Yeni Bir Medeniyetin Yolculuğunda…
Rafet ULUTÜRK
Bu topraklarda bir şeyler yeniden filizleniyor. Sessizce, derinden ama kararlı adımlarla... Türkiye bir yere gidiyor, evet. Ama bu sıradan bir yolculuk değil. Bu, yeni bir medeniyetin yeniden inşa yolculuğu...
2003’te hazırlanan Afrika Açılım Eylem Planı ve ardından gelen 2005’in “Afrika Yılı” ilanı, o gün belki çok fark edilmedi ama şimdi geriye dönüp baktığımızda büyük bir niyetin ilk adımları olduğunu görüyoruz. Afrika’ya sadece ekonomi için değil, insanlık için yöneldi Türkiye. Sömürmek için değil, su vermek için... O çorak topraklara açılan bir kuyuda sadece su değil, umut da aktı. Karşılıksız, beklentisiz...
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 32 Afrika ülkesine yaptığı ziyaret, 12’den 48’e yükselen büyükelçilik sayısı ve açılan okullar, hastaneler, su kuyuları... Bunlar, bir devletin vicdanını dış politikaya taşıdığı örneklerdir. Çünkü Türkiye sadece devletiyle değil, yüreğiyle yürümeye başladı.
Ama sadece Afrika mı? Hayır. Türkiye, bir taraftan Ortadoğu’da kendi denge siyasetini kurarken, diğer taraftan Balkanlar’da da bir “hatırlama” ve “hatırlatma” süreci başlattı. Prizren’de ezanla çan bir arada yükseliyorsa, Üsküp’te Türkçe yeniden saygıyla konuşuluyorsa, bu bir tesadüf değil. Bu, unutulmuş bir kardeşliğin yeniden hatırlanmasıdır.
Biz bu coğrafyayı sadece haritada değil, kalbimizde taşıyoruz. Bosna’nın yarası bizim, Kosova’nın duası bizimdir. Balkanlar’dan Afrika’ya, Kafkaslar’dan Orta Doğu’ya uzanan bu geniş coğrafyada Türkiye, artık sadece sınırlarıyla sınırlı değil. Bir gönül haritası çiziliyor.
Bugün Irak Kalkınma Yolu Projesi, Katar gazının Avrupa’ya uzanması, Mavi Vatan'da dört sondaj gemisiyle yapılan aramalar… Bunların hepsi bir gücün göstergesi, evet. Ama sadece güç değil mesele. Mesele, bu gücü ne için kullandığımızdır.
Libya’da “böldürmeyiz” dediğimizde, Doğu Akdeniz’de kendi gemimizle var olduğumuzda, Balkanlar'da "sizin yalnız olmadığınızı unutmadık" dediğimizde... Türkiye yeni bir şey söylüyor:
"Ben sadece bir ülke değilim, bir umudum."
Bu umut, ne batının çıkar odaklı bakışına benzer, ne doğunun sessizliğine... Türkiye artık bir merkez kuruyor. Ekonomide, diplomaside, savunmada ama en çok da gönüllerde. Türk Devletleri Teşkilatı bu merkez ruhunun kurumsal adıdır. Bu bir medeniyet tasavvurudur. Ve bu yolculuk, geçmişle gelecek arasında kurulan bir köprüdür.
Türkiye nereye gidiyor, biliyor musunuz?
Yüz yıl sonra yeniden ayağa kalkmaya…
Birlikte yaşamanın, paylaşmanın, adaletin mümkün olduğu yeni bir medeniyetin yolculuğuna…
Yeter ki biz içeride bir olalım. Birlikte yürüyelim. Çünkü bu yol sadece Türkiye'nin değil, kardeş coğrafyaların da kaderidir.
Bir medeniyet yeniden doğuyor. Ve Türkiye, onun yolcusudur.