16948,77%-0,40
43,85% 0,04
51,70% -0,03
7264,08% -1,56
11848,32% -0,30
Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Zeki İŞCAN, araç muayene sisteminde tekelleşme ve kamu yararı tartışmalarına ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı. İŞCAN, araç muayenesinin doğrudan can güvenliğiyle bağlantılı hayati bir kamu hizmeti olduğunu vurgulayarak, sistemin özel sektör tekeli üzerinden yürütülmesini eleştirdi.
Araç muayene hizmetinin 2004 yılında özelleştirilmesiyle başlayan sürecin, 2027 yılı itibarıyla yeni bir döneme gireceğini hatırlatan İŞCAN, mevcut işletmeci olan TÜVTÜRK’ün sözleşmesinin sona ermesi sonrası ihaleyi kazanan MOI Ortak Girişim Grubu’nun hizmeti “TURKA” adıyla 2027-2047 yılları arasında sürdüreceğini belirtti. Ancak İŞCAN’a göre isim değişse de sistem değişmiyor; tekelleşme devam ediyor.
Açıklamasında, zorunlu bir kamu hizmetinin fiilen tek bir ekonomik aktör eliyle yürütülmesinin rekabet ilkesine ve sosyal devlet anlayışına aykırılık tartışmalarını beraberinde getirdiğini ifade eden İŞCAN, bu durumun anayasal denetime konu olabilecek nitelikte olduğunu savundu. Araç muayene hizmetinin özünde kamusal bir görev olduğunu vurgulayan İŞCAN, özelleştirme sonrası trafik güvenliği alanında beklenen iyileşmenin de gerçekleşmediğini öne sürdü.
Vatandaşın artan ekonomik yükler altında ezildiğine dikkat çeken Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı, araç muayene ücretleri, gecikme cezaları ve ek kesintilerin ciddi bir mali külfet oluşturduğunu belirterek sistemin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini dile getirdi.
İŞCAN, açıklamasında araç muayene hizmetinin ya doğrudan devlet eliyle yürütülmesi ya da gerçek anlamda rekabete açılarak şeffaf ve makul bir ücretlendirme sisteminin kurulması gerektiğini ifade etti.
Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Zeki İŞCAN’ın araç muayene sistemine ilişkin kapsamlı değerlendirmesi şöyle:
TOPLUMSAL POLİTİKALAR BAŞKANLIĞI ARAÇ MUAYENE SİSTEMİNDE TEKELLEŞME VE KAMU YARARI TARTIŞMASI
Araç muayenesi, çok ciddi bir güvenlik hizmeti olup doğrudan can kayıplarıyla ve kamu düzeniyle ilgilidir. İnsan hayatının söz konusu olduğu böylesine kritik bir alanın, özel şirketlerin kâr maksimizasyonuna teslim edilmesi kabul edilemez. Devletin asli sorumluluğu vatandaşın can güvenliğini korumaktır; bu sorumluluk devredilemez, ihale konusu yapılamaz. Böyle bir alanda kâr esaslı sistem kurmak, kamu hizmeti anlayışını zayıflatmakta ve vatandaşın sırtına yeni yükler yüklemektedir. Araç muayene istasyonları 2004 yılında özelleştirilmiştir.
20 yıl süren imtiyazın ardından 2027 yılı itibarıyla TÜVTÜRK’ün sözleşmesi sona ereceği için yeniden ihaleye çıkılmıştır. Yeni ihaleyi MOI Ortak Girişim Grubu kazanmış, araç muayene hizmetinin 2027-2047 yılları arasında TURKA adıyla yürütüleceği açıklanmıştır. Ne yazık ki bir tekel dönemi sona ererken, aynı düzen bu kez başka bir isimle yeniden kurulmaktadır. Değişen sadece tabela olup vatandaş alternatifsiz bırakılmaya devam edilmektedir. Zorunlu tutulan bir hizmetin fiilen tek bir ekonomik aktör eliyle yürütülmesi; rekabet ilkesine, sosyal devlet anlayışına ve anayasal ekonomik özgürlük rejimine açıkça aykırılık tartışmasını gündeme getirmektedir. Nitekim bu mesele, Anayasa’daki girişim özgürlüğü ile tekellere karşı tüketicinin korunmasına yönelik hükümler ve ilkeler bağlamında dava açılmak suretiyle yeniden anayasa yargısının denetimine konu olabilecek niteliktedir. Çünkü rekabete açık olabilecek bir alanda özel sektör tekeli kurulmasında kamu yararının ne derece bulunduğu hususu ciddi kuşkuları davet etmeye elverişlidir. Sadece hizmeti verebilmeye yönelik bir yetkinin “özelleştirme” adı altında ve tekel kısıtı dahilinde özel sektöre “satılması”, ilk defa araç muayenesi hizmeti dolayısıyla gündeme gelmiştir. Pazar içerisinde rekabeti içermeyen bu işlem, özelleştirme olarak betimlenemeyeceği gibi, anayasal ekonomik özgürlükler ve bu meyanda temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası antlaşmalara aykırılığı yönünde kuşkular doğurmaya elverişlidir.
Araç muayene hizmeti özünde kamusal bir hizmettir. Bu hizmetin sözüm ona özelleştirilmesiyle trafik güvenliğinin artacağı ve kaza oranlarının azalacağı yönündeki beklentiler de gerçekleşmemiştir. Özelleştirme öncesinde yüzde 5,5 seviyelerinde bulunan “araç sayısı / trafik kazası oranı”, sonraki yıllarda yüzde 7’nin üzerine çıkmıştır. Bu tablo, sistemin kamu yararı açısından beklenen performansı göstermediğini ortaya koymaktadır.
Nitekim Danıştay kararlarında da vurgulandığı üzere, esenlik ve güvenliğin sağlanması amacıyla bu hizmetin yerine getirilmesinde yeni bir yaklaşıma ve daha etkili bir modele ihtiyaç bulunmaktadır. Mevcut yapının, hem anayasal ilkeler hem de kamu hizmetinin temel gerekleri bakımından yeniden değerlendirilmesi elzemdir. Sayfa 1 / 2 Bugün ülkemizde milyonlarca insan, aracını geçimini sağlamak için kullanmaktadır. Direksiyon başında ekmek kazanan vatandaş; artan yakıt fiyatları, ağır vergi yükü, sigorta masrafları ve ekonomik kriz altında zaten nefes alamazken bir de tekelleşmiş araç muayene sistemi üzerinden yüksek ücretlere mecbur bırakılmaktadır.
Zorunlu bir hizmetin tek bir yapı üzerinden sunulması ve ücretlerin tartışmasız şekilde dayatılması kabul edilemez. Yıllardır tekel niteliği taşıyan bu sistem, zaman içinde asli amacı olan denetim ve güvenlik işlevinden uzaklaşmış ve vatandaş açısından zorunlu bir mali külfete dönüşmüştür. Her yıl vatandaşın cebine yeniden el uzatılmakta, ücretler yalnızca muayene bedeliyle sınırlı kalmayıp gecikme cezaları, tekrar muayene ücretleri ve çeşitli ek kesintilerle katlanarak büyümektedir. Vatandaşın güvenliği için var olan bir hizmet, vatandaş için bir sömürü mekanizmasına dönüşmüştür. Kamu hizmeti; kapalı kapılar ardında yapılan imtiyaz sözleşmeleriyle, hesap vermeyen bir anlayışla ve denetimsiz bir sistemle yürütülemez. Kamu hizmetinin temeli, kamu yararıdır. Vatandaşı mecbur bırakan, rekabeti engelleyen ve denetimi zayıflatan bu rant düzeni sürdürülemez.
Kamu adına yürütülmesi gereken bir hizmetin, şirketlerin kâr alanına çevrilmesi açıkça bir yönetim tercihidir ve bunun bedelini halk ödemektedir. Bu nedenle araç muayene sistemi ivedilikle yeniden ele alınmalıdır. Esas olan, bu hayati hizmetin devlet eliyle yürütülmesi ve kamusal denetimin güçlendirilmesidir. Eğer bu hizmet devlet eliyle yürütülmeyecekse dahi, sistem mutlaka tekellikten çıkarılmalı, gerçek bir rekabet ortamı oluşturulmalı, ücretlendirme makul seviyelere çekilmeli, süreçler şeffaflaştırılmalı ve vatandaşın korunması temel ilke haline getirilmelidir. Araç muayenesi, toplumun can güvenliğini koruyan adil ve erişilebilir bir kamu hizmeti olmalıdır.
Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Zeki İŞCAN
