16345,82%-0,38
43,60% 0,16
51,57% 0,37
6942,61% 3,13
11654,37% 0,11
— Son dönemde “Epstein dosyası” yeniden dünya gündemine taşındı. Siz bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu dosyanın bugün “ifşa”, “şok belgeler” ya da “gecikmiş adalet” başlıklarıyla sunulması, bilimsel ve siyasal açıdan ciddi bir metodolojik hatadır. Çünkü ortada devam eden bir suç mekanizmasının açığa çıkarılması yok; çoktan kurumsallaşmış, görevini tamamlamış bir küresel yönetim modelinin gecikmiş arşivi var.
Başka bir ifadeyle şunu net söylemek gerekir:
Epstein olayı tarihtir, Epstein sistemi ise hâlâ yürürlükte olan küresel bir siyasi realitedir.
— Yani Epstein’ı bireysel bir suçlu olarak görmek yanlış mı?
Kesinlikle eksik ve yanıltıcıdır. Klasik hukuk perspektifi Epstein’ı cinsel istismar, insan ticareti ve pedofili çerçevesinde ele alır. Bu etik açıdan doğrudur, ama siyasi açıdan yetersizdir.
Bir kişinin onlarca yıl boyunca farklı yönetimler altında dokunulmaz kalması, devlet kurumları tarafından korunması ve ölümünden sonra bile dosyasının “tam açılmaması” bize şunu söylüyor: Burada bireysel suçtan değil, sistematik ve kurumsallaşmış bir uzlaşı mekanizmasından söz ediyoruz.
Epstein bir aktör değil, bir fonksiyondu.
— Bu fonksiyon tam olarak neydi?
Epstein’ın asıl “değeri” düzenlediği partilerde ya da sunduğu zevk alanlarında değildi. Asıl değeri, ürettiği ve yönettiği kompromat kapitalindeydi.
Bu kompromat;
– siyasi elitlerin karar alma özgürlüğünü sınırlandıran,
– devletler arası ilişkilerde gayriresmî bir rıçağa dönüşen,
– hukuki dokunulmazlık mekanizmalarını fiilen işlevsizleştiren
bir güç aracıdır.
Bu, klasik realizm teorisinde anlatılan güç dengesinin gayri-etik, gayri-hukuki ve kayıt dışı versiyonudur.
— Kamuoyunun gördüğü ile görmediği arasındaki fark nedir?
Görünen taraf herkesin bildiği kısımdır:
Reşit olmayan kızlar, özel adalar, ünlü siyasetçiler, iş insanları, kraliyet üyeleri ve milyarderler. Bu anlatı kurban hikâyeleri üzerinden ilerler ve haklı bir toplumsal öfke üretir.
Ama bu tablo küresel sistemi açıklamaz.
Görünmeyen taraf şudur:
Epstein bu suçları tek başına işleyemezdi. Onu koruyanlar, susanlar, arşivleri kapatanlar ve yıllarca dokunulmaz kılan bir yapı vardı.
Dolayısıyla Epstein bir kişi değil, bir yönetim modeliydi.
— Bu modeli “yönetim modeli” yapan şey neydi?
Çünkü amaç haz sağlamak değil, zayıflık üretmekti.
Ve modern siyasette zayıflık, en etkili ve en sessiz silahtır.
Model çok basitti:
Güçlü figürü açık suçlamalarla değil, gizli bağımlılıklarla yönetmek. Kararlarını değiştirmek ama iz bırakmamak.
Bu nedenle Epstein dosyası, şantaj kapitalizminin en sofistike ve en sert örneklerinden biridir.
— Bugün dünya güçleri arasındaki asıl bağ nedir sizce?
Resmî ittifaklar, askeri bloklar ya da ekonomik anlaşmalar değil.
En güçlü bağ, ortak zayıflıkların korunması üzerine kurulu yazılmamış mutabakattır.
Epstein sistemi tam olarak bunu sağlıyordu:
– kişisel hayat üzerinden siyasi denetim,
– açık baskı yerine gizli bağımlılık,
– demokratik kurumların biçimsel olarak korunması, gerçek kararların ise gölgede alınması.
Bu model devletleri değil, liderleri hedef alır.
Devletler değişir, rejimler dönüşür; ama kompromat kalır.
— Epstein öldü. Peki sistem neden çökmedi?
Çünkü Epstein bir şahıstı, mekanizma ise bir yapıydı.
Bugün bu yapı çok daha sofistike biçimde çalışıyor:
– dijital gözetim sistemleri,
– merkezileştirilmiş finansal veriler,
– offshore ağlar,
– sosyal medya davranış analizleri,
– yapay zekâ destekli psikolojik profillemeler.
Eskiden video kayıtlarıyla susturulan liderler, bugün veri tabanları ve algoritmalarla yönetiliyor.
— Belgelerin seçici biçimde açıklanmasını nasıl yorumluyorsunuz?
Bu bir hukuki süreç değil, açık bir siyasi karardır.
Seçici ifşa, topluma “hesap veriliyor” illüzyonu sunar; sistemin kendisini değil, artık işlevini yitirmiş figürleri feda eder.
Bu klasik bir elit dolaşımı mekanizmasıdır:
Bireyler değişir, yapı kalır.
— Son olarak, Epstein dosyası bize ne anlatıyor?
Epstein dosyasının en tehlikeli sonucu işlenen suçlar değil, bu suçları mümkün kılan siyasi ortamın normalleşmesidir.
Bugün dünya siyasetinde:
– liderlerin ahlakı değil arşivleri konuşuluyor,
– kararlar ulusal çıkarla değil ifşa riskiyle ölçülüyor,
– demokrasi prosedürde kalıyor, gerçek güç gizli dosyalarda toplanıyor.
Bu artık bir istisna değil, yeni normaldir.
Epstein dosyası kapandı ama Epstein dönemi bitmedi.
Epstein ifşa oldu, fakat onu mümkün kılan dünya değişmedi.
Ve belki de en rahatsız edici gerçek şudur:
Biz bugün yalnızca sonuçları tartışıyoruz; nedenler hâlâ masanın altında.!
