Menü TÜM 1 HABER
Rafet Ulutürk

Rafet Ulutürk

Tarih: 21.07.2025 13:54

“Barışın Adıydı: 20 Temmuz”

Facebook Twitter Linked-in

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 51. Yılında Sessiz Çığlıklar ve Yükselen Bir Milletin Hatırası

Tarih 20 Temmuz 1974’tü. Güneş, Akdeniz’in maviliğine düşerken; gökyüzü bir milletin onurunu taşıyan paraşütlerle kararıyordu. Türkiye, kendi öz evlatlarına, Kıbrıs Türklerine uzanan eli, “barış” adına yumruk yaparak indirmişti. Adına “Barış Harekâtı” dendi. Çünkü bu, işgal değil; zulmü durdurma yürüyüşüydü.

Bugün üzerinden tam 51 yıl geçti. Unutmadık. Unutmayacağız.

Kıbrıs Harekâtı, sadece bir askeri operasyon değil; aynı zamanda bir milletin sabrının, vicdanının ve stratejik zekâsının ete kemiğe bürünmesidir. 1974’te yapılan, gecikmiş bir cevaptı belki, ama zamanında bir kurtuluştu. Rum çetelerinin yıllardır süren baskısı, katliamlar ve Enosis hayali artık Türk milletinin sabır eşiğini aşmıştı.

Ankara, susan dünyanın yerine konuştu. Adına “Garantörlük” dendi. Ama aslında bu, Türk milletinin Kıbrıs Türklerine verdiği “bir daha yalnız kalmayacaksınız” sözünün yerine getirilişiydi.

Bugün hâlâ Kıbrıs’ta iki ayrı halk, iki ayrı devlet yaşıyor. Ve ne yazık ki hâlâ dünya, Kıbrıs Türkü’nün haklı sesini duymak istemiyor. Ama biz biliyoruz:
Kıbrıs Barış Harekâtı, sadece geçmişin değil, geleceğin de sigortasıdır.

51 yıl sonra bugün...
Kıbrıs Türkü hâlâ ambargolarla, haksızlıklarla karşı karşıya. Ama artık yalnız değil. Çünkü Anadolu artık sadece karada değil, denizde, havada, diplomaside de var. Çünkü artık bir Türkiye Cumhuriyeti değil, bir Türk dünyası var.

Ve bu dünya; Kıbrıs’ı, Gence’yi, Gazze’yi, Kerkük’ü, Doğu Türkistan’ı aynı gözle görüyor.

Şimdi görevimiz, 20 Temmuz’un sadece bir zafer günü değil; bir birlik ruhunun sembolü olduğunu yeni nesillere öğretmek. Harekâtı yapan komutanları, Mehmetçikleri, şehitleri unutmamak… Onların açtığı yolda, Kıbrıs’ta tam egemenliğin, uluslararası tanınmanın kapılarını aralamak.

Çünkü bu mesele sadece toprak değil; bir halkın kimliği, onuru ve varoluş mücadelesidir.

20 Temmuz’u sadece hatırlamayalım, yeniden okuyalım:
– Neden harekât yapıldı?
– Kim sustu, biz neden konuştuk?
– Kim sattı, biz neden sahip çıktık?

Ve bugün bu soruları bir kez daha soralım:
Kıbrıs Türkü hâlâ ambargolara mahkûmken, biz ne yapıyoruz?

51 yıl sonra hâlâ açık olan bu yara, ancak birlikle, haklı bir duruşla ve güçlü bir diplomasiyle iyileşebilir.

20 Temmuz, savaşın değil barışın adıdır.
Ve biz bu barışı, toprağa değil; tarihe kazıdık.

Minnetle, gururla, kararlılıkla…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —