17132,20%0,11
43,72% 0,19
51,92% -0,02
7075,01% 2,56
11673,05% -0,41
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin imzasıyla gönderilen ‘4-6 yaş grubu öğrencilerin camilere götürülmesi’ genelgesine Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay çok sert çıktı: “Laikliğe ve anayasaya açıkça aykırı.”
Milli Eğitim Bakanlığı’nın 81 il milli eğitim müdürlüğüne gönderdiği ve okul öncesinden liseye kadar tüm öğrencileri kapsayan Ramazan programı tartışma yarattı. Bakan Yusuf Tekin imzalı genelgede, öğrencilerin camilere götürülmesi, çeşitli dini etkinliklere katılması ve aileleriyle birlikte bu etkinliklere dair fotoğraf paylaşmaları öngörülüyor.
Konuya ilişkin Türkinform muhabiri Sema Ersoy’un sorularını yanıtlayan Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, düzenlemenin hem anayasal hem de pedagojik açıdan ciddi sakıncalar barındırdığını belirtti.
Özbay, uygulamanın Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın başlangıç hükümleri ile ikinci maddesinde yer alan laik devlet ilkesine açıkça aykırı olduğunu savundu.
“Milli Eğitim Bakanlığı anayasadan muafmış gibi davranıyor” diyen Özbay, eğitim sisteminin herhangi bir dini pratiği zorunlu ya da yönlendirici biçimde dayatamayacağını ifade etti.
Özbay’a göre eğitim; ailelerin kültürel, inançsal ve bireysel tercihlerine saygı duyan bir çerçevede yürütülmeli. Farklı inançlara, mezheplere ya da herhangi bir inanca sahip olmayan yurttaşların bulunduğu bir ülkede, belirli bir dini pratiğin “birleştirici değer” olarak sunulmasının ayrımcılık riskini beraberinde getireceğini söyledi.
Eğitim-İş Genel Başkanı, söz konusu uygulamanın pedagojik uygunluk açısından da sorunlu olduğunu dile getirdi. Özellikle 4-6 yaş grubunun gelişimsel özellikleri dikkate alındığında, bu yaş aralığındaki çocukların dini etkinliklere yönlendirilmesinin bilimsel temelden yoksun olduğunu belirtti.
Özbay, şu risklere dikkat çekti:
Çocukların inanç temelinde etiketlenmesi
Akran zorbalığının artması
Farklı inanca sahip öğrencilerin dışlanması
Sağlık veya özel durumu olan çocukların baskı görmesi
Özellikle yatılı ve pansiyonlu okullarda sosyal baskının daha görünür hale gelebileceğini vurgulayan Özbay, “Okullara kimlerin hangi başlık altında gireceği de ayrı bir risk alanıdır” dedi.
Özbay, kararın pedagojik ya da bilimsel gerekçelerle alınmadığını savunarak, bunun tamamen dini referanslarla şekillendirilmiş bir nesil yetiştirme projesi olduğunu öne sürdü.
“Eğitim araçsallaştırılıyor” diyen Özbay, öğretmenlerin asli görevleri dışında etkinliklere zorlandığını, matematik ya da fen bilgisi öğretmenlerinin dini organizasyon yürütmekle yükümlü olamayacağını ifade etti.
Ayrıca, Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmenler ve veliler üzerinde dolaylı baskı oluşturduğunu belirterek “Gönüllülük deniyor ama bu bir talimattır” değerlendirmesinde bulundu.
Eğitim-İş, söz konusu genelgeye karşı hukuki süreci başlatma kararı aldıklarını açıkladı.
Özbay, anayasal çerçeveye ve Milli Eğitim’in temel ilkelerine aykırı olduğunu savundukları uygulamaya karşı hem hukuki hem de örgütsel adımlar atacaklarını belirtti. Öğretmenlerin asli görevleri dışında zorlanamayacağı yönünde bağlayıcı sendikal karar almayı planladıklarını da sözlerine ekledi.
Genelgeye ilişkin tartışmalar sürerken, uygulamanın nasıl hayata geçirileceği ve yargı sürecinin nasıl şekilleneceği önümüzdeki günlerde netlik kazanacak.