9484,26%-0,41
37,95% 0,02
42,24% 2,48
3817,73% -0,22
6117,59% -1,18
Apo, PKK'ya silahları bırakın dediğinde bunun bir garantisi olmadığını...
PKK, "silah bıraktım" dese de bir kısım PKK'lıların bu işe uymayabileceğini...
Kaldı ki, silahlı terör hareketinin artık tek merkezli, tek önderli olmadığını; KCK’nın alt yapısındaki Irak, Suriye, İran unsurlarının PKK ile birlikte hareket edeceğini beklemenin boş bir hayal olduğunu...
Suriye'de bambaşka hesaplar içine giren PYD yapılanmasının artık PKK dışı işler peşinde yürüdüğünü...
ABD savunma Bakanlığı 5-6 senedir bütçesinden milyarlarca doları Irak ve Suriye'ye harcadı, bölgeye milyarlarca dolarlık silah yığdı, Bahçeli bu durumun böyle olduğunu bilmiyor muydu? Apo'nun özgür bırakılmasını, kongreyi Apo'nun toplamasını istemeyecekler mi zannediyordu?
ABD bölgeye (örgütlere )milyarlarca dolarlık silah indirmiş; bu silahları gönderdiği adamlar "ateşkes" yaptık deyip silahlarını getirip TC'ne teslim ederler mi? Bu nasıl bir beklentidir, nasıl bir saflıktır, ne ölçüsüz ve karşılanmasının mümkün olmayacağını bile bile edilen bir laftır?.. Nasil bir öngörüdür, PARDON ÖNGÖRÜSÜZLÜKTÜR...İki tarafın da terörü sonlandırmak konusunda ( her ne kadar ŞARTSIZ diyorlarsa da - külahıma anlatsınlar- ) temel vazgeçilmezleri olduğu açıktır. TC Devleti ve Devlet PKK'ya diyor ki " silahlı terör örgütünü dağıt, silahlarını teslim et, Kürtçülük etmekten de vazgeç, hepimiz aynıyız, Türküz, vatandaşız..." Cumhuriyet kurulduğundan beri böyle söyleyip gelmişiz...
Peki PKK ne diyor? "Ben/biz özgürlük savaşçısıyız. Önce bunu kabul et. Bizi özgür bırak. Özgürlüğümüzü ver. Apo'yu bırak...Kongremizi toplayalım. Apo yönetsin." ( Devlet bey neredeyse "eş başkan" bile olacaktı.) Cumhuriyetin kuruluşundan beri ne iddiada bulundularsa bunların TC tarafından yerine getirilmesini sağla... Sonra barışı konuşuruz. Yani PKK fiziki barış için, silahsız bir görüşme /müzakere ve anlaşma için eline silah alıp dağa çıkmasına sebep olan şartların değiştirilmesini sart koştu. Devlet bey bunun böyle olduğunu acaba nihayet dün mü anladı da o meşhur, tarihi, edebi, siyaset edebiyatı tarihine geçecek açıklamayı yapma gereği duydu ?.. İnsan okuduğunu, ya da söyleneni anlar, anlamalı...
Anlama kaabiliyeti gitti veya idrak zaafiyeti peydah olduysa da yavaş yavaş bu sahneden çekilmelidir. Aksi halde işler daha da sarpa saracaga benziyor...
Bahçeli yine cok tartışılacağı anlaşılan; " ne demek istedi" , "ne demeye getirdi" diye yorumların (başladı, artık günlerce sürer) günlerce sürebileceği bir açıklamaya imza attı. Ateşkesi uygun görmemiş. "Ahlaki, mantıki, meşru, hukuki" gibi acaip laflar etmiş. Vazgeçtik ateskesten de, bu işe başlamanın; ya da bu işi başlatmanın neresinde ahlakilik,mantıkilik,meşruluk ve hukukilik vardı. Binlerce şehidi hiçe sayarak, Anayasa’nın TCK'nun, Ceza ve İnfaz Kanunu'nun onlarca maddesini çiğneyerek ve çiğneterek bir süreç başlattı. Kendisini ve Apo'yu iki barış havarisi/ güvercini ilan etti ve öyle bilinmek istedi. Ülkemin birçok CAHİL AYDINI da bunu yuttu, yedi, barış gelecek sandı, sevindi...
Bahçeli'ye övgüler düzenler oldu, sağlığı için dualar edildi; en çok da taaa Karayılan'a kadar bölücülerin övgülerine mazhar oldu. Dünkü yazılı aciklama çok net şekilde gösterdi ki, işler umdukları gibi gitmiyor, gitmeyecek de...
Şimdiden OLMAZIN, OLMUYORUN TAŞLARINI DÖŞEMEK LAZIM...
Üzerinde günlerce yorum yapılacak, kafa yorulacak hiçbirşey söylemedi, aslında...
Saf saf kendi başlattığı ve insanları inandırdığı ( bu konuda terörden bunalan insanlar medet umdu) bu saçmalığın olmayacağının, tutmadığının bir itirafıdır, bu demeç...
Geçenlerde sakal bırakmıştım, yine mi bıraksam?..
10 Mart 2025
Şevket Bülend YAHNİCİ