Nasıl da huzur kokuyor!
Siz hiç deniz kenarında yosun kokusuyla iç içe saklanmış, yaramaz bir çocuk edasıyla kıyıya vuran dalgaların doyumsuz sesleri arasındaki, gerçek huzurun sesini duydunuz mu?
Bir de bu durumu Karadeniz’in hırçın ve baş eğmeyen dalgalarının arasında hissedip, ciğerlerinize gerçek özgürlüğün ve gerçek bir başkaldırışın asiliğini çekmişseniz değmeyin keyfinize.
Biliyor musunuz?
O yüzden Karadeniz insanı hırçındır.
O yüzden Karadeniz insanı asi…
Asi derken isyan anlamında değil ha; sakın yanlış anlaşılmasın uşağum, haksızlık karşısındaki asiliğidir onun. Dayanamaz bilirim, sessiz kalamaz haksızlık karşısında.
Oturduğum bu bank üzerinde; Karadeniz’in Ordu kıyılarından ufkun sınırlarını zorlarken şu an dünyanın en şanslı insanı olduğum hissine kapıldım bir an.
Neden olmasın ki!
Sağlıklı ve huzurlu ve aynı zamanda da mutlu bir ailem var ve yanı başımda onlarla birlikte huzurun iç sesini dinliyorum. Kimselerin görmediği ve hatta yaşayamadığı yüreğimin derinliklerinde yatan ciddi sevdalarım var benim; vatanımın toprağına, taşına ve hatta hatta kurduna, kuşuna beslediğim… Gecesini başka, gündüzünü başka gözlerle tahlil edip, keyfini sürdüğüm.
Bakmayın siz benim öyle boş hayal bakış takıldığıma; ne derin yüzeylere dalar benim hayallerim, siz vurgun yersiniz orada;
Dalamazsınız…
Siz benim hayallerimin perdesini dahi aralayamazsınız.
Elimde bir bardak buğulu sımsıcak muhabbet deminde harlanmış çayım, karşımda Karadeniz’in uçsuz bucaksız özgürlüğünün selamladığı huzurun iç sesi ve umuduna şaha kalkmış hayallerimin dizginlenemez asiliği.
Değmeyin benim keyfime…
Bu durumu daha önceden de yaşadığımı hissediyorum.
Bir; çok değil evlendiğim gün,
Bir diğeri de yine çok değil, iş yerimde görev değişikliği yapıldığı gün.
İkisinde de Karadeniz’in havasını çekmişim ciğerlerime belli…
Ondandır huzura olan sevdam, ondandır rahatlığım.
Birinde hayatıma düzen geldi diye diğerinde de umudun heyecanını yaşayan şehrimde atılan adımlara Karadeniz esintisi eklendi diye…
Daha ne diyeyim ki?
Yarınlar benim.
Yarınlar bizim.
Yarınlar Karadeniz’in Poyrazından, Palandöken’in Seher yeline uzanan muhabbetinedir.
Yudumlarken muhabbet deminin samimiyet harında dağlanan çayımı, yarın yaşanılacak olanların hazzıdır beni böylesine sımsıkı saran, dolu dolu yaşanacak yarınlara bağlayan…
Umurumda mı sanırsınız?
Yokmuş beni anlayan…
Anlayan anladı o dur beni bağlayan…
Dedim ya;
Karadeniz’in Poyrazından, Palandöken’in Seher Yeline selam olsun…