16585,73%-1,05
43,92% 0,12
51,91% 0,09
7434,92% 1,41
11883,52% 0,57
Bu çağın en büyük yanılgısı şu: Başarı sonuç sanılıyor.
Oysa başarı süreçtir. Ter kokar, sabır ister, düşe kalka ilerler.
Eskiden “Emek olmadan yemek olmaz” derlerdi. Şimdi yemek hemen gelsin istiyoruz. Kargo hızıyla kariyer bekliyoruz.
Bir genç düşün. Daha yolun başında ama hayali CEO olmak. Soruyorsun: “Kaç yıl çalışmayı göze alıyorsun?” Cevap kısa: “Hızlı olsun.”
Hızlı olan her şey kalıcı değildir.
Mikrodalga ısıtır ama pişirmez.
Çocuklara küçükken ne dedik?
“Düşme!”
“Yanlış yapma!”
“Aman rezil olma!”
Sonra büyüdüler ve hata yapmaktan korkan yetişkinler oldular.
Oysa atalar ne demiş? “Yiğit düştüğü yerden kalkar.”
Biz düşmeden kalkmak istiyoruz.
Bir sınavdan düşük not alınca dünyanın sonu gelmiş gibi davranılıyor. Bir iş görüşmesi olumsuz sonuçlanınca özgüven yerle bir oluyor. Çünkü başarısızlık kişisel gelişim değil, kişisel utanç gibi öğretilmiş.
Sorun biraz da vitrinde.
Herkes en iyi anını paylaşıyor. En güzel fotoğraf, en büyük başarı, en parlak an.
Kimse başarısız denemesini paylaşmıyor.
Kimse reddedildiği maili story atmıyor.
Sonra gençler şunu düşünüyor: “Herkes benden iyi.”
Hayır. Herkes filtreden iyi.
“Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür” sözü artık dijitalleşti. Takipçinin hayatı sana mucize gibi görünüyor çünkü onun arka planını bilmiyorsun.
Bu neslin bir diğer kırılgan noktası: eleştiri.
En ufak geri bildirim saldırı gibi algılanıyor.
“Beni aşağılıyorlar.”
“Beni kıskanıyorlar.”
Oysa bazen sadece eksik var.
“Dost acı söyler” atasözü bugün pek sevilmiyor. Çünkü acı gerçekler konforu bozuyor. Ama gelişim, konfor alanının dışında başlar.
Başarıyı sadece para, ün ve görünürlükle ölçersek süreç kaybolur.
Oysa başarı bazen sabah kalkıp devam etmektir.
Bazen vazgeçmemektir.
Bir marangoz düşün. Çıraklıktan ustalığa yıllar var. Ama o süreçte karakter inşa edilir. Biz karakter inşa etmeden vitrin istiyoruz.
Güler misin ağlar mısın?
Herkes influencer olmak istiyor, kimse uzman olmak istemiyor.
Başarısızlık insanı küçültmez; öğretir.
Yeter ki kaçmayalım.
Thomas Edison’a ampulü bulmadan önce yüzlerce deneme yaptığı söylenir. Ona “Başarısız oldunuz mu?” diye sorduklarında verdiği cevap meşhurdur: “Başarısız olmadım, işe yaramayan yolları buldum.”
Biz ise ilk denemede moral bozuyoruz.
Belki de çocuklara yeniden şunu öğretmeliyiz:
Hata yapmak ayıp değil.
Denememek kayıp.
Çünkü başarısızlığa tahammülü olmayan bir nesil, başarıyı da taşıyamaz.
Ve unutma:
Rüzgâr sert eserse kök sağlamlaşır.
Fırtınadan kaçan ağaç, gölge vermez.
