Türk siyasetinde bazen öyle isimler sahneye çıkar ki, ne tam anlamıyla bir figürdür ne de tamamen bir gölge. Kemal Kılıçdaroğlu, işte tam olarak bu tanıma uyan bir karakter oldu. CHP Genel Başkanlığına oturduğu gün, aslında Türkiye'de siyaset mühendisliğinin en büyük operasyonlarından biri devreye girmişti. Peki, Kılıçdaroğlu gerçekten neydi? Türk siyasetinin başına gelmiş en büyük talihsizlik mi, yoksa bilinçli bir operasyonun sonucu mu?
Bu sorunun yanıtı, yıllar içinde CHP’nin nasıl dönüştürüldüğüne bakarak netleşiyor. Geleneksel devletçi, milliyetçi, laik çizgisiyle bilinen CHP, onun döneminde etnik kimlik siyasetiyle yoğrulmuş, PKK sevicileriyle yol yürüyen bir parti haline gelmiştir. “Yeni CHP” söylemi, aslında eski CHP’nin köklerinden koparılması, Atatürk’ün kurduğu partinin emperyal projelere uygun hale getirilmesi operasyonuydu.
Bugün geldiğimiz noktada Kılıçdaroğlu’nun misyonu tamamlanmış görünüyor. CHP’nin başına Özgür Özel’i geçirerek, tıpkı kendi gelişi gibi, belirli bir planın son halkasını ekledi. Özel’in seçimlerde şaibe olduğunu iddia ederek iktidara yeni bir manevra alanı açması, ne siyasi bir hata ne de basit bir gaflettir. Aksine, uzun vadeli bir kurgunun devamıdır. Kılıçdaroğlu'nun CHP'yi dönüştürme görevi bittiği gibi, Özel'in de "yeni bir süreç başlatma" görevi var gibi duruyor. Ancak bir farkla: Kılıçdaroğlu, en azından dışarıdan bir "lider" gibi sunulmuştu; Özel ise taşeron olduğunu saklama gereği bile duymuyor.
Kılıçdaroğlu’nun, siyaset sahnesinden tamamen silinmesi gerektiğini herkes kabul ediyor artık. Dersimli Kemal’in CHP içinde bile yeri yok. Bir zamanlar onu yere göğe sığdıramayanlar bile şimdi “git artık” diyor. Peki, kimler? Kendilerini “Atatürkçü” diye tanıtan, ama Atatürk’ün “Tunceli’yi Tunceli yapan” Mustafa Kemal Paşa olduğunu bilmeyen o kesim. Yani, Atatürkçülüğü sadece belli günlerde hatırlayan, ama özünde Batı’nın icazetiyle siyaset yapan bir topluluk.
Gerçek şu ki, Kemal Kılıçdaroğlu siyasette bir proje olarak geldi ve görevini tamamladı. Bugün torun sevmesi gerektiğini söyleyenler bile onun bir zamanlar hangi amaca hizmet ettiğini biliyorlar. Atatürk’ün partisini Atatürk çizgisinden uzaklaştırıp HDP’nin yancısı haline getiren adamın, Türkiye Cumhuriyeti’nde artık siyasal bir karşılığı yoktur.
Bugün itibarıyla, Kılıçdaroğlu sadece CHP’nin değil, Türk siyasetinin de “artık istenmeyen adamı”dır. Onun siyaset sahnesinde tutunmaya çalışması, ancak “görev tamamlandı” diyenlerin karşısında bir direniş olabilir. Ancak nafile… Dersimli Kemal’in siyasetteki misyonu bitti. Şimdi tek yapması gereken, sahneden tamamen çekilmek ve torunlarıyla vakit geçirmek. Yoksa, CHP’nin dönüşümünde ona verilen roller unutulmaz ve siyasette bir isim olarak değil, bir operasyon unsuru olarak anılmaya devam eder.