16139,48%-2,69
43,95% 0,06
51,48% -0,90
7627,43% 2,59
12213,23% -2,50
Orta Doğu’da tırmanan çatışmaların insani boyutu giderek ağırlaşıyor. İran Tabipler Birliği Başkanı Muhammed Reiszade, ABD ve İsrail’in Tahran’a düzenlediği hava saldırılarında sağlık tesislerinin doğrudan hedef alındığını öne sürerek sert açıklamalarda bulundu. Reiszade, saldırıların yalnızca askeri değil, aynı zamanda insani bir felakete dönüştüğünü belirterek, “Cinayetler cenin katline kadar vardı” ifadelerini kullandı.
İranlı yetkililere göre saldırılarda toplam 10 hastane ve acil yardım merkezi zarar gördü. Açıklamalar, savaş hukukunun ihlal edildiği yönündeki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Saldırıların en ağır sonuçlarından birinin Tahran’ın kuzeyindeki 17 katlı Gandi Hastanesi’nde yaşandığı bildirildi. Hava saldırıları sonrası hastanenin dış cephesinin büyük bölümünün yıkıldığı, yoğun bakım üniteleri ile ameliyathanelerdeki tıbbi ekipmanların kullanılamaz hale geldiği açıklandı.
Reiszade, hastane bünyesinde bulunan tüp bebek merkezi ve embriyo bankasının da hedef alındığını belirterek bunun insani açıdan kabul edilemez olduğunu savundu. Açıklamasında, daha önce sivillerin hedef alındığını dile getirdiklerini ancak saldırıların artık “doğmamış hayatları bile kapsayan bir yıkıma dönüştüğünü” söyledi.
Sağlık yetkilileri, hastanenin yeniden hizmet verebilmesi için çalışmalar başlatıldığını ancak mevcut hasarın sağlık sistemine ciddi darbe vurduğunu ifade ediyor. Enkazdan kurtarılan tıbbi cihazların çevredeki diğer hastanelere taşındığı bildirildi.
İran Tabipler Birliği’nin paylaştığı bilgilere göre yalnızca Gandi Hastanesi değil, şehir genelinde toplam 10 sağlık kuruluşu saldırılardan doğrudan etkilendi. Acil servislerin ve sağlık merkezlerinin zarar görmesi, özellikle yaralıların tedavi süreçlerini zorlaştırdı.
Saldırı bölgesinden gelen görüntülerde hastanenin çevresindeki sivil yerleşim alanlarında da ciddi yıkım olduğu görüldü. Hastanenin karşısında bulunan ve bir televizyon kanalına ait olduğu belirtilen baz istasyonunun hasar alması, iletişim altyapısında kesintilere yol açtı.
Uzmanlara göre sağlık tesislerinin zarar görmesi, savaşların en ağır insani sonuçları arasında yer alıyor. Çünkü bu durum yalnızca mevcut yaralıları değil, gelecekteki sağlık hizmetlerini de doğrudan etkiliyor. Sağlık altyapısının çökmesi, kriz bölgelerinde ölüm oranlarının hızla artmasına neden olabiliyor.
Saldırıların ardından bölgede yaşayan siviller arasında öfkenin büyüdüğü belirtiliyor. Hastane çevresinde konuşan bazı vatandaşlar, yaşanan yıkımın kabul edilemez olduğunu dile getirerek İran yönetimine karşılık verilmesi çağrısında bulundu.
Yerel kaynaklara göre halk arasında yükselen bu tepki, çatışmanın yalnızca askeri değil toplumsal bir gerilim boyutuna da ulaştığını gösteriyor. Uzmanlar, sivillerde oluşan öfkenin çatışmaların daha da sertleşmesine yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Uluslararası hukuk açısından hastaneler ve sağlık tesisleri savaş koşullarında korunması gereken alanlar arasında yer alıyor. Bu nedenle İran’ın açıklamaları, önümüzdeki günlerde uluslararası kuruluşlar ve insan hakları örgütleri tarafından daha yakından incelenebilir.
Gelinen noktada Orta Doğu’daki çatışmalar yalnızca askeri hedeflerle sınırlı kalmıyor; sivil yaşam ve sağlık sistemi de doğrudan etkileniyor. Tartışmalar sürerken gözler şimdi uluslararası toplumdan gelecek olası diplomatik tepkilere çevrilmiş durumda. Bölgedeki insani kriz derinleşirken gerilimin düşüp düşmeyeceği ise belirsizliğini koruyor.