15932,80%2,12
44,04% 0,03
51,40% 0,20
7342,26% 0,92
11860,00% 0,91
WOLAS tarafından yapılan açıklamada, filonun sadece bir insani yardım konvoyu değil, aynı zamanda çok disiplinli bir inşa hareketi olduğu vurgulandı: "Küresel Sumud Filosu 12 Nisan 2026’da 150’den fazla ülkeden binlerce yolcuyla yeniden Gazze’ye yelken açıyor. Yeni misyona dair bilgiler filonun resmi web sitesinde yayınlanmıştır. Filo’nun yeni misyonunda insani yardımla beraber Gazze’nin yaralarının sarılması, yeniden inşa faaliyetlerine ve hesap verebilirlik mekanizmalarına somut katkı için sağlık çalışanları, eğitimciler, altyapı ve eko-inşa uzmanları, hukukçular ve savaş suçu araştırmacılarının yer alacağı belirtilmiştir."
"WOLAS, Türkiye kolunun hukuki operasyonlarını üstlendi"
Birliğin sürece olan kurumsal desteği şu sözlerle ifade edildi: "WOLAS olarak 2024 yılından bu yana insani yardım filolarıyla ablukayı kırma girişimlerini hukuki anlamda kurumsal olarak desteklemekteyiz. Sumud Filosuna 2025 misyonundan beri küresel ölçekte hukuki danışmanlık sağlamayı sürdürmekte olup 2026 misyonunda ayrıca Türkiye kolunun hukuki operasyonlarını üstlenmiş bulunmaktayız."
"Deniz ablukası uluslararası hukukun açık bir ihlalidir"
Açıklamada, Gazze üzerindeki ablukanın hukuksuzluğu teknik detaylarla ele alındı: "Gazze Şeridi’ne resmi olarak 2007 yılından bu yana uygulanan deniz ablukası hukuksuz olup uluslararası insancıl hukuku, uluslararası deniz hukukunu, uluslararası insan hakları hukuku ve emredici nitelikteki teamül kurallarını ihlal etmektedir. Deniz ablukaları, uluslararası silahlı çatışmalar hukukunda ancak istisnai ve sıkı koşullara bağlı olarak değerlendirilebilecek tedbirlerdir."
"Sivilleri aç bırakmak bir savaş suçudur"
WOLAS, uluslararası sözleşmelere atıfta bulunarak ablukanın insani sonuçlarını mahkum etti: "San Remo El Kitabı, 102'inci kuralına göre sivillere orantısız zarar veren, sivil nüfusu aç bırakma amacı taşıyan ya da fiilen bu sonucu doğuran ve insani yardıma erişimi engelleyen ablukalar hukuka aykırıdır. 103'üncü kural ise abluka uygulayan devletin sivil nüfusun hayatta kalması için zorunlu olan gıda, ilaç ve diğer yaşamsal malzemelerin geçişine izin verme yükümlülüğünü vaz etmektedir. IV. Cenevre Sözleşmesi 33'üncü madde toplu cezalandırmayı, Ek Protokol I (madde 54) ise bir savaş yöntemi olarak sivilleri aç bırakmayı yasaklamaktadır. Roma Statüsü de 8. maddesinde bir savaş yöntemi olarak sivillerin aç bırakılmasını açıkça yasaklamakta ve ilgili eylemleri savaş suçu olarak tanımlamaktadır."
"Uluslararası Adalet Divanı Kararları İhlal Ediliyor"
Açıklamada, devam eden hukuksuzluğun soykırım suçunun unsurlarını taşıdığına dikkat çekildi: "Gazze bağlamında yapısal, sistematik ve kasti biçimde sivillerin bir savaş yöntemi olarak aç bırakılması savaş suçu teşkil etmekte olup soykırım suçunun da unsurlarındandır. İki milyonu aşkın sivil nüfusu kolektif biçimde açlığa mahkûm eden ve temel yaşam koşullarını hiçe sayan bu abluka, mezkur hükümleri ve Uluslararası Adalet Divanı’nın Güney Afrika v. israil davasında insani yardımın engelsiz ulaştırılması zorunluluğunu da telaffuz eden ihtiyati tedbir kararlarını açıkça ihlal etmektedir. Bu gerçeklikte Filo, Filistin halkının özgürlüğü ve self determinasyonu aleyhine kurulmuş ablukaya karşı uluslararası toplumca yapılmış bir itirazdır."
"Filo, meşru bir küresel sivil direniş eylemidir"
Girişimin barışçıl doğası ve hukuki uyumu şu şekilde özetlendi: "Filo’nun misyonu uluslararası hukuka tümüyle uygundur. Barışçıl ve sivil nitelikteki bu girişim insani yardımın serbestçe ulaştırılması yönündeki bağlayıcı uluslararası yükümlülüklerle uyumludur. Uluslararası hukuk çerçevesinde değerlendirildiğinde, bu misyon hukuka aykırı bir ablukanın insani sonuçlarını hafifletmeye yönelik meşru bir küresel sivil direniş ve dayanışma eylemidir. Filo ve yolcuları deniz hukuku itibariyle seyrüsefer özgürlüğü, zararsız geçiş ve insani geçiş haklarını haiz olup uluslararası insancıl hukuk itibariyle de tam koruma altındadır."
"Askeri müdahale uluslararası suç doğuracaktır"
Son olarak, olası müdahalelere karşı sert bir uyarı yapılarak vicdani sorumluluk hatırlatıldı: "10 Ekim 2025 tarihli ateşkes sonrasında dahi Gazze’de soykırım, sivillere yönelik saldırılar, katliamlar ve sistematik ihlaller devam etmektedir. BM Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararına istinaden kurulan ‘Barış Kurulu’ sonrası siyasi-hukuki bağlamda filonun meşruiyeti, sahip olduğu korumalar ve geçiş hakları aynen geçerlidir... Filoya ve yolcularına yönelik olası bir askeri müdahalenin uluslararası hukuka açıkça aykırı olacağını hem israil için devlet sorumluluğu hem de failleri bakımından cezai sorumluluk doğuracağını bir kez daha hatırlatıyoruz. Gazze halkının yaşam hakkını, kendi kaderini tayin hakkını, hürriyet ve haysiyetini savunmak hukuki ve vicdani bir sorumluluktur. Bu sorumluluk bilinciyle yola çıkacak olan Filo’nun meşru insani misyonunun destekçisi ve savunucusu olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz." (İLKHA)