15750,07%-2,31
43,96% 0,03
51,10% -0,61
7260,62% -3,65
11848,56% -2,98
HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında eğitim sistemi, artan şiddet olayları ve YÖK'ün kontenjan kararlarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Saha çalışmalarında halktan dinledikleri sorunları TBMM gündemine taşıyan HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç, İstanbul'da uğradığı saldırı sonucu vefat eden öğretmen Fatma Nur Çelik'e rahmet dileyerek sözlerine başladı. Yaşanan şiddet olaylarının ve cinayetlerin derinlemesine soruşturulup suçluların cezalandırılması gerektiğini belirten Dinç, toplumsal yozlaşmaya dikkat çekti.
"Eğitim sistemi madde üzerine inşa edilmemeli"
Medeniyet tasavvurunda öğretmene verilen değere atıfta bulunan Dinç, eğitimde manevi değerlerin eksikliğine işaret etti.
İslam medeniyetinde, "Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum" anlayışının hakim olduğunu hatırlatan Dinç, "Böyle bir durum varken, bu çocuklar nasıl bu hale geliyor? Bunların tek tek sorgulanması ve üzerinde gerçekten uzunca düşünülmesi gerekir. Çocuklarımız saygılı, hürmetli olmalı ve öğretmenlerine değer vermelidir. Bunun için de mutlaka değerler eğitimi almaları gerekiyor. Her şey madde üzerinden değerlendirilmemeli; eğitim sistemi madde üzerine inşa edilmemelidir. Manevi değerler ve ahlaki eğitim üzerinde iyice durulmalıdır. Hiç unutulmamalıdır ki bu ülkede ekonomik krizden önce bir ahlak krizi vardır ve bu ahlak krizi çözülmeden hiçbir yerde huzur ve güven sağlanamaz." dedi.
"Asıl sorun, gençlerimizin üniversiteyi 'tek çıkış yolu' olarak görmesidir"
Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) hukuk, psikoloji, eczacılık, diş hekimliği ve öğretmenlik programları başta olmak üzere üniversite kontenjanlarını azaltma kararını da değerlendiren Dinç, bu adımın tek başına yeterli olmayacağını ifade etti.
Sadece kontenjanları azaltmanın üniversite kapılarında yığılmalara neden olacağını belirten Dinç, piyasadaki usta-çırak eksikliğine dikkat çekerek şöyle konuştu:
"Kontenjanları azaltmak kaliteyi artırabilir, istihdam dengesi sağlanmış olabilir ancak bu kez üniversite kapılarında ordular içeri girmek için bekleyecektir. Çünkü asıl sorun, gençlerimizin üniversiteyi 'tek çıkış yolu' olarak görmesidir. Oysa piyasada pek çok usta, yanında yetiştirecek çırak bulamıyor. Temel çözüm; gençlerimizi erken yaşta mesleki eğitime yönlendirerek onları nitelikli meslek sahibi bireyler haline getirmektir. Bu bağlamda Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) büyük önem taşımaktadır. Öğrenciler burada hem öğrenim görmekte, hem sigortaları yatmakta, hem de maaş alarak ustalık yolunda ilerlemektedir."
"Sınava yakın alınan kararlar öğrencilerin motivasyonunu kırıyor"
Gençlerin doğrudan üretime ve istihdama katılmasının önemine vurgu yapan Dinç, "Herkes üniversite mezunu olmak zorunda değildir. Nitelikli bir meslek sahibi olmak da büyük bir başarıdır' mesajı net bir şekilde verilerek üniversite odaklı algı kırılmalı, meslek liseleri ve MESEM'ler cazip hale getirilmelidir." dedi.
YÖK'ün aldığı kontenjan düşürme kararının zamanlamasını da eleştiren Dinç, "Gençlerimizin geleceğini kurtarmanın yolu herkesi üniversite mezunu yapmak değil, doğru yeteneğe doğru eğitimi sunmaktır. Ancak üniversite sayısını azaltma kararının özellikle sınava yakın bir süreçte alınması, gençlerimizin hem motivasyonunu kırıyor hem de moral bozucu bir etki oluşturuyor. Düzenlemeler önceden ve uzun vadeli planlanıp adaylara zamanında duyurulmalıdır." ifadelerini kullandı. (İLKHA)
