17313,52%-0,10
43,72% 0,06
51,80% -0,07
6927,60% -1,24
11589,47% -0,69
Halk TV'nin "Nefret Yasası" olarak yayınladığı haber, toplumun temel taşı olan aile yapısını ve köklü İslâmî değerleri hiçe sayan bir anlayışın yansımasıdır. Bu tür yayıncılık anlayışına karşı, mânevî değerlerimizi ve nesillerimizin geleceğini savunmak îmanî ve vicdanî sorumluluğumuzdur.
Neslimizi ve Aile Yapımızı Hedef Alan Dezenformasyona Karşı Hakikat Bildirisi
Bazı medya kuruluşlarının, Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan ve toplumun ahlâkî dokusunu korumayı amaçlayan yasal düzenlemeleri "nefret" kılıfı altında karalama çabasına girdiğini ibretle takip ediyoruz. Halk TV’nin "Nefret Yasası" ve "LGBT’lilere destek veren bile hapse girecek" şeklindeki başlıkları, sadece hukukî bir düzenlemeye değil, doğrudan Müslüman Türk aile yapısına ve bu milletin inanç değerlerine yönelik bir saldırıdır.
Aile, Toplumun ve İslâm’ın Kalbidir
İslâmî değerlerimiz, insanın fıtratını ve cinsiyetini Allah’ın bir emaneti olarak görür. Cinsiyet rollerinin belirsizleştirilmesi, "teşvik, övme ve özendirme" yoluyla sapkın eğilimlerin normalleştirilmeye çalışılması, sadece bir tercih meselesi değil, toplumsal bir çürüme projesidir. Aileyi korumak, devlete anayasal bir görev olduğu kadar, her Müslüman için îmanî bir sorumluluktur.
"Nefret" Değil, "Muhâfaza" Yasası
Haberde "nefret yasası" olarak lanse edilen düzenleme, aslında nesillerimizi koruma altına alma iradesidir. Çocuklarımızın tertemiz zihinlerini, ekranlar ve sosyal medya aracılığıyla kuşatan cinsiyetsizleştirme dayatmasına "dur" demek nefret suçu değil, bir adalet ve merhamet gereğidir. Gerçek nefret; fıtrata savaş açan, aile kurumunu dinamitleyen ve gençleri kimlik bunalımına sürükleyen bu kirli propagandadır.
Basın Etiği ve Toplumsal Sorumluluk
Müslüman Türk milletinin değerlerine yabancılaşmış, Batı merkezli marjinal ideolojilerin sözcülüğüne soyunmuş yayın organlarının üslûbu kabul edilemez. Bir medya kuruluşunun görevi, sapkınlığı meşrulaştırmak değil, toplumun genel ahlâkını ve kamu düzenini gözetmektir. "Özendirme" ve "teşvik" faaliyetlerine getirilecek cezai yaptırımlardan rahatsızlık duymak, ancak bu yozlaşmadan beslenenlerin tavrı olabilir.
Kararlılıkla Savunacağız
Bizler, bin yıldır bu topraklarda İslâm’ın sancaktarlığını yapmış bir milletin ferdi olarak; anne, baba ve çocuktan müteşekkil mukaddes aile yapımızı her türlü ideolojik saldırıya karşı savunacağız. Cinsiyet uyum süreci adı altında fıtrata müdahale edilmesine ve bu durumun bir özgürlük gibi pazarlanmasına rıza göstermeyeceğiz.
Halkımızın mânevî hassasiyetlerini görmezden gelen, değerlerimizi "nefret" diyerek yaftalamaya çalışan bu zihniyeti kınıyoruz. Devletimizin, aile yapımızı korumaya yönelik atacağı her türlü yasal adımı destekliyor; evlatlarımızı bu mânevî işgalden korumak için sağduyulu her bireyi bu haklı duruşa davet ediyoruz.
Gelecek nesillerimiz, fıtratına yabancılaşmış birer birey değil; dînine, vatanına ve aile değerlerine sadık birer nesil olarak yetişecektir!