-
BIST 100
15807,88%-0,41
-
DOLAR
44,37% 0,19
-
EURO
51,18% -0,07
-
GRAM ALTIN
6417,41% 2,74
-
Ç. ALTIN
10535,37% -0,74
Tolstoy'dan: PAHOM VE SİMON
"Kişinin kendi tutkularına/hırslarına köle olması, köleliğin en ağırıdır." - Seneca¹
Tolstoy'dan: PAHOM VE SİMON
Suat Umutlu / 27 Mart 2026
"Kişinin kendi tutkularına/hırslarına köle olması, köleliğin en ağırıdır." - Seneca¹
*
Değerli okurlar,
Zihinler "bulanık" (teşviş) olduğunda, "idrak" (kavrayış) devre dışı kalır ki, insanoğlunun bu karmaşada maddiyata dair hırsı ve tatminsizliğini, manevi yönden de ruhsal sakinliğini en iyi ifade edenlerden Tolstoy²'un "İnsan Ne İle Yaşar?" derlemesinde, "insan doğasının iki zıt karakteri" olarak yer alan Pahom ve Simon'ın hikayesiyle birlikteyiz.
Gerçekten;
Küresel baskı ve iletişim araçları sürekli "daha fazla tüket, daha fazla izle, daha fazla sahip ol" diyerek niceliği pompalarken Pahom'ları yaratmakta ve günümüzün modern! çağında daha fazlasını isterken; zamanımızı, sağlığımızı ve sevdiklerimizi yavaş yavaş tüketirken de asla sormuyoruz, acaba! uğruna hayatımızı harcadığımız şey, sonunda sığacağımız o iki metrelik yere gerçekten değer mi?
Elbette sadece Pahomlar yok hayatımızda ve sınırsız hırsının tam karşısında duran, elindekiyle yetinen, maneviyatı ve "insan olma" niteliğini ön planda tutan ruhunun dinginliği, başkasının hakkına girmemek ve sadece ihtiyacı kadar olanla Tanrı’nın sevgisiyle ve paylaşarak yaşayan ve özgürlüğünü kaybetmeyenler de var.
Bakınız,
İlk hikayemizde;
Tıpkı bugünün iletişim araçlarının bize "daha fazlasına sahip olmalısın" diyerek zihnimizi bulandırması gibi tek hayali "daha fazla toprağım olsa şeytandan bile korkmam" diyerek meydan okuyan, mutluluğu sahip olduğu mallaşma! ile doğru orantılı olarak hayatı nicelik üzerinden okuyan, "daha fazlası" dedikçe ruhu daralan maddeye bağımlı hırs küpü bir köylü var adı Pahom.
O, biriktirerek ve mülkleşerek yok olanın (Nicelik) sembolü, günümüzün "küresel baskı" altındaki insanını temsil ediyor ama daha fazla toprak, daha fazla veri, daha fazla güç peşinde koştukça aslında kendi sonuna da koşmakta...
Nasıl mı?
İşte hikayemiz;
Yer Başkurtların diyarı ve ona diyorlar ki,
"bir günde yürüyerek çevrelediğin tüm toprak senin olacak, ancak tek şart güneş batmadan başladığı noktaya geri dönmelisin..."
Pahom hırsla yola çıkar ama yürüdükçe gözü doymaz; “şu verimli araziyi de alayım, biraz daha ilerleyeyim” diye diye sınırını sürekli genisletirken zaman da geçmekte uzaklaştığını fark edemez haldedir. Taa ki güneş alçalırken paniğe kapılır ve her şeyini kaybetmemek için geri dönmek üzere koşmaya başlar ki başlangıç noktasına ulaştığında yorgunluktan bitap haldedir ve ölür.
Neticede,
Hizmetkârı küreği kapar ve Pahom'un boyu kadar üç arşınlık bir çukur kazar ve onu oraya gömer.
Şimdi,
Bir mola verelim ve ikinci hikayemize geçelim...
Adı Simon. O, cebinde kışlık palto alacak parası bile olmayan, hayatın yükü altında ezilmiş bir ayakkabı tamircisidir. Yolda donmak üzere bulduğu yabancıya kendi ceketini giydirip eve getirdiğinde karısının öfkelenip "zaten açız bir de bu yabancı nereden çıktı?" serzenişine "sende hiç mi Allah korkusu yok?" diyerek sadece ekmeğini değil, ruhunun dinginliğini paylaşan ve bu haliyle özünü koruyan, ihtiyacını bilen, iradesini "duracağı yeri seçmek" için kullanan niteliğin sembolü bir insandır.
"Dünya her insanın ihtiyacını karşılamaya yetecek kadarını sunar, ancak her insanın hırsını/açgözlülüğünü değil." - Mahatma Gandhi³
Değerli okurlar,
Tolstoy’un Pahom’u gibi, farklı kültürlerden ve dönemlerden de benzer "nicelik vs. nitelik" dersleri veren hikâyeler de mevcuttur ki, kısa kısa bilgilendirmek isterim.
Mesela,
"Balıkçı ve İş Adamı" hikayesinde;
Zengin bir iş adamı, kıyıda küçük teknesinde sakin bir şekilde denizi izleyen balıkçıya; neden daha fazla balık tutmadığını, daha büyük bir tekne almadığını, bir filo kurup zengin olmadığını sorar ve tüm bunları yaparsa sonunda "huzur içinde dinlenebileceğini" söylediğinde, "ben zaten şu an tam olarak bunu yapıyorum" cevabı bir anlamda, birilerinin nicelik dediğimiz "mallaşma" peşinde koşarken hayatı kaçırdığını, balıkçı gibilerin ise nitelik (huzur) içinde yaşadığını ortaya koymaktadır.
Yine,
Oscar Wilde'nin⁴ "Mutlu Prens"inde
hırsın değil, fedakarlığın ve özün hikâyesi vardır:
Altın kaplamalı ve değerli taşlarla süslü Mutlu Prens heykeli, şehrindeki sefaleti gördükçe üzerindeki tüm değerli mücevherleri (niceliği) yoksullara dağıtınca sadece kuru bir kurşun yığını olarak kalır ve belediye tarafından da "çirkinleştiği" için kaldırılır ki, burada
gerçek değerin dıştaki yaldızda değil içteki nitelikte (merhamet) saklı olduğunu görüyoruz.
Son olarak,
Mevlânâ'nın⁵ Mesnevi'sindeki "Fili Karanlıkta Tanımlama"sı ise
"zihin bulanıklığı"na uygun bir hikâye olmalı. Karanlık bir ahıra bir fil getirilmiş ve insanlar elleriyle tanımaya çalışmaktadır. Hortumuna dokunan "hortumdur", kulağına dokunan "yelparedir", bacağına dokunan ise "direktir" der ki, Mevlânâ da "Herkesin elinde bir mum (ışık/irade) olsaydı hiç aykırılık kalmazdı" der. Yani, bir ışık olmayınca, gerçeğin sadece küçük bir parçasını (niceliği) bütün zanneden ve yanılan insanoğlu...
Değerli okurlar,
Dünya kurulduğundan beri aynı sınavdan geçiyoruz:
Balıkçının huzuru mu iş adamının hırsı mı?
Mevlânâ’nın mumu mu karanlıktaki fil mi?
Pahom’un bitmek bilmeyen koşusu mu yoksa Simon'un merhameti mi?
Cevap, iradeyi eline alıp o 'mumu' yakmakta saklı" olmalı...
Değerli okurlar,
İlk hikâyede Pahom’a sunulan "sınırsız toprak" vaadi ile ufkunu kaybedenin körlüğü tıpkı iletişim araçlarının zihni bulandırması gibi değil midir?
Zira,
Bugün niceliğin peşinde nefesi kesilene kadar koşan modern Pahomlar, neden durup arkalarına bakmıyorlar, asıl irade o sahte parıltıdan gözünü ayırıp insani öze, adalet duygusuna ve hakikate odaklanmayı yani niteliği gerektirmiyor mu?
Bugün zihnimizi bulandıran teşviş, bizi uyuşturan hurafeler ve "bizden bir şey olmaz" dedirten o aşağılık kompleksidir
eğer bu cehennem hayatından çıkmak istiyorsak, önce zihinlerdeki prangaları çözüp eski ama eskimeyen milli ruhu, yeniden canlandırmalıyız. O ruh; bilime, sanata ve üretime sarılmak, hurafeyi bilgiyle, korkuyu ise "vicdanın sesi" ile yenmektir.
Hikayemizde Pahom’un eksiği iradesi ve idrakiydi yani duracağı yeri bil(e)medi, zihni ise 'daha fazlası' illüzyonuyla bulanmıştı ve neticede 'bana ne kadar lazım?' diyemedi ama sen sor kendine,
"Ben kimim, neye layığım ve neden bu haldeyim?" diye...
Değerli okurlar,
"İnanan kişi hem Tanrı’nın bilgeliğine hem kendi aklına sonuna kadar güvenir.
İnsanların kültürlerini, dillerini, düşünüş biçimlerini, zihniyetlerini dünya gerçeklerine yönelik gözlemci aklı hor gören, dogmatik bir öğreti belirlemiştir ki,
İslam’da insan aklına güven, özgürlük ve teşvik, bin yıldır engellenmiştir ve ne yazık ki, bu meşum etki günümüzde de devam ediyor."⁶
Bilmelisiniz ki,
Bizi asıl niteliğimize, yani insanlık onurumuza ve özgürlüğümüze döndürecek olan, zihnimizdeki o küresel sisi dağıtacak ve o öldürücü koşudan çekip çıkaracak olan yani sahte parıltıya değil de hakikate bakmayı gösterecek olan 'teşviş' ve 'İdrak' noktasında;
Yürüdüğümüz o zikzaklı yolda biri ruhun, diğeri zihnin uyanışını başlatacak adeta bir pusula, bir rehber olan ama çağın Pahomlarının bak(a)madığı iki stratejik durak var: Kur’an-ı Kerim ve Nutuk...
Sonuç;
Tolstoy’un insan doğasının iki zıt kutbunu temsil eden bu iki karakteri
arasındaki temel fark "bakış açısı" ve "ihtiyaç/mallaşma" tanımında yatıyor;
Bir tarafta,
Elindekiyle yetinmek yerine, ufuktaki toprağın peşinde koşan ve yarışan, hep "daha fazlasına" odaklanan, dış dünyaya yani toprağa, mülke hükmetmeye çalışırken ruhunu kaybeden "hırsın sembolü" Pahom...
"Hırs, yelkenleri şişiren bir rüzgar gibidir ama sonunda gemiyi alabora eder." - Victor Hugo⁷
Diğer tarafta,
Elindeki "azla" yetinmeyi bilen, kendi ihtiyacı varken dahi parasıyla sokaktaki aç ve çıplak yabancıya yardım eden, hayat bir paylaşma yolculuğudur diyerek iç dünyasına yani vicdanına, sevgisine kulak vererek manevi bir ödül kazanan
"merhametin sembolü" Simon...
Sözün özü,
Tolstoy, "İnsan ne ile yaşar?" diye sorduğunda görüyoruz ki, Pahom "maddi güçle" yaşayacağını sanırken, Simon "sevgiyle" yaşanacağını kanıtlamaktadır.
İşte,
Bugün zihnimizdeki o sisi (teşviş) dağıtacak olan 'pusulalarımız' var ve Simon'un o saf merhametini ve kendi idrakimizi yeniden kazandıracaktır.
Sizce!
Günümüz dünyasında insan, her köşede bir Pahom olmaya zorlanırken; kendi içindeki Simon’u bulacak iradeyi gösterebilecek midir, o umudu taşımakta mıdır?
Bu arada,
Güneş batmak üzere ve hepimize gerekecek olan topu topu o iki metrelik yer!...
*
"Kimse inanmıyor dünyadaki en güzel yönetim biçiminin 'merhamet' olduğuna." -Farid Farjad⁸
SUAT UMUTLU
27 Mart 2026
Dipnotlar;
¹ Lucius Annaeus Seneca (MÖ 4 – MS 65): Roma İmparatorluğu'nun Stoacı filozoflarından biridir. İmparator Neron'un danışmanlığını yapmış, ancak gücün ve servetin zirvesindeyken bile "içsel özgürlüğün" dışsal mülkiyetten üstün olduğunu savunmuştur. Eserlerinde insanın hırslarını dizginlemesi ve doğaya (akla) uygun yaşaması gerektiğini vurgulayan, Batı düşüncesinin temel taşlarından biridir.
² Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828 – 1910). Sadece bir edebiyatçı değil; bir filozof, bir eğitimci ve bir pasifist eylemcidir. Rusya'da zengin ve soylu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelse de
mütevazı bir yaşam sürmüş. "İrade ve okuma" kavramlarını bizzat hayatına tatbik etmiş. Mülkiyet karşıtı, manevi uyanışı savunan dünya devi.
Başlıca Eserleri:
Savaş ve Barış: İnsanlık tarihinin en geniş kapsamlı romanlarından biridir.
Anna Karenina: Toplumsal kurallar ve bireysel tutkuların çatışması.
Diriliş: Hukuk sistemi ve vicdani uyanışın zirvesidir.
İtiraflarım: Kendi içsel dönüşümünü anlattığı biyografik eseri.
³ Mahatma Gandi (1869 – 1948):
Hindistan Bağımsızlık Hareketi'nin siyasi ve ruhani lideridir. "Satyagraha" (hakikate bağlılık) felsefesiyle, şiddet içermeyen direnişin sembolü olmuştur. "Dünyada görmek istediğin değişimin kendisi ol" diyerek bireysel uyanışın toplumsal dönüşümdeki gücünü kanıtlamıştır.
⁴ Oscar Wilde (1854 – 1900): İrlandalı oyun yazarı, romancı ve şair. Mutlu Prens masalıyla, dış görünüşün ve parıltının gelip geçiciliğini, asıl değerin fedakarlık ve merhamet olduğunu çocuksu bir bilgelikle kanıtlamıştır.
⁵ Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî (1207 – 1273): 13. yüzyılda yaşamış büyük İslam alimi, mutasavvıf ve şair. Mesnevi adlı başyapıtında insanı "kendi içindeki karanlıktan aydınlığa çıkmaya" davet eder. Yazıda bahsi geçen "Fili Karanlıkta Tanımlama" metaforu, cüzi aklın (parçanın) külli hakikati (bütünü) kavramaktaki yetersizliğini anlatır.
⁶ Prof. Dr. Cihan Dura: Türk iktisatçı, yazar ve düşünür. Eserlerinde özellikle Atatürkçü düşünce sistemi, ekonomi-politik analizler ve "akıl tutulması" yaşayan toplumların zihni uyanışı üzerine yoğunlaşır.
⁷ Victor Hugo (1802 – 1885):
Fransız edebiyatının dev ismidir. Sadece bir yazar değil, aynı zamanda ateşli bir insan hakları savunucusu ve siyasetçidir. Sefiller ve Notre Dame'ın Kamburu gibi eserlerinde toplumsal adaletsizliği, vicdanın uyanışını ve merhametin insanı nasıl yücelttiğini eşsiz bir betimlemeyle işler.
⁸ Farid Farjad:1938 doğumlu, "Kemanı Ağlatan Adam" olarak bilinen dünyaca ünlü İranlı keman virtüözü. Eserlerinde sürgün, hüzün ve insan ruhunun derinliklerini işleyen sanatçı, müziği bir teselli ve hakikat arayışı olarak görür.
Fransa’da kamyon şoförlerinden akaryakıt zammına protesto
Malatya'da otomobil takla atarak ters döndü: 1 yaralı
ABD'de hemzemin geçitte tren minibüse çarptı: 5 ölü
İran Hürmüz Boğazı'ndan 20 geminin geçişine izin verdi
Hesaba Bak Haclık, Cebe Bak Zekâtlık
“Cehalet Kader mi? Tartışma Yaratan Veriler Gündemde”
Mısır'da kamu ve özel sektörde uzaktan çalışma kararı
Tolstoy'dan: PAHOM VE SİMON
Doların Son Virajı, Amerikan Gücünün Çözülüşü
Restoran ve Kafelerde Yeni Dönem: Menüde Kalori ve Alerjen Zorunluluğu
Özel’den Özkan Yalım Görüntülerine Tepki: “Polis Kamerasından Paparazi Çıkaran Düşmüşlüğe Lanet Olsun”
Dışişleri Bakanı Fidan: “Bölgemiz Eskisi Gibi Olmayacak, Diplomasi Tek Çıkış”
Karadeniz’de 275 Tehlikeli Cisim İmha Edildi: Deniz Güvenliği Artırıldı
Lübnan'da basın aracı hedef alındı: 3 gazeteci katledildi
Hürmüz’de Kritik Geçiş Kararı: İran’dan 20 Pakistan Gemisine İzin
Hande Erçel’den Uyuşturucu İddialarına Net Yanıt
Dervişoğlu’ndan Kritik Uyarı: Dünya Değişiyor
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: “Netanyahu Hükümeti Derhal Değişmeli”
Malatya'da traktör kazası: 2 yaralı
Barzani’nin Evine İHA Saldırısı: “Bu Sadece Bana Değil, Irak’a Mesaj”
Bahçeli’den Yönter İstifasına Net Mesaj: “Küskünlük Yok, Akademik Tercih”
Doğum İzni 6 Aya Çıkıyor! Torba Yasada Kritik Değişiklikler Yolda
AK Parti’de Şok İstifa! Adapazarı Belediye Başkanı Görevi Bırakmadı
Cibuti açıklarında göçmen teknesi battı: 9 ölü, 45 kayıp
Erdoğan, Becirovic’i Dolmabahçe’de Ağırladı: Kritik Görüşme Gerçekleşti
Özgür Özel’den Çanakkale’de Sert Mesaj: “O Masadan Derhal Kalkın!”
Şahsenem'den unutulmazdı gece
Siyonist işgalciler Mescid-i Aksa'yı bir aydır kapalı tutuyor
Çin'de alevlere teslim olan binanın çatısında mahsur kalanlar hastaneye kaldırıldı
Küba’da olası bir ABD saldırısına karşı hazırlıklar devam ediyor
Yükleniyor











