Eğer tarih bize bir şey öğrettiyse, o da savaşın hiçbir zaman "planlandığı gibi" bitmediğidir. Irak’a giren ABD, 21 günde Bağdat’a ulaştığında "zafer" nutukları atılıyordu. Peki ya sonrası? 20 yıl, trilyonlarca dolar, binlerce kayıp ve istikrarsız bir Ortadoğu… Şimdi, aynı senaryo İran için düşünüldüğünde, bu kez "zafer" diye pazarlanan şey, neden bir kâbusun başlangıcı olmasın?
### *1. Askerî Hamleler ve Kaosun Matematiği*
İran’ın coğrafi büyüklüğü, nüfusu ve gelişmiş balistik füze kapasitesi, Irak veya Afganistan’dan çok farklı bir tablo çizer. ABD, hava üstünlüğüyle Tahran’daki hedefleri vurabilir, ancak İran’ın Lübnan Hizbullah’ı, Yemen Hutileri veya Irak’taki milisler üzerinden açacağı çoklu cepheler, bölgeyi bir *"yangın çemberi"*ne dönüştürebilir. Stratejistlerin "asimetrik savaş" dediği şey tam da budur: Görünmez düşmanlar, sokak sokak çatışmalar ve sonsuz bir gerilla sarmalı.
### *2. Petrol, Dolar ve Küresel Ekonomik Deprem*
Hürmüz Boğazı’nın kapanması, dünya petrol ticaretinin %30’unu bloke eder. Varil fiyatları bir gecede 200 doları görebilir. ABD’de benzin pompalarındaki kuyruklar, Avrupa’da enflasyon isyanları, Çin’de fabrikaların durması… Küresel ekonomi, 2008 krizini aratacak bir çöküşle sarsılır. Peki ya İran’ın Bitcoin’e yönelerek finansal ablukayı delme çabası? Dijital para birimleri, savaşın gölgesinde yeni bir küresel düzenin habercisi olur.
### *3. İttifaklar Yıkılır, Düşmanlıklar Yeniden Doğar*
ABD, İran’a saldırırsa Rusya ve Çin bu fırsatı kaçırır mı? Suriye’deki üsler, Yemen’deki limanlar ve nükleer iş birliği anlaşmaları üzerinden bir *"vekâlet savaşı"* patlar. NATO içinde bile bölünmeler yaşanır: Almanya ve Fransa, Washington’a mesafe koyarken, İsrail ve Suudi Arabistan cephesi "topyekûn savaş" naraları atar. BM Güvenlik Konseyi ise daimi üyelerin vetolarıyla çaresiz kalır; uluslararası hukuk, bir kez daha güçlünün lehine susar.
### *4. İnsani Felaket: Rakamlara Sığmayan Acı*
83 milyonluk İran’da sivil kayıplar, milyonlarca mülteci, hastanelerin çöküşü ve açlık… Suriye’de 13 milyon insan evini terk etti. İran’da bu rakamın katlanacağı açık. Peki ya bölgedeki Amerikan üslerine misilleme saldırılarında ölen askerler? Onlar da "vatan için şehit" diye anılacak, ama kimse "Neden?" sorusunu sormayacak.
### *Sonuç: Savaş, Çözüm Değil; Çözümsüzlüğün Anasıdır*
Tarih, savaşların "nihai çözüm" olduğunu iddia edenleri hep yalanladı. Vietnam’da, Afganistan’da, Irak’ta… İran’a açılacak bir savaş, belki Tikrit’ten Tahran’a tanklar yürüse bile, asla bitmeyecek bir intikam döngüsünü tetikler. Diplomasi, kibirle reddedilen bir seçenek olarak masada dururken, savaşın bedelini yine sokaktaki insan öder. Unutmayalım: Barut fıçısına atılan kıvılcım, yangını çıkaranı da yakar.
—
Not: Bu yazı, "keşke"ler üzerine değil, "ya olursa"lar üzerine kurulu bir uyarıdır. Tarih ders alan içindir; almayan içinse tekerrürden ibarettir.