Oruç; kendini hesaba çekmektir.
Ramazan geldiğinde fiyat artıran, fırsat kollayan, yardımı gösterişe dönüştüren zihniyetle bu ayın ruhu aynı yerde durmaz. Aç kalıp haksızlık yapan biri, sadece öğün atlamış olur. İbadet değil, diyet yapmış olur.
Asıl mesele şu: Ramazan bizi değiştiriyor mu? Yoksa biz Ramazan’ı kendi alışkanlıklarımıza mı benzetiyoruz?
Bir ay boyunca sofralar sadeleşirken kalpler de sadeleşmeli. Diller yumuşamalı. El, sadece yardıma uzanmalı. Göz haramdan kaçmalı. Çünkü oruç, sadece mideye değil; göze, kulağa, dile de farzdır.
Her akşam iftara oturduğumuzda aslında bir hesap masasına oturuyoruz. Gün içinde kimi kırdık? Kimin hakkına girdik? Hangi sözü gereksiz yere söyledik? Hangi yanlışı görmezden geldik?
Ramazan, takvimde bir ay değil; karakterde bir duruştur. Eğer bu ay sonunda değişmeyen tek şey sadece kilomuzsa, bir yerde eksik var demektir.
Unutmayalım: Aç kalmak kolaydır. Zor olan adil kalmaktır. Susmak kolaydır. Zor olan doğruyu konuşmaktır. Sofrada hurma yemek kolaydır. Zor olan kul hakkını yememektir.
On bir ayın sultanı geldi, hoş geldi. Ama biz gerçekten hazır mıyız? Ağzımızı bağlamak kolay… Peki ya nefsimizi?
Ramazan; gösteriş değil, arınma ayıdır. Ve arınma, midede değil; vicdanda başlar.