17168,40%0,32
43,74% 0,22
51,85% -0,15
6983,87% 1,24
11731,12% 0,00
Önce Şaşırdık, Sonra Alıştık
Bu ülkenin kısa tarihinde hiçbir felaket bir günde normal olmadı. Her şey aynı sırayla ilerledi: Önce şaşırdık. Sonra sinirlendik. Ardından konuştuk. En sonunda sustuk. Sustuktan sonra da alıştık. Alışmak böyle başladı; yavaş, sessiz ve fark ettirmeden.
Alışmak insana geçici bir rahatlık verir. Çünkü düşünmeyi azaltır, sorgulamayı bitirir. Yanlış ilk gün can yakar, ikinci gün rahatsız eder, üçüncü gün gündemden düşer, dördüncü gün hayatın parçası olur. Bu ülkede pek çok mesele tam olarak bu sırayla normalleşti. Tepkiler azaldı, cümleler kısaldı, itirazlar seyrekleşti. Sonunda herkes kendi içine çekildi.
Bir zamanlar “olmaz” dediğimiz ne varsa bugün “normal” demeye başladık. Yoksulluk normalleşti, haksızlık olağanlaştı, yalan sıradanlaştı, utanmak gereksizleşti. Buna da “gerçekçilik” adını taktık. Oysa bu gerçekçilik değil, yavaş yavaş kabullenmeydi. Ses çıkarmamanın makul, susmanın olgunluk sayıldığı bir ruh hâliydi.
Alışan insan direnmez. Çünkü alışmak, kabullenmenin en sessiz hâlidir. Ses çıkarmayan çoğaldıkça yanlış kalıcılaştı. İtiraz eden azaldıkça yanlış cesaret buldu. Bu ülkede düzen, itiraz edenlerle değil, alışanlarla kuruldu. Kimse zorla susturulmadı belki ama insanlar zamanla kendi kendine sustu. Kimse bir anda ikna edilmedi; herkes yavaş yavaş razı oldu.
Alışınca her şey olur. Çünkü alışan insan bir süre sonra neyin yanlış olduğunu unutmaya başlar. Başımıza gelenler belki başlı başına birer felaketti ama asıl felaket onlara alışmamız oldu. Alıştıkça vicdan sustu, adalet ertelendi, umut zayıfladı.
Bu ülkenin kısa tarihinde en sessiz çöküş, alışarak yaşandı. Ve en ürkütücüsü şu: Biz hâlâ alışmaya devam ediyoruz.
