Bir Şehri Korumak, Bir Kimliği Korumaktır
Kırcaali…
Bir şehirden öte bir hafıza.
Bir coğrafyadan çok bir yemin.
Bir sınırın ötesinde kalan ama kalbimizin içinden hiç çıkmayan bir hatıra…
Orada yalnızca taş sokaklar, eski evler, cami minareleri yok…
Orada bir milletin gözü yaşlı duası, sürgün yüreklerin izi, bastığı toprağı vatan bilen ecdadın ayak sesi var.
Orada biz varız… Unutulmuş ama yok olmamış bir kimliğin adı var: Kırcaali.
Bugün İstanbul'dayız.
Ama içimiz hâlâ Rodopların eteklerinde.
Gönlümüz Kırcaali'de, mezar taşları sessizce bizden hesap soruyor:
“Siz buradaydınız. Bizi neden unuttunuz?”
Unutmadık!
Unutmayacağız!
Ve unutturmayacağız!
İşte bu yüzden, Kırcaali Efsanesi adlı belgeselimizi liselerde göstermek istiyoruz.
Yeni nesil bilsin…
Kırcaali'nin adı neden değiştirilemedi, neden susturulamadı, neden hâlâ ayakta diye sorsun.
Ve cevabını bulsun:
Çünkü bir millet, adını koruduğu kadar yaşar!
Çünkü bir şehir, unutulmadığı sürece düşmez!
Biz Kırcaali’ye sadece bakmıyoruz…
Biz Kırcaali’yi arıyoruz; kitaplarda, filmlerde, dualarda ve genç neslin gözlerinde…
Çünkü bir milleti yaşatmak, önce onun hikâyesini anlatmakla başlar.
BULTÜRK olarak biz anlatıyoruz.
Anlatmaya da devam edeceğiz.
İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü’nden isteğimiz nettir:
Bu belgesel sadece bir gösterim değil, bir bilinç hareketidir.
Kırcaali’yi tanımak, Balkanlar’daki Türk’ün sesini duymaktır.
Bir kimliğin kaybolmasını istemiyorsak, onu okullarda yaşatmalıyız.
Çocuklar Kırcaali’yi duymalı…
Bir şehrin nasıl direndiğini, bir halkın nasıl susturulamadığını görmeli.
Çünkü tarih; sadece geçmişi anlatmaz, doğru anlatıldığında geleceği inşa eder.
Ve biz bir kez daha haykırıyoruz:
Kırcaali’ye sahip çık!
Çünkü Kırcaali’ye sahip çıkmak, Türklüğe, kardeşliğe ve geçmişe sahip çıkmaktır.
Kırcaali’ye sahip çıkmak, vatanın sınırlarını değil; hatıralarını korumaktır.
