16139,48%-2,69
43,95% 0,06
51,48% -0,90
7627,43% 2,59
12213,23% -2,50
Eğitim-Bir-Sen Adıyaman Şube Başkanı Mehmet Demir, İstanbul Çekmeköy'de bir öğretmenin hayatını kaybettiği, bir öğretmen ile bir öğrencinin de yaralandığı şiddet olayına ilişkin açıklamalarda bulundu.
"Kelimelerin tükendiği bir anı yaşıyoruz"
Demir, yaşanan olayın eğitim camiasını derinden sarstığını ifade ederek, "Kelimelerin tükendiği, hangi cümleyi kursak acımızı dindirmeye yetmeyeceği bir anı yaşıyoruz. Bir öğretmenin, iyi bir insan milletine faydalı bir vatandaş olması için ter döktüğü öğrencisi tarafından katledilmesi, yaşadığımız acıyı tarif edilemez boyuta taşımıştır. Eğitimciler olarak hazin bir cinayet haberiyle daha derinden sarsılmış bulunuyoruz. İstanbul Çekmeköy'de Fatma Nur Çelik öğretmenimiz vefat etmiş; bir diğer öğretmenimiz ile bir öğrencimizin hastanede tedavileri devam etmektedir Meslektaşımıza Allah'tan rahmet, ailesine ve bütün eğitim camiamıza başsağlığı; yaralı öğretmenimiz ile öğrencimize acil şifalar diliyoruz." dedi.
"Eğitimciye şiddet toplumsal çürüme belirtisidir"
Eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin münferit olmaktan çıktığını belirten Demir, şu ifadeleri kullandı:
"Öğretmenlerimize yönelen şiddet, eğitimcilerimizin canına kast edilmesi, eğitimin can güvenliği kaygısına teslimi, kabulü ve tahammülü mümkün olmayan bir sorun alanına dönüşmüştür. Eğitimciye yönelen şiddet, bir toplumsal çürüme belirtisidir. Yaşadığımız bu olay, eğitimciye, öğretmene karşı şiddetin ne ilk örneğidir ve korkumuz odur ki ne de son örneği olacaktır. Eğitimciye yönelen şiddetin vaka-i adiyeden bir hale geldiği, eğitim çağındaki çocukların şiddetin faili haline geldiği bir dönemdeyiz. Eğitimciye şiddet ne yazık ki bir iş güvenliği ve iç güvenlik sorununa dönüşmüştür."
Demir, saldırıların eğitim camiasını tedirgin ettiğini belirterek şöyle devam etti:
"Eğitimcilere yönelik saldırılar geleceğimizi karartmakta, eğitim camiasını tedirgin etmekte, can güvenliğinin çalışma hayatındaki başat sorun haline dönüşmesi riskini ortaya çıkarmaktadır. Eğitimcilere yönelik her saldırı, özellikle eğitim çağındaki çocuklardan, öğrencilerimizden kaynaklandığında aklımızı körleştirmekte, ruhumuzu karartmakta, benliğimizi esir almakta, irfanımızı yok etmektedir. Ancak daha vahimi son örneği İstanbul Çekmeköy’de yaşandığı gibi şiddetin failinin bizatihi öğrenci ve çocuk olduğu hallerde, bunun sıradan bir şiddet sorunu olmadığı, toplumsal bir sorun olduğu gerçeği tüm çıplaklığıyla toplumun karşısına çıkmaktadır."
"Aile faktörü göz ardı edilmemeli"
Suç işleyen çocukların aile ve sosyal çevre koşullarının dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Demir, "Suç işleyen çocukların, aile başta olmak üzere içinde bulunduğu sosyal çevrede çocuğun ruhsal, psikolojik, ahlaki gelişimi için gerekli ilgi, sevgi, şefkat, eğitim ve disiplini alamamasının sonucu olduğu gözetilmelidir. Çocuğun, ailenin bir üyesi olarak kişiliğini, karakterini, toplum içinde bir birey olarak sergilediği bireysel davranışlarını, değerlerini, ahlaki yargılarını, her şeyden önce ailesi içinde aldığı eğitimle kazanacağı unutulmamalıdır. Aile içindeki düzensizlik, ilgisizlik, sevgisizlik, saygısızlık, değersizlik, topluma, okula, işe, çevreye suç olarak yansıyacaktır." dedi.
"Devlet yaşam hakkını korumakla yükümlüdür"
Sorunun görmezden gelinerek çözülemeyeceğini ifade eden Demir, "Göz göre göre gelen sorunu, gözümüzün önünde duran soruna, gözümüzü kapayarak çözüm bulamayız. Bugün yaşadığımız acılar, dünün ihmal ve umursamazlığının sonucudur. Yarın yaşanmasını istemediğimiz acılar da bugünkü ilgisizliğin sonucu olmamalıdır. Bu konuya ısrarla dikkat çekip çözüm önerilerimizi sunduğumuz her durumda karşılaştığımız umursamazlık ve duyarsızlık şeklindeki anlaşılmaz tutum, şiddetin ateşine benzin dökmekten başka bir anlama gelmemektedir." ifadelerini kullandı.
Demir, devletin sorumluluğuna dikkat çekerek şöyle konuştu:
"Uluslararası hukuk ve anayasada ifadesini bulan yaşam hakkı ilkesi çerçevesinde, devletin kasıtlı ve hukuksuz şekilde ölüme, yaralanmaya ve zarara sebebiyet verilmesini önleme yükümlülüğü yanında kendi hukukuna tabi kişilerin yaşamlarını korumak için gerekli tedbirleri almakla yükümlü olduğunu hatırlatmak isteriz. Devletin bu yükümlülük çerçevesinde suç işlemekten caydırıcı yasal zemini ve idari koşulları tesis ederek yaşam hakkını koruma ve ayrıca buna ilişkin ihlalleri önleyici, bastırıcı ve cezalandırıcı bir infaz mekanizması geliştirme ödevinin, okul güvenliğini tesis ederek eğitim kamu hizmetinin yürütülmesinde iş güvenliğinin sağlanması ve güvenli çalışma ortamının tesisi zorunluğunun, hukuk devleti olmanın gereği olduğunu hatırlatmak istiyoruz."
"Okullarımızı şiddetin konusu olmaktan çıkarana kadar mücadele sürecek"
Eğitimcilerin korunması gerektiğini vurgulayan Demir, "Eğitimciler her türlü şiddet ve saldırılar karşısında savunmasız, korumasız bırakılmamalı; yaptıkları işin onur, önem ve ağırlığına uygun hayat, çalışma ve güvenlik şartları sağlanmalıdır. Bu karar bir tepki olduğu kadar bir çağrıdır. Bu çağrı öğretmenin itibarını koruma çağrısıdır. Bu çağrı güvenli okul talebidir. Bu çağrı şiddetsiz bir gelecek iradesidir. Fatma Nur öğretmenimizin aziz hatırası önünde söz veriyoruz: Okullarımızı şiddetin konusu olmaktan çıkarana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Eğitim çalışanlarının güvenliği sağlanana kadar sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz." şeklinde konuştu. (İLKHA)
