17313,52%-0,10
43,72% 0,06
51,80% -0,07
6927,60% -1,24
11589,47% -0,69
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), okul öncesi, ilkokul ve ortaokullarda Ramazan ayı boyunca uygulanmak üzere ayrı ayrı “Ramazan Etkinlik Rehberi” yayımladı. “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” kapsamında değerler eğitimi çerçevesinde hazırlandığı belirtilen rehberlerde, eğitim süreci boyunca dini içerikli etkinliklerin yoğun şekilde uygulanması öngörülüyor.
Rehberlerde yer alan uygulamalar arasında öğrencilerin oruca teşvik edilmesi, cami ziyaretleri, mukabele organizasyonları, Ramazan panosu yarışmaları ve dini musiki yayını gibi başlıklar dikkat çekti. Uygulamaların haftalık izleme ve değerlendirme formlarıyla takip edilmesi talimatı da verildi.
En çok tartışma yaratan bölüm, 4–6 yaş grubuna yönelik etkinlikler oldu. Rehbere göre okul öncesi öğrenciler sınıflarında “Ramazan kapı süsü” hazırlayacak, bazı materyallerde “Lütfen beni de sahura kaldırın” ifadesi yer alacak. Çocukların hilal, cami ve mahya temalı görseller hazırlaması, cami ziyareti yapması ve Ramazan hakkında sohbet etkinliklerine katılması planlanıyor.
Ayrıca öğrencilerden “Ramazan Günlüğü” veya “İyilik Defteri” tutmaları istenecek. Velilere gönderilecek mektuplarla evlerde de Ramazan köşesi hazırlanması, iftar fotoğrafı çekilmesi ya da resim yapılması önerilecek.
İlkokul ve ortaokullarda ise “tekne orucu” uygulaması, teravih namazına yönlendirme, mukabele okunması ve Kur’an-ı Kerim etkinlikleri gündemde. Rehberde, oruç tutan öğrencilerin çizelgeyle takip edilmesi ve tutanlara başarı belgesi verilmesi maddesi de yer aldı.
Ankara’da görev yapan bir sınıf öğretmeni, planlanan etkinliklerin ders sürelerini ciddi biçimde etkileyeceğini belirterek, “İstenen çalışmalar oldukça zaman alacak. Derslerin aksaması kaçınılmaz görünüyor” dedi.
Eğitim sendikalarından yapılan açıklamalarda ise uygulamanın “değerler eğitimi” başlığı altında bir yaşam biçiminin dayatılması anlamına geldiği savunuldu. Açıklamalarda, uygulamanın anayasal ilkeler ve pedagojik esaslar açısından tartışmalı olduğu ifade edildi.
Eleştiriler özellikle şu başlıklarda yoğunlaştı:
Oruç tutan öğrencilerin kayıt altına alınması
Küçük yaş grubunun dini pratiklere yönlendirilmesi
Okul zillerinin dini musiki ile değiştirilmesi
Ders saatlerinde dini içerikli yayın yapılması
Müfredatın fiilen ikinci plana itilmesi
Bazı eğitimciler, Ramazan’ın kültürel ve manevi boyutunun elbette anlatılabileceğini ancak bunun ders programını gölgeleyecek ölçüde uygulanmasının doğru olmadığını dile getirdi.
Uygulamayı savunan çevreler ise Ramazan ayının paylaşma, yardımlaşma ve dayanışma değerlerini güçlendirdiğini belirtiyor. Rehberde yer alan “her gün bir iyilik” gibi etkinliklerin toplumsal birlikteliğe katkı sunacağı ifade ediliyor.
Bakanlık kaynakları, etkinliklerin zorunlu ibadet dayatması değil, kültürel ve manevi değer aktarımı amacı taşıdığını vurguluyor. Ayrıca rehberde “zorlanmadan tavsiye” ifadesinin yer aldığına dikkat çekiliyor.
Uzmanlara göre asıl tartışma, değerler eğitimi ile dini yönlendirme arasındaki sınırın nasıl çizileceği noktasında düğümleniyor. Eğitim politikalarının pedagojik ilkelere uygunluğu, anayasal çerçeve ve toplumsal çeşitlilik dengesi önümüzdeki süreçte daha fazla gündeme gelecek.
Ramazan ayı boyunca sahadaki uygulamaların nasıl yürütüleceği, velilerden ve öğretmenlerden gelecek geri bildirimlerle daha net ortaya çıkacak.