15418,70%-1,81
44,08% 0,04
51,02% -0,35
7220,21% -1,11
11764,73% -1,51
Günümüzde zekât, pek çok kişi tarafından sadece açlığı gidermeye yönelik bir yardım olarak algılanıyor.
Oysa tarih boyunca İslam’ın temel amacı, fakiri yalnızca hayatta tutmak değil, onu iş sahibi yapacak şekilde desteklemekti.
Osmanlı döneminde zekât, sistemli bir şekilde fakirleri kendi ayakları üzerinde durabilecek hâle getirmek için organize edilirdi; ancak günümüzde bu sistem çoğu yerde kaybolmuş durumda ve zekât, gerçek amacına ulaşamamaktadır.
Zekât sistemi olmadan amaca ulaşılamaz
Siirt İl Müftülüğü uzman vaizi ve medrese âlimi Mehmet Fatih Karanfil, Osmanlı’da zekâtın nasıl işlediğini anlatarak, “Osmanlı zamanında, zekâtı verdikleri fakirler ertesi yıl zekât çıkarabiliyorlardı. Zekâtın asıl manası budur. Fakiri bir iş sahibi yapacak derecede zekât ödenmelidir. 500 lirayla bin lira zekât vermek aslında bu amaca hizmet etmez.” dedi.
Zekâtın bireysel yardımdan öte bir sistem olması gerektiğini vurgulayan Karanfil, şunları söyledi: “Zekât bir sistem olmalıdır ve bu sistemi İslam hukukunda devlet organize eder. Devlet, vergide olduğu gibi zenginlerin listesini yapar, fakirlerin de listesini yapar. Zenginlerden alınan zekât, fakirlere verilirse, kişinin kendini geçindirebilecek seviyede faydası olur. Bugün verilen zekât ise insanı sadece açlıktan kurtarıyor.”
Zekâtın 8 Sınıfı: Günümüzde unutulan haklar
Karanfil, Allah’ın zekâtın 8 sınıfını anlattığını hatırlatarak, “Bu 8 sınıftan bazıları günümüzde mevcut değildir. Bunlar; fakirler, miskinler, kalbi İslam’a ısındırılacak olanlar, borçlular, yolda kalmışlar ve zekât memurlarıdır.” şeklinde belirtti.
Eskiden zekât memurlarının devlet tarafından atandığını ve maaşlarının zekâttan ödendiğini belirten Karanfil, günümüzde bu sistemin kalmadığını ifade ederek, “Bazı kişiler, bir kuruluş adına zekât topladıklarını söyleyip kendilerine pay çıkarmaya çalışıyor. Ancak böyle bir şey yoktur. Zekât memuru, ancak devletin ataması ile olur; kişinin kendini böyle bir vazifeye ataması mümkün değildir.” ifadelerini kullandı.
Kalbi İslam’a Isındırılacak olanlar unutulmamalı
Fakirlere ayrı bir pay verilmesi gerektiğini vurgulayan Karanfil, “İslam’a yeni girmiş kişilerin kalplerini İslam’a kazandırmak amacıyla onlara da zekât payı ayrılmalıdır. Bir memlekette zekât verilirken böyle kimseler varsa, onlara da pay ayrılmalıdır.” dedi.
Cihatta olanlar ve Gazze’ye Öncelik
Karanfil, Allah yolunda cihatta olanların da zekât hakkına sahip olduğunu belirterek, “Bugün Hanefi mezhebini taklit ederek, tüm Müslümanlar özellikle Gazze’ye zekât göndermeliyiz. Şafi mezhebinde öncelik kişinin kendi memleketindeki fakirlere verilir. Ancak Hanefi mezhebinde başka yerlere, özellikle Gazze’deki Müslüman kardeşlerimize zekât gönderilmesi gerekir. Onlar bütün Müslümanlar adına cihad yapmışlardır ve hâlâ yapıyorlar. Bu nedenle zekât konusunda onları unutmamalıyız; zekâtın ilk hakkı onlarındır. En fazla zekât hakkı Gazze’deki Müslüman kardeşlerimizdedir.” dedi. (İLKHA)
