Bugün, 13 Mart 2026 Cuma

Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerinden biri olan laiklik, 5 Şubat 1937’de Anayasa’ya girdi. Ancak ilginçtir ki, laiklik kavramı o gün anayasaya dahil edilirken doğrudan bir tanım yapılmadı. Peki, bu tarih ne anlama geliyordu? Laiklik, o gün anayasaya girdi ama tanımı neden yapılmadı? Ve bugün Türkiye’de laiklik kavramı nasıl yorumlanıyor?

1937: Siyaset ve Hukukun Kesiştiği Bir Dönemeç  

1923’te Cumhuriyet’in ilanından sonra Türkiye, büyük bir dönüşüm sürecine girdi. Hilafetin kaldırılması (1924), tekke ve zaviyelerin kapatılması (1925), Medeni Kanun’un kabulü (1926) gibi reformlarla, devletin dini kurumlarla bağları sistemli bir şekilde zayıflatıldı. 1931’de CHP’nin programına giren laiklik ilkesi, 1937’de anayasaya da taşındı. Anayasa’nın 2. maddesi şu şekilde değiştirildi:

"Türkiye Cumhuriyeti; Cumhuriyetçi, Milliyetçi, Halkçı, Devletçi, Laik ve Devrimcidir."

Ancak dikkat çekici olan nokta şuydu: "Laiklik" kelimesi anayasaya girdi ama nasıl tanımlandığı belirtilmedi. Bu, bilinçli bir tercih miydi?

Laikliğin Tanımsız Bırakılması: Stratejik Bir Seçim mi?

Laikliğin anayasada doğrudan tanımlanmaması, dönemin siyasi gerçekleriyle de yakından ilgiliydi. Atatürk ve dönemin reformist kadroları, laikliği zaten yapılan reformlarla somut bir şekilde uyguluyordu. Hukuki ve kurumsal dönüşümle laiklik fiilen hayata geçirilmişti. O dönemde laikliğin tanımı yerine uygulamaya ağırlık verildi.

Bu durum, Fransa’daki laiklik anlayışına benzer bir yapı ortaya çıkardı. Fransa’da da laiklik tanımlanmadan benimsenmiş ve uygulamada şekillendirilmişti. Türkiye'de de laiklik, devlet ve din işlerinin ayrılması, hukukun dini kurallardan bağımsız hale getirilmesi ve bireylerin dini inançlarında serbest olması şeklinde yorumlandı. Ancak anayasada doğrudan tanımlanmadığı için ilerleyen yıllarda farklı siyasi çevreler tarafından farklı biçimlerde yorumlandı.

Bugün Laiklik: Anlamı ve Algısı Değişti mi?

Bugün Türkiye’de laiklik hala en çok tartışılan kavramlardan biri. Kimileri laikliği, dinin tamamen kamusal hayattan çıkarılması olarak yorumlarken, kimileri dinin devlet tarafından kontrol edilmesi gerektiğini savunuyor. Bazıları için laiklik bireysel özgürlüklerin güvencesiyken, bazıları içinse dini değerlerin kamusal alandaki görünürlüğünü sınırlayan bir sistem olarak görülüyor.

Son yıllarda yaşanan tartışmalar, laikliğin Türkiye’de farklı yönlerden değerlendirildiğini gösteriyor. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın güçlenmesi, dini referanslı söylemlerin siyasette daha fazla yer bulması, eğitim politikalarında dini eğitimin ağırlığının artması gibi konular, Türkiye’de laikliğin anlamının nasıl değiştiğini de ortaya koyuyor.

Ancak şunu unutmamak gerekir: Laiklik, yalnızca bir anayasa maddesi ya da hukuki bir norm değil, aynı zamanda toplumun yaşam biçimini, özgürlük anlayışını ve bireysel haklarını belirleyen bir ilkedir. 5 Şubat 1937'de anayasaya giren laiklik, sadece bir kelime değil, Türkiye'nin modernleşme sürecinin bir dönüm noktasıydı.

Bugün laikliği tartışırken, onun yalnızca devletin tarafsız kalmasını sağlayan bir ilke olmadığını, aynı zamanda bireyin özgürlüğünü de güvence altına aldığını unutmamak gerekiyor. Laiklik, yalnızca geçmişin bir mirası değil, aynı zamanda geleceğe dair bir yol haritasıdır.

Ve belki de asıl soru şudur: Laiklik, anayasada tanımlanmasa da uygulamada nasıl şekillenecek? Türkiye, laikliği gerçekten bireysel özgürlükler çerçevesinde mi yorumlayacak, yoksa onu siyasal bir mücadele aracı olarak mı kullanacak? Bu sorunun cevabı, önümüzdeki yıllarda daha da netleşecek gibi görünüyor.

Rafet Ulutürk


Laikliğin Anayasa’ya Girişi: 5 Şubat 1937’nin Anlamı ve Bugüne Yansımaları

Rafet Ulutürk

11.02.2025 07:55:00

Erzurum’un Prangalarını Kırdığı Gün: 108. Yıl Gururu Havuzbaşı’nda Kutlandı

Başkan Oral , 12 Mart Erzurum’un Düşman İşgalinden  Kurutuluşu ve İstiklal Marşının Kabulü Münasebetiyle Bir Mesaj Yayımladı

Rektör Hacımüftüoğlu’yla başlayan “Öğrencilere Ramazan Jesti”nde bir adım daha: "Işıklı Yol" gelenekselleşti…

Alperenlerden gönül sofrası…

LİDER ERZURUMSPOR'A İSTANBUL'DA ŞOK

YAKUTİYE'NİN ÇOCUKLARI TÜRKİYE ŞAMPİYONASI YOLUNDA...

12 MART'IN IŞIĞI ERZURUM'UN HÜRRİYET'E KAVUŞTUĞU GÜNDÜR

BÜYÜKŞEHİRİN GENÇLERİ ZİRVEDE

ERZURUM: U-14 YAŞ TÜRKİYE ŞAMPİYONASINA EV SAHİPLİĞİ YAPIYOR...

Vedat Kan’la 25. Gün Programında Dijital Çağın İki Büyük Tehdidi: Dezenformasyon ve Bağımlılık

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 25 19 2 4 41 61
2.FENERBAHÇE A.Ş. 25 16 0 9 32 57
3.TRABZONSPOR A.Ş. 25 16 3 6 22 54
4.BEŞİKTAŞ A.Ş. 25 13 5 7 15 46
5.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 25 12 7 6 17 42
6.GÖZTEPE A.Ş. 25 11 5 9 10 42
7.KOCAELİSPOR 25 9 10 6 -3 33
8.SAMSUNSPOR A.Ş. 25 7 7 11 -3 32
9.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 25 7 9 9 -3 30
10.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 25 7 9 9 -10 30
11.CORENDON ALANYASPOR 25 5 8 12 -4 27
12.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ 25 6 12 7 -6 25
13.TÜMOSAN KONYASPOR 25 5 11 9 -10 24
14.HESAP.COM ANTALYASPOR 25 6 13 6 -15 24
15.İKAS EYÜPSPOR 25 5 13 7 -17 22
16.KASIMPAŞA A.Ş. 25 4 12 9 -15 21
17.ZECORNER KAYSERİSPOR 25 3 11 11 -27 20
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 25 3 17 5 -24 14

YAZARLAR