9659,48%0,49
37,94% -0,08
40,99% -0,36
3797,89% 0,81
6070,97% 0,00
Mardin Artuklu Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, Kudüs ve Filistin Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Müdürü Sibel Ceylan Yiğit, Dünya Kudüs Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın Müslümanlar için vazgeçilmez kutsal bir değere sahip olduğunu belirtti.
Yiğit, Kudüs’ün tarihi ve kültürel yapısına dikkat çekerek, “Kudüs ve Mescid-i Aksa yekpare bir şekilde bütün Filistin toprakları hem tarihi hem kültürel olarak birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Dolayısıyla bu anlamda bir geçiş merkezi özelliği taşıyor. İslam dininin bu topraklardan yayılmış olması bu döneme ayrı bir önem atfediyor ve bizim Müslümanlar için Miraç hadisesinin bu topraklarda gerçekleşmesi ve Mescid-i Aksa’nın Müslümanların ilk kıblesi olması hasebiyle bu topraklar bizim için vazgeçilmez kutsal bir özellik arz ediyor.” dedi.
Yiğit, Müslümanların Kudüs konusunda dini ve manevi sorumlulukları olduğunu belirterek, “Müslümanlar olarak dini ve manevi sorumluluklarımız var. Dini sorumluluk olarak Mescid-i Aksa bizim için kutsal bir mekândır. Mekke ve Medine’den sonra Kudüs üçüncü kutsal şehirlerimizden bir tanesidir. Bu anlamda bizim öncelikle gayemiz bu bölgenin korunması ve savunulması manevi olarak da bu bölgeye sahip çıkılması gerekiyor. En önemli olaylardan birisi de budur." diye konuştu.
“İşgal rejimi Kudüs’teki İslami kalıntıları yok etmek istiyor”
İşgal rejiminin, Kudüs üzerindeki planlarına değinen Yiğit, “İşgal rejimi, kutsal toraklara saldırmasındaki asıl hedefi onların Tapınak Dağı denilen bizim de Harem-i Şerif olarak adlandırdığımız bölgeyi kazı bölgesine çevirmek, oradaki İslami kalıntıları yok etmek ve üzerine onların inanışına göre Yahudi geleneğine göre Mesih’in buraya ineceği, burada son tapınağı yapacakları inancı var. Aynı zamanda radikal grupların bu bölgede ciddi anlamda yekpare bir şekilde Kudüs’ün, Mescid-i Aksa’nın sadece Yahudilere bir ibadet olarak açılması ve diğer bütün Müslümanların ve dinlere mensup kişilerin tamamen bu bölgeye girmesinin yasaklanması amacı güdüyor. Şu an Gazze’den ve Batı Şeria’dan gelecek kişilerin bu bölgelere girmesi çok zor şartlarda gerçekleşiyor. Girişlerin yaşa göre cinsiyete göre bile yapıldığı ciddi anlamda sorun olarak karşımızda duruyor.” dedi.
Kudüs ve Gazze’nin geleceğinden her daim umutlu olduklarını belirten Yiğit, “Bizim inancımıza göre Kudüs bir İslam beldesi ve bu şekilde kalacağından hiç şüphemiz yoktur. Malum olduğu üzere 7 Ekim’den itibaren bir buçuk yıldır bir işgal politikası devam ediyor. Bu politikanın elbet bir gün sona ereceğini ve buranın refaha kavuşacağından inancımız tamdır. Bilinç noktasında biz Kudüs ve Filistin çalışmaları merkezi olarak, eğitimin öncelikli gaye olması gerektiğini düşünenlerdeniz. Dolayısıyla Kudüs ve Filistin ile ilgili eğitici programlar yapılması gerekiyor. Kudüs ve Gazze ile ilgili çeşitli etkinliklere katılım gösterilmesi ve işgali kesinlikle dünyaya duyurma çabasına girilmesi lazım." İFADELERİNİ kullandı.
“İşgal rejimi, Ortadoğu’da ilk defa Filistin’e karşı yenildiğini gösterdi”
Boykotun önemi ve işgal rejimin ihlal ettiği ateşkes antlaşmasına da değinen Yiğit, şöyle devam etti:
“7 Ekim’den itibaren ‘boykot hayat kurtarır’ mottosuyla çeşitli etkinliklerde bulunduk. 7 Ekim’den önce boykotun bu kadar, bu denli önem arz edeceği tahmininde değildik. Ancak 7 Ekim’den ve sonrasındaki süreçten haberdar olan bir nesil olarak boykotun hayat kurtardığını ve kesinlikle bu işgal politikalarının ekonomik olarak sekteye uğratacak bir siyaset amacı haline geleceğini söyleyebiliriz. Bu anlamda bütün Müslümanların ve bütün insanlığın boykot derecesinde Filistin’e Filistin halkına küresel manada destek çıkması gerektiği kanaatini taşıyoruz. İşgal rejimin ateşkes antlaşmasına sadık kalmayacağı malumdu. Filistin bölgesinden görüştüğümüz ve durumu değerlendirdiğimiz arkadaşlarımızla bu sürenin çok uzamayacağı kanaateydi. Ancak işgal rejimi ciddi anlamda bir prestij kaybına uğradı. İşgal rejimi, Ortadoğu’da ilk defa Araplara karşı, Filistin’e karşı yenildiğini gösterdi. Saldırıların kısa süreceği düşüncesindeyiz. Son olarak küresel manada bütün insanlığın Kudüs ve Filistin’i adaletsizlik, zorla yerinden edilme politikalarına karşı durmasını ve Filistin halkını savunmasını temenni ediyorum. Bu işgal, Allah’ın izniyle elbette ki bir gün son bulacaktır.” (İLKHA)