16720,34%2,29
43,58% -0,03
51,99% 0,79
7118,61% 2,53
11665,04% -0,82
Bazıları koltuğa oturur, tabelaya bakar.
Bazıları da şehre bakar.
Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ikinci grupta.
Atatürk Üniversitesi’ne rektör olarak atandığı gün, klasik bir refleks devreye girdi:
“İthal”, “uzaktan”, “Erzurum’u tanımaz” diyenler oldu.
Oysa Erzurum’u tanımak için burada doğmak yetmez; burayı dert edinmek gerekir.
Ahmet Hoca tam da bunu yaptı.
Göreve geldiği günden itibaren öyle işler yapıldı ki, bırakın hayal etmeyi, bu şehirde çoğu kişinin aklına bile gelmezdi. Üniversiteyi sadece kampüs sınırları içinde tutmadı; Erzurum’un sokaklarına, esnafına, gençlerine, kültürüne dokundurdu. Atatürk Üniversitesi’ni bir eğitim kurumundan öte, şehrin omurgası haline getirmeye başladı.
Bugün Atatürk Üniversitesi denildiğinde sadece akademik başarılar değil; şehirle bütünleşen projeler, üretime katkı, gençlere açılan yeni alanlar konuşuluyorsa, bu tesadüf değil. Bu, masa başında değil, sahada çalışan bir rektörün imzasıdır.
Ahmet Hacımüftüoğlu, “rektörlük” makamını bir vitrin olarak görmedi. O makamı, Erzurum’a hizmet etmenin aracı yaptı. Protokolde görünmekten çok, işin mutfağında olmayı tercih etti. Kimseye yüksekten bakmadı, kimseye yukarıdan konuşmadı. Çünkü Erzurum’u seven adam, Erzurumlu gibi davranır.
Belki de en önemlisi şu:
Bu şehirde uzun zamandır unutulan bir duyguyu hatırlattı: Sahiplenilme hissini.
Üniversite–şehir kopukluğu dediğimiz o kronik sorun, onun döneminde yavaş yavaş kapanmaya başladı. Öğrenci sadece okuyan değil, şehre değer katan bir aktör oldu. Üniversite sadece diploma veren değil, Erzurum’un geleceğini planlayan bir merkez haline geldi.
Bugün hâlâ “ithal” diyenler var mı?
Vardır.
Ama artık sesleri cılız.
Çünkü Erzurum sevdası, nutukla değil işle ölçülür.
Ve Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, yaptığı işlerle konuşan bir Erzurum sevdalısıdır.
Rektörlük geçer.
Unvanlar değişir.
Ama bu şehir, kimin taşın altına elini koyduğunu unutmaz.
Ahmet Hoca da artık o hafızanın içindedir.
