9523,31%-1,41
37,92% -0,06
41,16% 0,38
3807,62% 0,22
6190,39% 1,97
BİR ADAM, BİR DAVANIN HİKAYESİ
Oya Canbazoğlu
Bazı insanlar vardır, yaşarken bir iz bırakırlar. Bazıları ise sadece bir iz bırakmakla kalmaz, ardında bir yol açar, ışık olur, rehber olur. Rafet Ulutürk işte tam da böyle bir isim. O, yalnızca bir birey değil; bir milletin sesi, bir davanın omurgası ve bir mücadelenin simgesi oldu.
Onun hikâyesi, sınırlarla çizilmiş bir coğrafyanın ötesinde, fikirlerin ve ideallerin inşa ettiği bir dünyada yazıldı. Bulgaristan Türkleri tarih boyunca birçok zorlukla karşılaştı, kimlik mücadelesi verdi. Ama bu mücadelede birilerine ihtiyaç vardı; konuşan, anlatan, harekete geçiren, insanları bir araya getiren birine. İşte Rafet Ulutürk tam da burada devreye girdi. O, Bulgaristan Türklerini sadece bir topluluk olarak değil, Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olarak tanıttı.
Siyasetin soğuk duvarlarını aşan, diplomasinin dar kalıplarına sığmayan bir mücadele onunki… Öyle ki, Bulgaristan’da bir Türk’ün Cumhurbaşkanı olmasının önünü açan sürecin yol haritasını çizen oydu. Sadece bir organizatör değil, bir vizyoner olarak adım attı. Sofya’da Türk Dünyası Liderler Zirvesi’ni düzenleyerek Bulgaristan Türklerini dünyaya tanıttı. Bayrampaşa’da Türk Kadın Kurultayı’nı yaparak, kadınların bu mücadelenin en önemli unsuru olduğunu gösterdi. Kırcaali’nin belgeselini yaparak, tarihe kazınması gereken bir hafıza oluşturdu. Yazdığı kitaplarla, anlattığı hikâyelerle, belgelerle, yaşanmışlıklarla Bulgaristan Türklerinin sesini duyurdu.
Ama belki de en önemlisi, bir fikir verdi insanlara: Mümkün olduğunu gösterdi. Çoğu zaman imkânsız gibi görünen şeyleri mümkün kıldı. "Türk olmak, Bulgaristan’da da güçlü olabilmek demektir" dedi ve bunu ispat etti.
Bugün, bu dava adamının doğum günü. Ama aslında onun doğum günü sadece bir tarih değil, bir hareketin başlangıcı gibi… Zira o, doğduğu günü değil; yaptığı işleri, açtığı yolları, verdiği mücadeleyi doğum tarihi olarak kabul eden birisiydi. Ve biz biliyoruz ki, Rafet Ulutürk gibi insanlar bir kez doğmaz; attıkları her adımda yeniden doğarlar.
İyi ki doğdun, iyi ki bu yolu açtın, iyi ki bizimlesin!