16139,48%-2,69
43,95% 0,06
51,48% -0,90
7627,43% 2,59
12213,23% -2,50
Eskiden akşam sofraları kutsaldı. Çorba kaynarken muhabbet de kaynardı. “Evde huzur varsa dünya sana saray” derlerdi. Şimdi ev var ama huzur aplikasyon güncellemesi gibi: ara ara geliyor, çoğu zaman beklemede.
Aynı salonda dört kişi, dört ekran. Baba haberde, anne dizide, çocuk oyunda, genç kulaklıkta. Kimse kimseye bakmıyor ama herkes çevrim içi.
“Gözden ırak olan gönülden de ırak olur” atasözü dijitalleşti; artık gönül mesafesi metreyle değil, ekran süresiyle ölçülüyor.
Güler misin ağlar mısın? Aynı masada mesajlaşıyoruz. “Tuzu uzatır mısın?” cümlesi bile WhatsApp’tan.
Bir zamanlar evde büyükler konuşur, küçükler dinlerdi. Şimdi kimse dinlemiyor. Çünkü dinlemek sabır ister; biz hız çağındayız.
“Laf lafı açar” denirdi. Bizim evde bildirim bildirimi açıyor.
Çocuk okuldan geliyor, “Günüm nasıldı?” diye soran yok.
Anne yorgun, baba stresli.
Herkes haklı, herkes bitkin.
Ama unutuyoruz: Aile sadece aynı evi paylaşmak değildir; aynı yükü paylaşmaktır.
Anne babalık artık performans işi oldu.
Çocuk başarılıysa övünüyoruz, başarısızsa sistem suçlu.
“Evlat, ailenin aynasıdır” derler. Aynaya bakmayı seviyoruz ama yüzleşmeyi sevmiyoruz.
Çocuğa tablet veriyoruz ki susup dursun. Ama sonra “neden bizimle konuşmuyor?” diye şaşırıyoruz.
Sevgi zaman ister; biz zamanı ekranlara kiraladık.
Bir atasözü vardır: “Ağaç yaşken eğilir.”
Biz ağacı sulamadan meyve bekliyoruz.
Evlilik artık tahammül sınavı gibi. Küçük krizler büyük kopuşlara dönüşüyor. Çünkü sabır zayıf, beklenti yüksek.
“Yuvayı dişi kuş yapar” sözü yıllarca söylendi. Şimdi kim yapacak? Kuşlar yorgun. Kadın çalışıyor, erkek çalışıyor, ama ev duygusal olarak boşalıyor.
Sevgi yerini görev listesine bırakmış.
“Çöpü sen çıkar.”
“Faturayı ödedin mi?”
Romantizm faturaya yenildi.
Bir köşede anneanne, dedenin telefonu çalmasını bekliyor.
Öte tarafta genç, hayatı tek başına çözmeye çalışıyor.
Oysa eskiden kuşaklar birbirini taşırdı. Şimdi herkes kendi yükünü zor taşıyor.
“Bir elin nesi var, iki elin sesi var” denirdi.
Bizim evlerde artık el var ama ses yok.
En tehlikelisi şu: Alışıyoruz.
Sofrada sessizliğe alışıyoruz.
Aynı evde yabancı olmaya alışıyoruz.
Aile bir anda dağılmaz.
Yavaş yavaş çözülür.
İlk kopan bağ iletişimdir.
Gülerek söylüyorum ama içim burkuluyor:
Evlerimiz genişledi, kalplerimiz daraldı.
Var. Ama uygulaması zor.
Telefonu bırakıp yüzüne bakmak.
Dinlemek.
Suçlamak yerine anlamaya çalışmak.
Aile, emek ister. Tıpkı bahçe gibi. Sulamazsan kurur. Ama sulamak için zaman ayırman gerekir.
Belki yeniden sofrayı kutsal saymak lazım.
Belki yeniden “Bugün nasılsın?” diye sormak lazım.
Çünkü aile dağılırsa toplum çözülür.
Toplum çözülürse hiçbir ekonomi, hiçbir siyaset ayakta kalmaz.
Ve unutma:
Ev güçlü değilse dünya sana dar gelir.
