-
BIST 100
16161,60%0,69
-
DOLAR
44,35% 0,05
-
EURO
51,42% -0,17
-
GRAM ALTIN
6504,43% 2,02
-
Ç. ALTIN
10945,35% 1,69
GÜÇ HALKTADIR
Anketlerin Gölgesinde Unutturulan Gerçek: Bulgaristan’da Halk mı Konuşacak, Sistem mi?
Oya CANBAZOĞLU
Anketlerin Gölgesinde Unutturulan Gerçek:
Bulgaristan’da Halk mı Konuşacak, Sistem mi?
Bulgaristan bir seçime daha gidiyor. Her seçim döneminde olduğu gibi yine aynı sahne kurulmuş durumda: ekranlarda anketler, gazetelerde oranlar, yorumcularda hazır senaryolar…
Kimin yükseleceği, kimin baraj altında kalacağı, kimin “iktidara hazır” olduğu halka daha sandık kurulmadan anlatılıyor. Böylece seçim, halkın özgür iradesinin tecelli ettiği bir demokratik süreç olmaktan çıkarılıp, önceden tasarlanmış bir psikolojik yönlendirme alanına dönüştürülüyor.
Bugün önümüze konulan tablo da farklı değil. Bir anket şirketi çıkıyor, bazı partileri zirveye yerleştiriyor, bazılarını görünmez hale getiriyor. Sonra medya bu tabloyu büyütüyor.
Ardından seçmenin zihninde şu düşünce yerleştiriliyor: “Bu parti zaten giremez”, “Buna verilen oy boşa gider”, “Asıl yarış bunlar arasında.” İşte tam da bu noktada seçimlerin görünmeyen en büyük manipülasyonu başlıyor. Çünkü seçmen artık programlara, sahadaki çalışmaya, kadrolara, fikirlere ve ülke vizyonuna değil; kendisine ezberletilen sıralamaya göre karar vermeye başlıyor.
Oysa demokrasi, tam da bunun karşıtıdır. Demokrasi, halkın önüne önceden hazırlanmış iki-üç seçenek koyarak “gerçekçi ol” demek değildir. Demokrasi, halkın gerçekten istediği kadroları, gerçekten inandığı fikirleri ve gerçekten ülkesine fayda sağlayacağını düşündüğü hareketleri özgürce tercih edebilmesidir. Eğer anketler bu özgürlüğü daraltıyor, seçmeni psikolojik olarak belli partilere mahkûm ediyorsa, orada demokratik görüntü vardır ancak, demokratik ruh zedelenmiştir.
Bugün Bulgaristan’da tam da böyle bir ruh aşınması yaşanıyor.
Çünkü sahada çalışan, insanlarla birebir temas kuran, sorun dinleyen, çözüm anlatan bazı partiler sistemli biçimde geri plana itiliyor. Özellikle Veliçiye gibi halkın içine inen, seçmene dokunan, sahada görünür emek veren hareketlerin görmezden gelinmesi tesadüf değildir. Bu partiler, yerleşik siyasi masaların doğal unsuru olmadıkları için; büyük medya merkezlerinin, alışıldık güç dengelerinin ve siyasi mühendisliğin dışında durdukları için yeterince anılmıyorlar. Oysa siyasetin özü tam da budur: halka gitmek, onun derdini dinlemek, onunla yürümek, onunla birlikte bir gelecek tasarlamak..
Ne yazık ki geniş kitlelerde yıllardır aynı alışkanlık devam ediyor: “Barajı geçemez”, “şansı yok”, “oyum boşa gitmesin.” Bu cümle, demokratik sistemlerin en büyük zincirlerinden biridir. Çünkü seçmen burada kendi iradesini geri çekmekte, yerine anketçinin, televizyoncunun, büyük partilerin ve düzenin kanaatini koymaktadır. Böylece sandıkta milletin değil, önceden oluşturulmuş algının ağırlığı hissedilmektedir. Halbuki halk gerçekten isterse bir parti bir anda büyür. Halk gerçekten sahip çıkarsa en “küçük” gösterilen hareket bir ülkenin kaderini değiştirebilir. Tarihte bunun sayısız örneği vardır.
Bu yüzden Bulgaristan’da artık şu anlayışın değişmesi gerekiyor:
“Kime şans veriliyor?” sorusu yerine “Kim gerçekten ülke için çalışıyor?” sorusu sorulmalıdır. “Kim önde gösteriliyor?” yerine “Kim ne yapmış, ne öneriyor, nasıl bir Bulgaristan tasarlıyor?” sorusu öne çıkmalıdır. Seçmen davranışı, tahminlere değil; emek, liyakat, ahlak ve vizyon ölçüsüne dayanmalıdır.
Tam burada başka bir önemli noktaya geliyoruz: Doğrudan Demokrasi Partisi gibi, Bulgaristan merkezli düşünmeye çalışan, parti tüzüğüyle, siyasi çerçevesiyle, kurumsal yaklaşımıyla farklı bir çizgi ortaya koyan oluşumlar da kamuoyunda hak ettikleri ilgiyi göremiyor. Oysa bir partiyi gerçekten değerlendirmek için sadece o günkü oy oranına değil, onun düşünsel altyapısına, kurumsal ciddiyetine, ülkeyi nasıl yönetmek istediğine, hangi ilkeler üzerine kurulduğuna bakmak gerekir. Bir partinin asıl değeri, televizyon ekranında kaç kez göründüğüyle değil; yarın ülkeyi yönetmeye dair ne kadar derinlikli ve profesyonel bir hazırlık taşıdığıyla ölçülmelidir.
Bugün ne yazık ki birçok seçmen, parlatılan isimlerle gerçek kapasiteyi birbirine karıştırıyor. Büyük gösterilen her yapı güçlü değildir. Sessiz bırakılan her hareket zayıf değildir. Hatta bazen tam tersidir: Gerçekten ülkesini düşünen, gerçekten program yazan, gerçekten çalışan yapılar sistemin merkezine giremedikleri için küçük görünürler. Fakat bir ülkenin geleceğini bazen tam da bu ciddiyet belirler.
Veliçiye örneğinde de buna benzer bir durum dikkat çekiyor. Parti liderinin kendisini ortaya koyan, somut bir eser bırakmış bir isim olduğu, geniş yankı uyandıran projeler geliştirdiği söyleniyor.
Bir insanın sadece vaat değil, somut üretimle kendisini kanıtlaması siyasette az rastlanan bir şeydir.
Buna rağmen onun ve yaptığı işlerin desteklenmek yerine engellenmeye çalışılması, Bulgaristan’daki siyasi düzenin nasıl işlediğine dair ciddi soru işaretleri doğuruyor. Çünkü sistem çoğu zaman üretenden, bağımsız olandan, ezberi bozan kişiden rahatsız olur. Kendi dışında gelişen her halk desteğini tehdit olarak görür.
Aslında bugün Bulgaristan’da seçmenin önünde duran temel mesele tam da budur:
Düzenin kendisine sunduğu seçenekler arasında mı dolaşacak, yoksa gerçekten ülkenin geleceğini düşünen kadroları kendi iradesiyle mi öne çıkaracak? Eğer halk sadece anketlere bakarsa, medya tarafından çizilen sınırlar içinde kalırsa, yine aynı sonuçlar doğacaktır. Yine aynı hayal kırıklıkları yaşanacaktır. Yine seçimlerden sonra “Neden hiçbir şey değişmiyor?” sorusu sorulacaktır.
Çünkü aynı siyasi akıl, aynı medya iklimi ve aynı korku dili seçmeni sürekli aynı daire içinde tutmaktadır.
Oysa bir milletin geleceğini değiştiren şey, tam da bu daireyi kırabildiği andır.
İnsanlar kendi küçük çıkarlarını, günlük hesaplarını, geçici vaatleri bir kenara bırakıp uzun vadeli düşünmeye başladığında; “Bana bugün ne veriyor?” yerine “Ülkeme yarın ne kazandırır?” sorusunu sorduğunda gerçek değişim başlar. Bulgaristan’ın da ihtiyacı olan budur: kısa vadeli menfaat değil, büyük Bulgaristan fikri; edilgen seçmenlik değil, bilinçli vatandaşlık; korkuyla oy vermek değil, okuyarak, öğrenerek ve araştırarak karar vermek.
Bu yüzden seçmene düşen görev çok açıktır:
Oy vermeden önce okumak, dinlemek,araştırmak..Partilerin sadece sloganlarına değil, ne yaptıklarına bakmak..Kim sahada, kim masa başında? Kim sadece konuşuyor, kim bir şeyler inşa etmiş?
Kim halka tepeden bakıyor, kim halkın içine giriyor? Kim Bulgaristan’ı bir makam alanı olarak görüyor, kim bir dava olarak görüyor? Bu sorular sorulmadan verilen her oy, sadece bugünü değil yarını da etkiler.
Unutulmaması gereken bir başka gerçek de şudur: Oy sadece bireyin kendisi için verilmez.
Oy, çocuklar için verilir; torunlar için verilir; ülkenin geleceği için verilir. Bu yüzden oy bir günlük siyasi işlem değil, tarihî bir sorumluluktur. Kişisel menfaatle kullanılan oy ile milletin kaderini düşünerek kullanılan oy arasında büyük fark vardır. Birincisi geçicidir, ikincisi ise nesiller boyu sonuç üretir.
19 Nisan’daki seçimler bu nedenle sıradan bir tarih değildir. Bu seçim, Bulgaristan’da halkın anketlere mi teslim olacağını, yoksa kendi gücünü yeniden mi hatırlayacağını gösterecek bir eşiktir. Bu seçim, “Bize sunulanı mı kabul edeceğiz, yoksa hak ettiğimiz geleceği mi arayacağız?” sorusunun cevabıdır.
Bugün halka anlatılması gereken en önemli şey de budur: Güç anket şirketlerinde değildir. Güç, medya patronlarında değildir. Güç, önceden yazılmış siyasi senaryolarda değildir. Güç halktadır.
Ancak halkın gücü, bilinçle birleşirse anlam kazanır. Okumayan, araştırmayan, sorgulamayan toplumlar kolay yönlendirilir. Onlara gerçekler değil algılar satılır. Onlara siyaset değil tiyatro gösterilir.
Bu yüzden ilk çağrı çok basit ama çok değerlidir: Oku. Öğren. Kararını öyle ver!Çünkü okumadan, düşündürmeden, tartıştırmadan bir ülke yönetilemez. Dünyada doğru birdir; onu bulmak bazen zor olabilir ama imkânsız değildir. Yeter ki insan çaba göstersin, kolay olana değil doğru olana yönelsin.
Bugün Bulgaristan’ın ihtiyacı olan şey tam da budur: uyanmış bir halk, korkmayan bir seçmen, ezber bozan bir irade. Eğer bu gerçekleşirse, bugünün küçük gösterilenleri yarının belirleyici gücü olabilir.
Eğer gerçekleşmezse, aynı düzen Bulgaristan’ı yormaya, tüketmeye ve geriletmeye devam eder.
Anketler kader değildir. Medyanın gösterdiği tablo hakikatin tamamı değildir.
Parlamento sadece güçlü gösterilenlerin yeri değildir. Halk isterse dengeler değişir.
Halk isterse sıralamalar altüst olur. Halk isterse Bulgaristan yeniden kendi merkezine döner.
Bunun için gereken ilk adım ise çok nettir: başkasının aklıyla değil, kendi vicdanınla; korkuyla değil bilgiyle; alışkanlıkla değil bilinçle oy vermek.
Çünkü tebliğ edilir, karar verilir, ama son sözü her zaman halk söyler.
Artvin’de Hayvanları Koruma Kurulu Toplandı
Almanya ordusu yapay zekâ ile savaş kararlarını hızlandırmayı planlıyor
CHP savaşın ekonomik etkilerine karşı acil önlem paketini açıkladı
Bursa İznik’te kaçak kazıya suçüstü
Eskişehir’de Firebird Orchestra konseri büyüledi
Çorum’da vektörle mücadele aralıksız sürüyor
Aile ve Gençlik Fonu’ndan Gençlere Milyarlık Destek
Türkiye, Üç Deniz Girişimi ile Bağlarını Güçlendiriyor
Akçaabat Sahiline Modern Dokunuş: Yıldızlı-Söğütlü Projesi Başlıyor
Milli Eğitim Akademisi hazırlık eğitimi kayıt süreci başladı
Bakan Fidan, Çinli mevkidaşı Wang Yi ile görüştü
Bursa'da kaçak kazı yapan 2 kişi suçüstü yakalandı
ADYÜ Teknokent 2025 Yılı Olağan Genel Kurulu gerçekleştirildi
Keşan’da dev vurgun! Banka personeli sandı, 552 bin TL kaptırdı!
Sakarya’nın gelecek vizyonu SATSO Meclisi’nde anlatıldı
Ordu’nun Yeşil Dönüşümü: 7 Yılda Rekor Artış
Eskişehir’de Esnafa ve Vatandaşa Çifte Kazanç
Enerji krizinin ortasında Güney Sudan petrol üretimini genişletmeye hazırlanıyor
Badem, Adıyaman tezgahlarında yerini aldı - Videolu Haber
Tokat Basın Konseyi (TOBKON) Derneği resmen kuruldu
DMM: Deepfake ve manipülatif içeriklere karşı dikkat
Danimarkalı lityum ölçüm MR teknolojisi sağlayıcısı NanoNord, Avustralya'da DLE alanındaki ElectraLith ile iş birliğini genişletti
Trabzon’da Ulaşım Atağı: 18 İlçede Yollar Yenileniyor
DMM: Dezenformasyon faaliyetlerinde artış gözlemlenmektedir
Adıyaman Belediyesi Yeşilyurt Kreş ve Gündüz Bakımevi başvuruları devam ediyor - Videolu Haber
Dervişoğlu: Türkiye, İran Savaşına askeri olarak müdahil olmamalı
Trabzon Akçaabat sahilinde büyük değişim başlıyor
Londra’da Gastronomi ve Sinema Akademide Buluşuyor
Ev Taşımaya Destek: Denizli’de 10 Bin TL Ödeme
Konya’da Tatbikat Nedeniyle Patlama Benzeri Sesler Duyulabilir!
Yükleniyor











